Halk arasında Süleymancılar olarak bilinen Süleymanlılar Cemaati ile ilgili olduğu söylenen soruşturma hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız bu soruşturmanın cemaate veya tarikata yönelik olmadığını, kişilere ait adi suç işlendiği iddiasıyla soruşturma yapıldığını söylemişlerdir. Bu beyanlara itibar ederim. Sayın bakanlarımızın bu ifadelerinde samimi olduklarını ve özen gösterdiklerine inanıyorum.
Ancak devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var. Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte.
Bildiğiniz gibi soruşturmanın gizliliği esastır. CMK bunu gerektirir. Kovuşturma aşamasına geçmeden, yani iddianame tanzim edilip kovuşturma başlamadan ve iddianame mahkemece kabul edilmeden bu konularda gizlilik yasağına uygun hareket edilmesi gerekir. Çünkü masumiyet karinesi esastır; kişilerin haklarında hüküm verilinceye kadar masum olduklarına inanılır.
Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Yazılı ve görsel basında da konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan insanlar hüküm vermekte, birtakım görsellerle kişilerin mal varlıkları veya ne yaptıkları konusunda çarpık ifadeler kullanılmaktadır.
Elbette basının özgürlüğü esastır. Halkın da haber alma hakkı vardır ama adil yargılama da adil soruşturma ve kovuşturma da insanlar için temel bir haktır. Bugün delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır. Bugüne kadar bazı soruşturmalarda bu konu belki gözden kaçırılmış olabilir.
Burada bir şeye dikkat etmek istiyorum. Süleymancılar söz konusu olduğunda, içlerinde kin ve garaz taşıyan bir kısım “CHP'li zihniyete sahip insanlar” "Cemaat ve tarikatlar kapatılsın" diye bir koro halinde konuşmaya başladılar. Bu çok yanlıştır. O kadar yanlıştır ki, cemaat ve tarikatlar sosyolojik yapılardır. Bütün dünyada da böyledir. Kaldı ki Türkiye'de de cemaatler ve tarikatlar her zaman var olmuştur.
Muammer Aksoy, 12 Eylül'den sonra yargılanan cemaatin lideri Kemal Kaçar'ın da avukatlığını yapıyordu. Herkes buna şaşırmıştı. Muammer Aksoy "Ben bunları yakinen tanıyorum. Yurtlarına gittim, Kur'an kurslarına gittim. Bunlar İslam'ın ve Kur'an'ın öğretilmesi dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Ben bunların masum olduklarına inanıyorum" demişti. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı olan bu zatın fikirleri birileri tarafından kabul görecekse, rahmetliyi de bu yönüyle anmış olalım.
Soruşturmaya yeniden dönmek gerekirse süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor. Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi. Fethikabir yapılmasının ardından ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar.
Ben bu oluşumu eskiden beri tanırım. Kemal Kaçar'la Hukuk Fakültesinde okuduğum yıllarda tanışmışlığım da oldu. Fakat cemaat mensubu olmadım. Bunların Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan liderliğinde, Kur'an okumanın ve öğretmenin yasak olduğu dönemlerden başlayarak Türkiye'de Kur'an kursları adıyla Kur'an eğitimi ve öğretimi yaptırdığını biliyorum ve onlara inanıyorum. Bulunduğum şehirlerin hepsinde ve gittiğim her yerde onlarla dostane ilişkiler içinde oldum. Çünkü onlar, hakikaten Kur'an hizmetkârı birer insandılar. İmam hatip düşmanlıklarının da zaman içerisinde köreldiğini biliyorum.
Rahmetli Ahmet Arif Denizolgun'la da aynı yıl milletvekili oldum. Alanya'daki dostluklarımızı da zaman zaman dile getirdiğimiz olurdu ama bunu ayrıca belki bir canlı yayında açıklamak isterim. 2011 seçimleri sırasında Genel Başkanımızın da bilgisi dâhilinde kendisiyle üç dört defa özel görüşmelerim olmuştu. Kendisinden AK Parti'ye bir destek sağlayamadım ama pek çok konuyu ortaya koyarak konuşma imkânımız olmuştu.
🔴Erdoğan'ın eski danışmanından Denizolgun raporuna sert eleştiri: Şüphe var delil yok
📌Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürüttüğü soruşturmada bilirkişi raporuna tepki geldi. Cumhurbaşkanı eski danışmanı İzzet Özgenç, ölüm nedeni bulunamamasına rağmen raporda yer alan "havasız bırakılma" şüphesini bir "zorlama" olarak nitelendirdi.
https://t.co/iTEncSfXtZ
El kadar kediyi işkence edip öldüren şahıslardan biri bu. Yakalanmadı için yayalım lütfen. Bilgisi olan bildirsin derneğimizden davacı olacağım. Ölseydim de videoyu izlemeseydim
Arkadaşlar acil durum. Kayıp ilanıdır.
Babasını ziyaret etmek için Mersin'den Adana'ya gelen 15 yaşındaki Selin Uçak, kaybolmuştur. Kız çocuğunu görenler polise veya jandarmaya bildirsin. RT yapalım, siz de kendi hesabınızda paylaşın ve daha fazla duyulsun. #SelinUçak
ACİL: Arkadaşlar bir tanıdığımızın 15 yaşındaki kızı kayıp. En son Adana Merkez Park’a giderken görülmüş, dünden (21 Ağustos) beri maalesef haber yok. Yaygınlaştırır mısınız, sağ salim ailesine ulaştıralım Selin’i 🙏
Son günlerde gördüğüm en kahredici görsellerden biri oldu bu. Sokağımızda yaşayanından iskelede kıvrılıp uyuyanına kadar, aradaki uçurumu hepimiz görüyoruz. Dünyanın en özel canlılarından birini düşmanlaştırdılar, eziyetle topladılar, öldürdüler. Bu kıyımı affetmeyeceğiz.
Astroloji ve Psikoloji tartışması çok yersiz bana göre yok hükmünde zaten ama belli bir satüdeki kişinin (psikolog, astrolog) diğer zümreyi aşağılaması gariptir. Astroloji tarih boyunca kullanılam ama temeli göksel matematiğe dayandığı için günümüz bilim camiası tarafından reddedilen bir düzendir. Eğer kabul ederlerse gök yüzündeki bu sistem saatin çarkları gibi yorumlanmalıdır ve bu durumda ilahi yaratıcının varlığı kozmik temada yerini alacaktır. Tabii ki günümüz bilimi bir yaratıcıyı değil sadece saf matematiği ve kendi kendine varolan bir düzeni araştırmaktadır ve kozmik, ilahi simülasyonu reddetmektedir. Psikoloji ile ilgili kavramlar geçtiğimiz 100 yıl içerisinde şekillenmeye başlamış günümüzde halen psikoloji literatürüne yeni yeni argümanlar girmektedir, yani hala gelişen ve öğrenilen bir alan. Psikolojinin amacı insana, insanın iç dünyasına, kozmik yaradılış çerçevesine bakış açısına, sosyolojisine ve insan bağlantılı her alana ışık tutmaya çalışıyor ki insanın kendini anlama ve anlamlandırma sürecine güzel katkıları da oluyor.
Astroloji ise binlerce yıldır hem insana hem insanın iç dünyasına ışık tutmaya çalışırken görünen görünmeyen ne varsa geçmiş ve gelecek döngüsünde kozmik saat prensibiyle bunu anlamaya çalışmakta ve zamanı öngörülebilir kılmaya uğraşmaktadır. 
Biz astrologlar burç yorumlarının çok ötesinde doğum saati kesinleşmiş bir harita üzerinde oldukça yüksek doğruluklu öngörüler yapabiliriz ve bunu bilim açıklayamaz. Bilim zira açıklayamadığının cahiliyken aynı zamanda bunları araştırmakla da mükelleftir yani ödevleri vardır. Astrologlara şarlatan deyip geçmek bilim kavramının reddi, öğrenilen veya öğretilen bilginin kesin kabulüdür.
200 yıl önce dünyada elektrik yoktu ama bilim adamları bunu keşfettiğinde artık varoldu, dünya bir zamanlar düzdü ama şimdi geoit şeklinde yani yuvarlağa yakın. O zamanlar bilim insanları, astronomlar, araştırmasaydı şu anda biz 21. Yy insanı olamazdık mağarada yaşıyor olurduk. Astroloji şu anda bir bilim değildir ve ileride de bilimsel ol(a)mayabilir zira astroloji haritaları tek düz bir mantıkta matematiksel olarak ilerlemez onun yerine anlattığı hikayenin doğru okunması gerekir.
İnsan nasıl ki her insanda farklı dna dizilimi olmasından dolayı farklı karakterde ise astroloji haritaları da böyledir. Astroloji haritalarını anlamak için burç yorumlarının çok ötesine geçip 2-3 yıllık sağlam bir eğitimden geçmek gerekir. Sadece anlayan dinleyen değil sağlam gözlem yapabilen kişiler gerçek anlamda astrolojik sembolizmayı çözebilirler.
Günümüzde ve geçmiş zamanda hem astroloji hem de psikoloji ile ilgilenen bir çok ünlü isim bulunmaktadır. Bunlardan en bilineni Jungdur. Bir şeyi reddetmeden önce araştırmak okumak ve üzerinde emek harcamak gerekir ki bunu reddetmek akla ve mantığa uygun olsun. Astroloji eğitimi almamış, kulaktan dolma, güncel burç yorumlarını baz alarak astroloji üzerine ahkam kesmek orta çağdaki dünya düzdür mantığıyla benzerdir ve bilimsel bakış açısına uygun değildir.
Astroloji haritalarına bakarak kişinin bireysel duruşu, iç dünyası, bilinç altı ile ilgili çok güçlü analizler yapılabilir ancak kişinin bunu kabulü ve bireysel aydınlanması ise farklıdır, psikoloji bilimi insanın kendini kabulüne hizmet etmektedir. İkisi zaman içerisinde birleşecek ama henüz o aydınlanmaya zamanımız var gibi görünüyor.
Psikoloji bilimine çok derin saygı duyuyorum ve astrolojinin psikolojinin yerini tutabileceğini düşünmüyorum.
Sürçü lisan ettiysem ve haddimi aşacak kelimeler kullandıysam şimdiden affınıza sığınırım.
Selam ve saygılarımla…
İşini çok önemseyerek, aldığı ücretin karşılığını saatlerce yaptığı analizlerle detaylı olarak paylaşan çok değerli astrologlar, aile dizimciler, theta healing danışmanları, tarot okuyucuları var.
Bunun yanında tüm yasal yükümlülüklerini de yerine getirmeyi de önemsiyorlar fazlasıyla.
Bu gibi alanlar sanıldığı gibi “atmasyon, dolandırıcılık, kandırma, yalan, uydurma, büyü, fal” şeklindeki nitelendirmelerden oldukça uzaktır. Her biri kadim dönemlerden beri süregelen öğretilerin yansımasıdır.
Ayrıca “Aşkı bulacak burçlar, iş garantili açılım, kesin şifa” gibi zerre karşılığı olmayan safsatalardan da uzaktır.
Diğer yandan bu işleri yapmak ciddi matematiksel zeka, hafıza ve en önemlisi de kalbi temizlik gerektirir. Öyle ne oldum delisi tiplerin de yapacağı işler değildir. Başlı başına Solar Fire kullanmak bile çok ciddi emek ister.
Elbette bu alanları suistimal eden, menfaat elde etmek için kullanan, yalanlarla umut tacirliği yapan, kolay yoldan kazanç elde etme aracı olarak gören kişiler de var. Bu durumlar, bahsettiğim bu spiritüel alanların karalanması gerektiğini göstermez. Kötünün mesleği olmaz, kötü her yerde ve ihtimalde kötüdür zaten.
Hizmet alırsınız almazsınız, sizin için ilimdir değildir, kabul görür veya görmez ancak bu alanlara gerçekten gönlünü vermiş ve en başta da kendi ruhsal tekamüllerini amaçlayan çok değerli insanlar var. Çok yakından tanıdığım dost olarak bildiğim güzel insanlar da var bu işlerle hemhal olan. Ve hakikaten çok değerli insanlar benim için.
Özetle bu gibi spiritüel alanlara bakarken herkesi tek bir torbaya koymaktansa gözlemci olarak bakmak daha sağlıklıdır. Herkesin hakkını teslim etmek gerekir neticede.
Bir de yukarı ne varsa aşağıda da aynısı vardır, görebilmek lazım.
Akyaka'da kıyı ve sahil işgaline karşı toplu protesto eylemi ve sonuç...
Giriş için para talep edilen sahile, toplu bir şekilde giriş yapan grup ücretsiz bir şekilde girdi!
Sahiller halkındır organize olalım ve bu düzene son verelim!
Gözlerimdeki numara değişikliği nedeniyle 4 yıl önce aldığım gözlüğümü değitirmem gerekti...
Gözlükçüde maalesef hayalkırıklığına uğradım...
Almak istediğim gözlükten ancak 250 lira düşebileceğini ifade etti...uzak ve yakın ikisi bir arada olunca camların fiyatını epeyce arttırıyor.
Yani SGK nın ödediği 1/100 ünden bile daha düşük..
Bende bir inceleme yaptım...işte çıkan sonuç..:
Bu konuda Türkiyede SGK tarafından maalesef ki göz göre göre çifte standart uygulanıyor.
SGK, 20 yıldır gözlük camı ve çerçeve yardımı tutarlarını bu güne kadar hiç güncellememiş.
İşçiye, emekliye ve memura: Cam için 40-120 TL, çerçeve için 100-160 TL (Toplam en çok 280 TL) ödenebiliyor.
Pekii Milletvekillerine ve özellikli bazı kadrolara ne kadar ödeniyor:
Cam için 1.699 TL, çerçeve için 2.974 TL (Toplam 4.673 TL)!
Memur,emekli ve işçi , bu komik rakamlar yüzünden en temel sağlık ihtiyacı olan numaralı gözlük ihtiyacını bile kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor.
Yıllardır güncellenmeyen bu tarifeler, halkın cebine doğrudan bir yüktür.
Temsilci olarak seçio Ankaraya gönderdiğimiz Vekillerimiz niçin bu adaletsizliklerin düzelmesi için mücadele etmiyorlar veya yetersiz kalıyorlar anlaşılır gibi değil...
Bu adaletsizliğe son verilmeli, #SGK ödemeleri güncel ekonomik gerçeklere uygun hale getirilmelidir!
Halil Rüştü Akgün
Bu ülkede bir erkek bir çocuğun hem babası,hem dedesi,hem t*cavüzcüsü, hem de katili oldu.
Bu ülkede bir erkek bir kadını,sokak ortasında öldürdü..
Ve siz ille de sokak hayvanlarından
mı korkuyorsunuz..
Öyle mi ???