Bugün bir polis kardeşimizi daha kaybettik.
Geride bıraktığı mektupta şunları yazıyor: “Yıllarca maddi konularda hep çıkmaza girdim ve hep altında kaldım.” “Bu sefer tamamen her şeyi tüketmiş bulunmaktayım.” “Çıkmaya çalıştıkça daha beter olduk ve bütün her şey tükendi.”
Efkan Ala’ya söyledim. Süleyman Soylu’ya söyledim. Ali Yerlikaya’ya söyledim. Mustafa Çiftçi’ye söyledim:
Polisin taban maaşı yaşanabilir değil. Fazla mesaisi yok. Emekli olanı ağır bir yoksulluk bekliyor.
Amir baskısı ve mobbing aynen sürüyor.
Hiçbiri çözmedi.
Bu kardeşimizin mektubundaki satırlar, çözülmesi tercih edilmemiş sorunların polis memuruna faturasıdır.
Polis babası olması sebebiyle acaba Mustafa Çiftçi bir adım atabilir mi dedik ancak geldiğimiz noktada onun da çözeceğine, çözebileceğine zerre inancım yok.
Kardeşime Allah’tan rahmet diliyorum.
Allah bu acıları bir daha yaşatmasın.
Polis Memuru Mehmet Erbil intihar etti.
İstanbul Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’nde görevli, evli ve biri otizm tanılı 2 çocuk babası...
İddiaya göre; polis memuru Mehmet Erbil, görevi başındayken “ehliyetsiz araç kullanan” bir şahsa kanun uyarınca trafik cezası yazdı.
Trafik cezasını yazdığı şahıs, polis memurumuz Mehmet Erbil’i “Ben Başakşehir Kaymakamının yakınıyım” diyerek ceza yazmaması konusunda “uyardı”; polis memurumuz cezayı yazdı.
İddiaya göre; Başakşehir Kaymakamı İlçe Emniyet Müdürünü aradı, cezai işlem uygulanan kişinin cezayı yazan polis memuruna “Kendisinin kim olduğunu söylemesine rağmen" ceza yazıldığını söyledi ve bundan sonra polis memuru Mehmet Erbil mobbing görmeye başladı.
"Seninle çalışmak istemiyoruz" dendi...
Arkadaşlarıyla bir kafede otururken amiri geldi, kendisini uyardı, arkadaşlarına GBT yaptı...
Amirlerinin mobbingine maruz kaldı...
Jet hızıyla görev yerinin Bağcılar olarak değiştirilmesi "uygun bulundu."
Her şey birkaç gün içinde oldu.
İddialar sarsıcı, soruşturulmaya muhtaç...
Tüm iddiaları Meclis'e taşıdım, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye sordum:
1. Başakşehir Kaymakamı, “ehliyetsiz araç kullanan” bir şahsa kanun uyarınca yazılan bir trafik cezası için İlçe Emniyet Müdürünü aramış mıdır? Kaymakam cezai işlem uygulanan kişinin cezayı yazan polis memuruna “Kendisinin kim olduğunu söylemesine rağmen ceza yazıldığını” söyleyerek polis memurunu müdürüne şikayet etmiş midir? Bu iddialar araştırılacak mıdır?
2. Kaymakam tarafından aranan İlçe Emniyet Müdürü, görevini yapan polis memuruna mobbing uygulamış mıdır? Polis memuru Mehmet Erbil’e görevli olduğu müdürlükte “Seninle çalışmayacağız, seni istemiyoruz” gibi beyanlarda bulunulduğu doğru mudur?
3. Mehmet Erbil’in izinli olduğu bir günde arkadaşlarıyla bir kafede otururken bir başkomiserin mekana gelip Erbil’i uyardığı, birlikte oturduğu arkadaşlarına GBT yaptığı ve tayininin çıkacağını söylediği iddiaları doğru mudur?
4. Ceza işleminin uygulandığı gün ve saatten, polis memuru Mehmet Erbil’in intihar girişiminde bulunduğu ana kadar; iddiaların odağındaki Başakşehir Kaymakamı, Başakşehir İlçe Emniyet Müdürü ve ilgili Trafik Denetleme Büro Amiri arasında gerçekleşen telefon görüşmelerine ait HTS (arama/mesaj) kayıtları geriye dönük incelenecek midir?
5. Polis memuru Mehmet Erbil’in izinli gününde arkadaşlarıyla oturduğu kafeye giderek GBT sorgulaması yaptığı iddia edilen başkomiserin, bu işlemi hangi yasal gerekçe, emir veya ihbara dayanarak yaptığı resmi kayıtlarda mevcut mudur? Söz konusu kafenin güvenlik kamerası görüntüleri ve o esnada sistem üzerinden yapılan GBT sorgulama kayıtları güvence altına alınmış mıdır?
6. Polis memuru Mehmet Erbil’i intihara sürüklediği iddia edilen tüm bu olaylar zincirinin ve iddiaların araştırılarak gerçeğin ortaya çıkması amacıyla; Başakşehir Kaymakamı, İlçe Emniyet Müdürü ve söz konusu başkomiser ile ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmış mıdır? Konuyla ilgili Bakanlığın ilgili teftiş kurulları harekete geçirilmiş midir?
7. Polis memuru Mehmet Erbil’in İstanbul Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’nden Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği’ne görevlendirilmesinin gerekçesi nedir?
Diyarbakır'a Amed demeyi kabul ettiğiniz zaman, "Konya'ya İkonyum, Sakarya'ya Sangaryos, Trabzon'a Trapezus" demek isteyenlerin de önünü açmış olursunuz.
Yarın "o sarı öküzü vermeyecektik" dememek için,
bu ülkenin şehirlerinin resmi adına sahip çıkacaksınız.
Bakın kimsenin açıktan söyleyemediği şeyi ben söyleyeyim;
Türkler Avrupa’ya vizesiz gidemiyor. Sebebi ise Kürtler.
Kürtlerin suça yatkın olması ve şehir hayatına hâlâ ayak uyduramamalarının derdini çekiyor bu millet.
Hem ülke içerisinde, hem ülke dışında.
Sakın ha sarıyı çıkarma…
Sakın ha kırmızıyı gösterme…
Sakın ha VAR’a gitme…
Sakın ha penaltı verme…
Sakın ha bazı konuları açma
“Sakın ha…”
Sezon boyu tüm kritik pozisyonlarınız askıdaydı.
Şimdi ‘ilişkiler askıya’…
Sıra bu maçta mı?