İstanbul’da 7-8 kiloluk bir jack russella geçici veya kalıcı yuva arıyorum
bu ilanları paylaşmazsanız bu hayvanları barınaktan çıkarmamızın bir anlamı yok malesef
Demek ki yarın öbürgün kedimiz köpeğimizle foto koyup altına canım kızım falan yazarsak biz de soruşturma geçirebiliriz:) Tertemiz bi delirme hali.
Bugün insanların aile kurmasının önündeki en büyük engel köpekli reklam değil mahvettiğiniz ekonomi. Ülkenin geldiği hal yüzünden kimse evlenip barklanıp çoluğa çocuğa karışmak istemiyor, karışanlar da geliri ne olursa olsun çocuklarını bir an önce yurtdışına gönderme derdinde çünkü eğitim sistemini de mahvettiniz. Üniversiteler binadan ibaret, çalışıp girilebilecek ücretsiz kaliteli lise diye bir şey bırakmadınız. Gençler doğru düzgün işlerde çalışacakları bir gelecek görmedikleri için kapağı uzaklara atmayı hayal ediyor.
Eğer siz gerçekten aile kurumu güçlensin, evlenme, anne baba olma özenilsin, çocuk sayısı hızla artsın istiyorsanız köpekli süpürge reklamlarının peşine düşmek yerine milletin yakasından düşün. Bakın o zaman nasıl hızla evlenip çoluğa çocuğa karışıyoruz:)
Ve evet layıkıyla hayvan sahibi olmak da anne babalık kadar kıymetlidir. 'Yaradılanı severiz, yaradandan ötürü' dememiş mi Yunus Emre? Ayrıca bu komik yasakçı her şeyden zırt diye tetiklenenen narin tutumunuzun çok büyük ihtimalle markaya yarayacağını düşünemediniz mi? Sansürcülüğünüzle en büyük #reklam ı siz yapmış olmadınız mı?
Mesela benim evimde hiç olmadı o markadan ama bugün direkt o süpürgeyi sepete atacağım💁🏼♂️
Yarattığınız farkındalık için teşekkürler😘
Süpürge reklamını izleyip "aa köpek annesi de olunabiliyormuş, ben en iyisi insan annesi olmayayım" diyen kimse olacağını sanmıyorum. Ama bunun bile yasaklandığını, şeytanlaştırıldığını görüp "özgürlüğün bu kadar baskı altına alındığı yerde çocuk sahibi olmayayım" diyen var.
Bir insanın kedisi köpeği hayvanı için o benim yavrum, kızım, oğlum demesi, ben onun annesiyim - babasıyım demesi kişiyi “deli, anormal, psikolojik olarak rahatsız” yapmaz. Kişinin o canlıyla bir bağ, bir sevgi, şefkat, merhamet, bakım ilişkisi kurduğunu gösterir ve bu hitaplar bu ilişkinin sözlü ifadesidir.
İnsanlar zaten evlerine aldıkları, bakımını üstlendikleri canlılara böyle bir yakınlık duydukları için bunu yapıyorlar. Bu insanlar delüzyonda değil, bu hitapları bir başka canlıya bir bakım - sorumluluk ifadesi olarak söylüyorlar.
Biri ben köpek annesiyim deyince kendini köpek sanmıyor. Ya da biri sen benim çocuğum var deyince cevap olarak benim de köpeğim var deyince senin çocuğuna köpek demiş olmuyor. Benim de bir bağ - bakım verme ilişkisinde olduğum bir varlık var diyor. Bu senin çocuğunla ilişkini değersizleştirmiyor, çocukla köpeği bir hiyerarşiye koymuyor.
İnsanların çocuk yapacağı varsa yaparlar, köpekleri kedileri var diye çocuk yapmamazlık etmezler zaten. Yok ben zaten çocuk istemiyorum kedi köpekle mutluyum diyene de zorla hayır kedi köpekle olmaz diye çocuk yaptırmayın zaten?
Ben evdeki kedime köpeğime oğlum - kızım demesem, müdür desem ne yapacaksınız çalışma bakanlığından inceleme mi başlatacaksınız o müdür değil, müdürse nerde iş kontratı diye. İdrak seviyemizi 7 yaş üstüne çıkarmaya gayret edelim. İnsanları rahat bırakalım.
Lily 9 aylık dişi, kısır bir birey kendisi. 3 ay önce sokaktan kurtarıldı. Tuvalet eğitimi var, kedi ve köpeklerle arası çok iyi. Enerjisi fazlasıyla yüksek her bebek köpek gibi. Birlikte ömür geçirebileceği o mutlu aileyi arıyor.
Yaygınlaştırarak bu paylaşımın o güzel ailenin önüne düşmesini sağlarsanız çok mutlu oluruz 🙏🍀
Satın aldıkları tegzahları bırakmadıkları için 3 gündür günlük 17.000 tl ceza yiyen bu esnafın halini görecek kimse yok mu? Belediye bizim satın aldığımız tezgahları başkalarına bedavaya dağıtacak ve bizim paramızı vermeyecek! LÜTFEN SESİMİZİ DUYUN
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
sahiplendirme ilanı
5-6 kiloluk , 6 aylık bir erkek jack russell
barınağa terkedilmiş.
çipi yok, yavru sayıldığından kısır değil henüz.
tuvaletini pede yapmaya alışmış. düzenli dışarı çıkartılırsa dışarı yapmaya başlayacaktır.
ısrarcı bir havlama huyu yok. ancak evde uzun süre yalnız kalamaz.ağlıyor o durumda😞
kedileriniz köpeğe alışıksa kedilerle sorun olmaz. ancak hiç köpek görmemiş kedileri köpeğin yüksek enerjisi strese sokabilir.
köpeklerle arası iyi.
aşırı zeki bir çocuk. 1 gecede biçok şeyi öğrendi.
enerjisini attıracak, 10-15 sene bakabileceğinin bilincinde olan sorumluluk sahibi insanları talip olmaya bekliyoruz
istanbul dışına verilmeyecektir
bahçeye fabrikaya dükkan önüne verilmeyecektir. (siz çıkmazsanız dışarı çıkmak bile istemiyor, sürekli yanınızda olmak istiyor)
Hayvanların Korunmasına Dair hazırlandığı iddia edilen Yönetmelik taslağı;
📌Sahipsiz yasaklı ırkların öldürülmesinin,
📌Veteriner Hekim olmaksızın narkotik ilaçların kullanımı yoluyla hayvanların toplanmasının ve toplanırken öldürülmesinin,
📌Kedilerin toplanarak bölgesinin değiştirilmesi kılıfı ile yok edilmesinin önü açılmaktadır.
Ayrıca;
📌Tüm sahipli hayvanlara tasma ve ağızlık şartı.
📌Hayvan sahiplenme sayısına sınırlama getirilmektedir.
📌Belediye bakımevlerinden sahiplenme oranı zaten çok düşükken bir de sahiplenmek için yönetim planı ve/veya izni ile sahiplendirilme yapılacağının söylenmesi kendi içinde çelişkilidir.
📌Toplu hayvan bakılan özel yaşam alanlarının kuruluş şartlarının zorlaştırılması gönüllü ve STK’ların yaşatma çabalarının da önünü kapatmaktadır.
Kısa başlıklar altında belirttiğimiz hususları ve daha fazlasını içeren #TaslakKabulEdilemez
@TCTarim Bakanı @ibrahimyumakli yaşam hakkını yok sayarak tamamen hayvanları ötenazi ile katletmek üzere hazırlanan bu taslağı iptal ederek. Veteriner hekimler merkez konseyi, Veteriner fakülteleri, Baroların Hayvan Hakları Merkezleri STK’lar ile Gönüllüler den oluşan paydaşlarla birlikte amacı yaşatmak olan bir yönetmelik hazırlanmasını talep ediyoruz.
Katliam yasasıyla dökülen kanı, artan zulmü yeterli bulmayan Ak parti yönetmelik ile soykırım kararı mı aldı?
İddia edilen maddeler :
-Veteriner öldürmek için silah kullanabilecek
-Kedilerin barınaklara kapatılmasın izin verilecek
-Apartman yönetiminden izin belgesi almayanlar köpek sahiplenemeyecek
-Sahipli köpeklerin dolaşımı için ağızlık, tasma ve pasaport zorunlu hale getirilecek
- İspatı gerekmeden "tehlikeli" olduğu düşünülen köpeklerin öldürülmesine izin verilecek.
#KatliamYasası
Polatlı 4. Asliye Ceza Mahkemesi hakimine soruyorum:
El kadar 2 yavru köpeği, dirgenle kovalayıp, bir tanesini saklandığı araba altından çıkaran, etraftakilerin uyarılarına, hayvanların acı çığlıklarına rağmen pişmanlık hissetmeden dirgeni defalarca hayvanların vücuduna saplayıp öldüren, duruşmada da pişmanlık göstermeyen sanığa neden üst sınırdan ceza vermediniz? İndirim yapmak için nasıl bir kanaat oluştu sizde? Verdiğiniz ceza görünümlü şeyin yatarı yok, adamın sabıkası kabarık, akli dengesi yerindedir diye rapor var. Üst sınır ne için var? Nasıl öldürmesi gerekirdi yatarı olan bir ceza alması için? Cezasızlık olarak nitelendirilebilecek bu karar bu tarz eylemlere cesaret verecek farkında değil misiniz? @adalet_bakanlik
Kamuoyuna duyurulur: Dün gece ülkemizde gerçekleşen hayvan katliamı görüntüleri, hepimizde derin travmatik etkiler yaratmıştır. Sahada olup psikolojik desteğe ihtiyaç duyan aktivist ve hayvanseverlerin yanında olduğumuzu belirtmek isteriz. #AltindagdaKatliamVar