Milletin özel hayatına inmeyi ne çok seviyosunuz be . İyi kötü umrumda değil ama bu ağız yakışmıyo bilader , milletin yatak odasından sanane sizene . Başka mevzular üzerinden eleştirin , vurun , yargılayın ama bel altı vurmayın biraz insanlık
@hakan_aygun Kendilerinden olmayınca nasıl da çirkefleşiyolar bakın. Tam tersi orda Özel olsaydı ve aynı kelimeleri kullansaydı eğer o pis elleriyle neler yazacaklardı
Törene katılıyorsanız seremoninin işleyişi nasılsa ona uyacaksınız. Yoksa gidip diplomanızı sekreterlikten alabilirsiniz. Ben orada kendimi değil Felsefe Bölümü'nü temsil ediyorum, sizin showunuzun bir parçası olamam.
Bugün Felsefe mezuniyet töreninde bir arkadaşımız paraşüt akademisyenden diploma alırken fotoğraf çekilmek istemedi. Bunun üzerine paraşüt Yasin Ramazan Başaran arkadaşımızın diplomasını vermek istemedi ve fiziksel olarak müdahale etti!
Yasin Ramazan Başaran derhal bölümden uzaklaştırılmalıdır.
Arkadaşımızın yanındayız, öğrenciler size boyun eğmeyecek!
Şu yorumları bi okuyun Allah aşkına, ne pis millet olmuşuz , neredeyse tacizciyi savunacak adamlar "ne olacak yeaa engelleseydin" gibi saçma sapan argümanlar sunuyorlar. Hepsi aynı bok çünkü, tişörtden bile tahrik olacak embesiller sürüsü
Dün Konya-Kocaeli #TCDD yolculuğumda yanımda oturan bir yabancı, yolculuk boyunca beni rahatsız edecek şekilde izledi. Eve geldiğimde ise Instagram hesabımı bulup bana mesaj attığını gördüm. Yaşadığım olayı ve ekran görüntülerini paylaşmak istiyorum. 🧵
Deniz Göktaş Bana Ağır hakaret etti!
Professional 3 yıldız belgesine sahip dalgıçım! Sahnesinde "Sktiğimin dalgıçları" diye hakaret ediyor!
İnsanlar hakareti alkışlıyor. Gülüyor. Biz eleştirince linç yiyoruz. Onlar bize küfür ederken devrimci oluyor.
Hayatı sosyete pazarında geçmiş kadıköy çocuğu yaşadıklarımın yüzde birini yaşamamış. Bizim hayatımız örgütlerle çetelerle mücadele ile geçti. Hayatı boyunca ezber yapıp okumaktan başka ne yapmış!
Anarşist devlet memurunun şımarık çocuğu: işte Türkiye'deki devrimcilerin özeti ve çelişkisi!
Avukat tutsam dava etsem ne olur acaba!
@idgoktas özür dileyecek misin?
Sahnenin yeni pilli oyuncağı Deniz Göktaş örneği, günümüz Türkiye’sinde muhalif ve entelektüel olmanın ne kadar ucuza indirgendiğinin trajik bir vesikasıdır. Sahnede sergilenen o bezgin ve üstenci tavır, derin bir entelektüel buhranın yanında, üretim kısırlığının, alkış bağımlılığının ve kendi kitlesinin egosunu doyurmaya programlanmış bir ezberin ürünüdür.
Dahası sığ bir popülizmin ve zihinsel çaresizliğin yarattığı derin bir boşluktur..
Komünist Ailenin
Komedyen Çocuğu: Deniz Göktaş
Deniz Gezmiş'in ismi verilmiş. Asılarak idam edilen bir komünistsin isminin ağırlığı ile büyümüş. Küçük yaştan itibaren onun ideolojileri yüklenmeye çalışılmış.
Belli ki ailesi tarafından bir halk kahramanı olması hayalleri kurulmuş.
Ailesi LGS Anneleri gibi kendi başaramadıklarını, ideolojilerini çocuğun yaşına ve karakterine bakmadan ona yüklemişler ve ondan bu ağır yükü taşımasını beklemişler.
Küçük yaştan itibaren yaşına uygun olmayan ağır siyasi konuların içerisinde bulmuş kendini. Ailesi çocuğun psikolojisinin içine etmiş.
Bir kahraman değil içine kapanık asosyal bir çocuk ortaya çıkmış
İlk mide ağrıları lisede din dersinde başlamış. Ailesine anlattığı dinle okulda öğrendiği din arasında çelişkiler içerisinde kalmış.
Zeki fakat akıllı değil. Muhakeme yeteneği yok.
Anne babasının ezberleriyle büyümüş sorgulamamış.
Onca eyleme katılmış fakat bir kere bile polis sorgusuna takılmamış. Komünist ailesinin övüneceği bir vukuat yok. "Dizi oyuncuları bile gözaltına alınıyor, sana neden bir şey olmuyor yoksa işbirlikçi misin?" Diye babası tarafından aşağılanıyor.
Son gösterisinde "Bedavadan 'aydın' olmak için bu metni yazdım" diyor.
Bütün çocukluğu "sürgündeki aydın- hapisteki aydın- ölü aydın" güzellemeleri dinleyerek geçiyor.
Anne babasının "aydın" diye tanımladığı "komünistlere" duyduğu hayranlıkları kendisi de onlara yaşatmak istiyor.
Zeki fakat akıllı değil.
Kahraman olma takıntısı kutsala hakaret etmeye kadar veriyor. Bunca insanın en değerlisi olan dinle Peygamberle dalga geçiyor Peygamber Efendimize "yazar" diyor. Ilahi bir kitap olmadığı vurgusu yapıyor. Kur'an-ı Kerim'in son kitap olması ile dalga geçiyor.
Zeki fakat akıllı değil.
1400 yıl sonra bile dünyada tüm Kuranı Kerim'lerin birbirinin aynısı olması, bir kelime değişikliğinin bile olmaması, onun son kitabı olduğunun, korunduğunun, ilahi bir kitap olduğunun açık ve net göstergesi. Fakat bunun muhakemesini yapamıyor.
Zeki fakat akıllı değil.
Kolay yoldan kahraman olmaya çalışıyor. Muhtemelen evde her çalan zilde eli ayağı dökülüp titriyordur. İşte almaya geldiler diye. Bir taraftan da niye gelmediler yine mi kahraman olamayacağız sıkıntısı içerisindedir.
Çocukluğundan beri olduğu gibi çelişkiler ve zıtlıklar içerisinde.
Deniz Göktaş suça sürüklenen bir çocuk.
#DenizGöktaşTutuklansın demişler fakat bence anne babası tutuklanmalı @idgoktas
Hâlâ yok özgür yok kk yok İmamoğlu tartışması yapmak ne kadar gereksiz hiç biriniz farkında değilsiniz, böyle devam edin parçalanın ülkeyi tamamen teslim edin afferin size
ÖZGÜR ÖZEL’in sonu siyasi yalnızlık ve tasfiyeden ibaret olacaktır!
Tüm araştırma şirketleri içinde seçim sonuçlarını en düşük hata payıyla tahmin eden kuruluşlardan biri olan BETİMAR‘ın, Özgür Özel için oy oranını %5,3 olarak açıklaması siyasette önemli bir kırılma noktasıdır. Bu araştırmadan sonra Özgür Özel’le birlikte hareket eden milletvekilleri ve belediye başkanlarının, siyasi geleceklerini riske atmamak adına ondan yavaş yavaş uzaklaşacağı kanaatindeyim. Buna karşılık, Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki CHP’nin %22,40 seviyesinde gösterilmesi Kemal Bey’in elini ciddi biçimde rahatlatacaktır. Böyle bir tabloda başta Özgür Özel olmak üzere parti içindeki ayrılıkçı kanadın önde gelen isimlerini ihraç ederek parti üzerindeki hâkimiyetini yeniden tesis edebilir.
Siyasetin dengelerini asıl değiştirecek hamlenin ise Ekrem İmamoğlu cephesinden geleceği düşüncesindeyim. İmamoğlu’nun, “zübük tarzı siyaset” olarak görülen anlayışın temsilcisi Özgür Özel’le yollarını ayırıp tamamen güvendiği isimlerle yeni bir parti kurması ya da seçime girme hakkı bulunan bir partiyi devralarak yoluna devam etmesi hâlinde, Türkiye siyasetindeki dengeler önemli ölçüde değişebilir. Çünkü bugüne kadar AK Parti karşısında elde edilen seçim başarılarının temel mimarının Ekrem İmamoğlu olduğu kanaati yaygındır. Özgür Özel ise bu başarının siyasi meyvelerini toplamaya ve kendisini ön plana çıkarmaya çalıştı. Ancak siyasette algıyla gerçek her zaman aynı değildir. Gerçeklikten uzak bu liderlik provasının sonunda Özgür Özel’i siyasetin dışına itecek bir sürecin yaşanması kuvvetle muhtemeldir.
Usta sanatçı Kadir İnanır'ın hayat arkadaşı sanatçı Jülide Kural'ın sözleri duygusal anlar yaşattı:
"Kadir İnanır aslında abisidir, dayısıdır, sevgilisidir, oğludur, babasıdır. Aslında o, halktır. Anadolu'dur ve bütün halkların dostudur. O yüzden de Rum'dur, Türk'tür, Ermeni'dir, Çerkez'dir, Boşnak'tır, Arap'tır ve tabii Kürt'tür.
Bu dünyadayken ya da ayrılırken en büyük vasiyetidir memleketine; 'O büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız' der dünyanın en güzel gülümsemesiyle. Vasiyetin sorumluluğumuzdur, bir gün mutlaka sevgilim, mutlaka."
Sabahat hanımı sevmem orası ayrı da sizin vekilleriniz sanki bedavaya vekillik yapıyomuş size destek veren şarkıcılar sanki belediyelerden konser vermicekmiş gibi konuşuyosunuz ya gerçekten mide bulandırıyosunuz , yeter bıktık sizin çekişmenizden düşün artık ülkenin yakasından
Şu üç günlük dünya için değer mi be Sebahat Hanım?
Aslında sizinle uzun uzun Alevilik tarihi, inancı ve felsefesi üzerine sohbet etmek isterdim ama görüyorum ki paylaşımlarınıza yorum yapmamızı engellemişsiniz.
Yıllarca sazınla, sözünle, türkülerinde ezilenlerin sesini anlattın.
İnançların, acıların, direnişin türkülerini söyledin.
Seni dinleyen insanlar vicdanı, adaleti ve onurlu duruşu alkışladıklarını düşündüler.
Sonra siyaset geldi...
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu sana milletvekilliği yolunu açtı.
Bugün emekli milletvekili maaşıyla, milyonlarca emekçinin hayal bile edemeyeceği bir ekonomik konfora ve güvenceye sahipsin.
Peki ya geride kalanlar?
Ay sonunu getiremeyen emekliler...
Asgari ücretle çocuk büyüten anne babalar...
Pazar artıklarını toplayan yaşlılar...
Onlar hala ekmek hesabı yapıyor.
Sen ise hangi kavganın içindesin?
Belediyelerden bir konser daha fazla alabilmek için kişiliğinden taviz verme daha fazla eğilme Sebahat Hanım.
İnsan bazen susarak büyür.
Bazen de yanlış safta konuşarak küçülür Sebahat Hanım.
Türkülerinde "hak" dedin...
Şimdi haksızlık eleştirilerine rağmen alkış tuttuğun isimler yüzünden insanlar sana haklı olarak şu soruyu soruyor;
"Bu muydu yıllarca anlattığın adalet?"
Ne acıdır ki bir sanatçının en büyük serveti bankalardaki parası değil, halkın gönlünde edindiği yerdir.
O yer sarsılınca hiçbir maaş onu geri satın alamaz.
Bugün seni eleştirenlerin önemli bir kısmı, dün konserlerinde gözyaşı döken insanlardı Sebahat Hanım.
Yıllarca zalime karşı söylenen türküler...
Bugün kamu kaynaklarını talan eden, makamı ve parayı elinde bulunduranları alkışlamak için miymiş?
Yıllarca mazlumun yanında duran bir ses...
Bugün eleştirilere göre rantın gölgesinde kaybolmak için miymiş?
Şu üç günlük dünya...
İnsan cebini doldurabilir.
Makam sahibi olabilir.
Alkış da toplayabilir.
Ama bir gün gelir...
Alkışlar biter.
Sahne kapanır.
Işıklar söner.
Geriye sadece isim kalır Sebahat Hanım.
Ve insanlar o ismi anarken ya "Ne onurlu insandı." der...
Ya da...
"Keşke sonunu böyle yazmasaydı." diye iç geçirir.
İşte bütün mesele budur.
Çünkü servet miras kalır.
Makam unutulur.
Ama itibar...
Ya nesiller boyu anlatılır...
Ya da nesiller boyu ibret olur Sebahat Hanım.
Saygılarımla...