Fırsattan istifade ve "haklı olarak" AHBAP'a yüklenip başımıza Kızılaycı veya AFAD'çı kesilen iktidar yadaşlarına sakin ol şampiyon diyerek hızlarını kessin diye sadece bir soru;
Kızılay ne yaptı?
-Çadırları AHBAP'a ve Eczacılar Birliği'ne parayla sattı.
- Topladığı bağış kanlarını hastanelere parayla sattı.
Nasıl acıtıyor mu?
Daha sayayım mı?
Akın Gürlek ne demişti dün, hatırlayalım:
“Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz; devam eden yargılamaları etkilemeye, Türk yargısını baskı altına almaya ve ülkemizin iç işlerine müdahale etmeye kalkamaz.”
Seyfo, Midyat; gülün!
Bazıları o veya bu sebeple gerçeği ifade edemiyor olabilir. Ama Trump, Gazze'yi kana bulayan Netanyahu'nun tasmasındaki kanlı eldir. Suskun Müslümanlardan bulduğu cesaretle kan döken katildir. Onun zelil varlığıyla Anıtkabir'e adım atmaması hayırlı olandır.
Kurtuluş nedir? Kısa ve çarpıcı bir örnekle açıklayayım.
Ankara'da meclis kurulmuş, ordu toparlamaya çalışıyor, Saltanat, buna mani olmak için İngilizlerle bir olup Halife ordusu kuruyor, Biga'dan İzmit'e, Sakarya'dan Bolu'ya, Kayseri'den Konya'ya kadar isyan çıkarıyorlar. Ankara bu güçlüğün de üstesinden gelince bu kez Yunan ordusuna yol veriyorlar. Palikarya Bursa'yı işgal ediyor. O günlerde, Vahdettin'in Adalet Bakanı Ali Rüştü basının “Yunan harekâtını protesto edecek misiniz?” sorusuna şöyle cevap veriyor:
Kendi programımıza dahil bulunan bir hareketi neden protesto edelim? General Paraskevupolos’un ordusu şimdi süratle devam edecek ve birkaç haftada Ankara surları önüne varacaktır.
Sadece düşmandan değil, hainlerden de kurtulduk. Belki de bu gerçekler unutturulmak isteniyor, kim bilir...
Bu hafta 90 bin camideki merkezi cuma hutbesinde 'kutsal değerlerin mizah adı altında alaya alınması gibi unsurların çocukları yozlaştırdığı' söylendi.
Peki,
"-Başımızda Allah'ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var..." (Düzce Milletvekili Fevai Arslan)
"-Onu görünce salavat getiririz..." (Siirt milletvekili Yasin Aktay)
"-Ayakkabısını elimizle yalamamız lazım..." (Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız)...
Sözlerinin çocuklar üzerinde hiç mi yozlaştırıcı etkisi yok?
Bunlarla ilgili bırakın 90 camiyi tek bir kişiye tek bir sözünüz oldu mu ey Diyanet?!
Vallhi ben hayatımda ilk kez valinin sözüne inanıp Gezi parkına giderken gözaltına alındığımda 62 yaşındaydım...Çıplak arama da dahil felaket koşullarda geçen 4 günlük gözaltı süreci süreci sonucunda polise mukavemetten ifademi alan savcı bana uzun uzun baktı ve sen dedi polise mukavamet ettin mi? Dedim ki : "Sayın Savcı, eğer gencecik polisimiz bu yaşımda onlara mukavemet ettiğimi söylüyorsa bu benim için oldukça karizmatik bir durum olur..." "O ne demek" dedi... "Benim yaşımdaki kadın arkadaşlarım anca torun bakıyor, bana baksanıza..." dedim... Bana ters ters baktı yaz kızım dedi; "Polise mukavemet etmemiştir..." Sonra suç örgütü kurmak ve yönetmek iddiası ile yargılama sürecini başlattı... Yıllarca yargılandım ama tutuksuz...Üç beraaten sonra 71 yaşında hüküm giydim...18 ay sonra gönlümü ve aklımı Bakıköyde tutsak bırakarak dışarıdaki gözaltı dünyasına katıldım...
Şimdi bu distopik ve kara mizah gibi suçlamaları ve tutuklulukları duyunca içim yanıyor...
Bir de bir ricam olacak lütfen hala hayatla mücadele etmekte olan bizlere şefkatle bile olsa bir "Teyze" demeyin...Adımız var bizim...
“TFF Başkanı ilkokul mezunu olabilir mi?”
Timur Soykan: (İbrahim Hacıosmanoğlu)
• İbrahim Hacıosmanoğlu, Bahar Feyzan’a ilkokul mezunu olduğunu söylüyor.
• “Ben bunu gizlemedim ki.” demiş.
• İlkokul mezunuymuş.
• Şimdi TFF Başkanı ilkokul mezunu olabiliyor mu?
• Mevzuata bakılıyor. Olamıyor gibi gözüküyor ama nasıl olduysa olmuş.
• Zaten soyunma odasında hakemleri özgürlüğünden alıkoymuş biri.
• Hürriyetten alıkoyma diye bir suç var.
• Bu kişi Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı oluyorsa yani daha ne diyeceksiniz?
Sevgili Dostlarım,
56 yıllık ömrüm boyunca hiçbir özel sektör kuruluşu ile profesyonel ilişki kurmadım; çalıştığım üniversitelerden aldığım maaş, emekli aylığım ve ailemden intikal eden mütevazı mal varlığı dışında ne bir gelirim ne de gelir arayışım oldu.
Buna rağmen, bir suç gelirleri aklama soruşturması kapsamında sekiz ay tedbiren tutuklu kaldım. Tutuklanma gerekçemde İstanbul Bilgi Üniversitesi’ni yönettiğim ifade edildi. Oysa, 18 yıl sürdürdüğüm öğretim üyeliğinden emekli olup mütevelli heyetine girdiğim 2016 yılından beri bu üniversiteyi yönetme yetkisine kanunen sahip pozisyonların hiçbirinde bulunmadım, kaynak kullanma yetkim olmadı, dolayısıyla üniversite adına tek bir harcama kararında imzam yok. Adını 2019 yılında üniversiteye gelmesinden sonra duyduğum Can Holding’le herhangi bir profesyonel ilişkim ise zaten söz konusu değil. Bu vesileyle, ülkemizde vakıf üniversitelerinin kamu tüzel kişiliği taşıdıklarını ve mütevelli heyet üyeliklerinin fahri nitelikte olduğunu hatırlatmak isterim. Ezcümle, konuyla alakam, bilim insanı ve eski rektörü kimliğimle üniversiteye emekliliğimden sonra maddi kazancım olmadan yaptığım akademik katkılardan ibaret.
Bu açıklamayı yapmayı kamuoyuna karşı bir sorumluluk olarak gördüm. Yoksa sızlanmıyorum; kırgınlığım, kızgınlığım da yok. Neticede kimse yasaların üzerinde değil, ben de ülkemin yasal süreçlerine saygıyla riayet ettim. Uğradığım haksızlığa karşı hukuk zemininde verdiğim mücadelenin ise bu süreçlerin ihtiyaç duydukları iyileştirmeye katkı yapmasını diliyorum.
“Ya nasip” demeyi öğreten bir yolun ehliyim. İçeriden dışarıya bakmış olmak da tekâmül yolculuğumun bir parçası olsun.
“Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi,
Kâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni.”
Bu süreç boyunca gösterdiğiniz yüksek güvene layık olmak ömrümün geri kalan kısmındaki temel görevim olacak.
Baki muhabbetle.
Kapısında öğretmenleri yerlerde sürükleyerek gözaltına aldıkları bu mecliste bugün okullardaki şiddeti araştırma komisyonu müsameresi var.
7 sendika dinlenecek ama 3 gündür hakları için açlık grevinde olan ve bugün yine ters kelepçeyle sürükleyerek üyelerini gözaltına aldıkları “ Özel Sektör” Öğretmenleri Sendikasını dinlemeye tahammülleri yok.
Çünkü her patronun olduğu gibi özel okul patronlarının da mutlak hakimi oldukları rejimde sonsuz torpilleri var.
Genel Kurul’da ise “taksi plaka devrinde plaka sahipleri bir de KDV ödeyerek yorulmasın” vb., pazarda bir kilo domates alamaz hale getirdikleri milyonları çok yakından ilgilendiren(!) çeşitli maddeleri oylayacaklar.
Yeterince zenginseniz Saray Rejimi gerçekten şahane bir rejim.
⭕️Timur Soykan:
⭕️(‘İmamoğlu ve Özgür Özel CHP’den istifa etsin’ diyen Berhan Şimşek’e)
• Ya Berhan Şimşek bir tane oy almış mı yani? Berhan Şimşek’e ailesi oy verir mi emin değilim yani.
• “Evlat olsa sevilmez” derler ya. Evlat olsa oy verilmez yani.
• Öyle bir kişi. Toplumda hiçbir karşılığı yok.
• 25,5 milyon insanın imza verdiği CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na “istifa etmeli” diyor.
• Kim diyor?
• Hiçbir oyu olmayan, mahkeme kararıyla oraya gönderilen ve Kılıçdaroğlu tarafından bir koltuk verilen Berhan Şimşek diyor.
• Partiyi birinci parti yapmış, 2024 31 Mart seçimlerinde CHP’yi 1977’den beri en yüksek seviyeye getirmiş, AKP’yi ikinci parti yapmış olan Özgür Özel’e de “istifa etmeli” falan diyor.
• Niye?
• Saray öyle istiyor. Saray yargısı öyle istiyor.
• Ey utanma duygusu, gerçekten neredesin?
Timur Soykan: "6 yaşında kız çocuğunu evlendiren sapığa elleriyle teslim eden Yusuf Ziya Gümüşel serbest.
Bu olay ortaya çıktıktan sonra Yusuf Ziya Gümüşel’in kurucusu olduğu Hiranur Vakfı'nın o kaçak bölümlerini bu yıkan İmar Daire başkanı Ramazan Gülten cezaevinde, hapiste.
Ramazan Gülten, Yusuf Siyah Gümüşel'in serbest bırakıldığı gün İBB davası duruşmasında ifade veriyordu."
Suudi Arabistan’la yapılan 5.000 MW’lık enerji anlaşmasının oylanması sırasında kürsüye 79 pusula gönderildi. İsim yoklamasında ise salonda sadece 4 AK Parti milletvekilinin bulunduğu görüldü.
İlk oylamada katılım 165’te kaldı, ikinci oylamada da toplantı yeter sayısı sağlanamadı. Sözleşme oylaması geçersiz sayıldı, Genel Kurul kapandı.
Milletin Meclisi’nde cevap bekleyen soru açık:
79 pusulayı kim verdi, kim sahte imza attı,milletvekilleri neredeydi?
Soruyorum, cevap verin!
@adalet_bakanlik
İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı tarafından yapılan açıklamada yer alan "bu kararda emeği geçen yetkililere teşekkür ediyoruz" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Ahmet Mahmut Ünlü'nün açıklamasında yer alan "Tahliyesinde emeği geçen yetkili, yetkisiz herkese" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Son üç yıl içerisinde Adli Tıp Kurumu tarafından "cezaevinde kalabilir" raporu verilmesine rağmen kısa süre sonra hayatını kaybeden hasta mahpus sayısı kaçtır?
Gezi Davası hükümlülerinden MS hastası Tayfun Kahraman hakkında yapılan tahliye ve infaz erteleme başvuruları kaç kez değerlendirilmiş, bu başvuruların reddedilme gerekçeleri nelerdir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Kahraman için neden uygulanmamaktadır?
İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve akut lösemi ile lenfoma öyküsü nedeniyle sağlık durumu kamuoyuna yansıyan Mehmet Murat Çalık hakkında yapılan tahliye ve sağlık gerekçeli başvuruların durumu nedir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Çalık için neden uygulanmamaktadır?
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.