WOKE terörizmi budur. Ülkemize bulaştıran her kuruluş kapatılmalı.
Gazeteci olacak müptezel soruyor: "Neden yeni filminiz %100 İskandinav? ... Siyah insan yok, çeşitlilik yok."
Mads Mikkelsen: "Film 1750 yılında Danimarka'da geçiyor."
Az önce bizim bakkalla bunu konuştuk. Rakip ürünü satmıyormuş, o zaman boş bırakacaksın demişler. Bu buzdolabı su mu yakıyor o zaman elektriğin %30’unu rekabet kurumu ödesin dedi :)
Cidden şaka bir yana bir milli futbolcunun böyle göz önünde olduğu bir anda böyle şeyler yapmaması gerekiyor seni çocuklar da görüyor örnek olman gerekiyor daha dikkatli olması lazım bira dediğin kutudan değil şişeden içilir
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Çünkü Türk değiller.
Hakaret ettiğiniz adam, 2 lozan görüşmeleri için toplantıya katıldığında diğer devlet yöneticilerine verilen koltukların yanında “Türk olduğu için ona verilen küçük bir sandalye”ye oturmayı red edip, uygun koltuklarınız olduğunda yeniden toplantı yaparız diyerek dönemin koşullarında rest çekmiştir.
Bu basit görünen hadise “Türk kimliğinin” ve Türkiye cumhuriyetinin onurudur.
Ve
Sizi parasız bıraktım ama Babasız bırakmadım’ sözüyle her daim hatırımızda kalacaktır.
Allah rahmet eylesin, tüm atalarımıza.
Doktor sekterin en az 10 katını almalı . Yıllarca çalış tıp fakültesi kazan o zor fakülteyi bitir sonra hastaların tüm sorumluluğu sana ait olsun ama maaşa gelince belirgin bir fark olmasın . Promosyon saçmalığından söz etmiyorum zaten sekreterle doktor aynı promosyonu alıyor
Ben ülkemdeki bakanın yazdığı makaleleri görmek isterim, tezlerini okumak isterim özel hayatı ve dini görüşleri beni ilgilendirmiyor şovu kesin artık lütfen
Şu platformda gereksiz üremeye en karşı olan insan benimdir ama ne kadar basit konuşuyorsunuz ya. Önceden durumu iyi olup sonradan bu hale gelmiş bir aile olamaz mı mesela? Durumları kötüye gittikten sonra, iyiye giderken yaptıkları çocukları çöpe mi atsınlar?
3 tane kızı en büyüğü 24 yaşındayken aynı odaya koyarsan sonuç bu maddi durumun yerinde değilse 3 çocuk yapmayacaksın güzel ablam kendi odaları olsa kendi alanlarını dağınık bırakırlardı aceleri varsa sonra toplarlardı sorun kızlarında değil sende fakirsin ve üremişsin 👍