"Bütün cihan işitsin ki efendiler, artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır!"
/Mustafa Kemal ATATÜRK/
İzmir'in kurtuluşunun 104. Yılı Kutlu Olsun.
#9EylülİzmirinKurtuluşu#9Eylül#9Eylül1922#BüyükTaarruz#İzmir
Neden mi 'Cumhuriyet' Vurgusu? Niye mi 'Atatürk'ün Kızları'?
Çünkü Türk kadını, yaygın ve genel olarak toplumsal hayata, Atatürk'ün öncülüğünde yapılan devrimlerle ve Cumhuriyet'in kazanımları ile katılmıştır da ondan.
Türkiye'de Cumhuriyet, bazılarının sandığı gibi sadece halkın kendi kendini yönettiği siyasi rejimin adı değildir, Türkiye'de Cumhuriyet aynı zamanda laiklik, kadın hakları, çağdaş eğitim, bilim, kültür, sanat ve aydınlanmadır. (Ayrıntı için "Atatürk'ün Mirası Laik Cumhuriyet" adlı son kitabıma bakabilirsiniz).
Cumhuriyetin Kurucu Önderi Atatürk kadın haklarına büyük önem vermiştir.
"Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır." (Atatürk)
Gerçek şu ki, Türk kadınının kafes ardından(*) sahneye çıkmasını, meclise girmesini ve spor sahalarına, salonlarına gitmesini sağlayan Atatürk'ün önderliğindeki laik Cumhuriyettir. Cumhuriyeti kuranlar, Atatürk ve devrim arkadaşları, kadının okumasını, çalışmasını, siyasete girmesini, bilimle, sanatla, sporla ilgilenmesini istemiştir.
Türk kadını, laik Cumhuriyet'in Medeni Kanunu, zamanına göre eşitlikçi politikaları ve olabildiğince özgürleştirici etkisi sayesinde her alanda başarılı olabilecek bir zemin bulabilmiştir.
Cumhuriyetimizin 100 yıllık tarihi içinde Türk kadını
bilimde, sanatta, sporda sayısız başarılar elde etti. Kadınlarımızın bütün bu başarılarının temelinde Atatürk’ün “kadın devrimi”; laik Cumhuriyetimizin kadınlara verdiği temel haklar vardır.
Turk kadınının ve A Milli Kadın Voleybol Takımımızın geldiği noktayı doğru anlamak için 1923-1938 Cumhuriyet Devrimi’ni, laik Cumhuriyeti de iyi anlamış olmak gerekir.
Atatürk'ün Gösterdiği Hedefe Önce Onlar Ulaştı
Gerçek şu ki, Atatürk'ün "muasır (çağdaş) medeniyetler düzeyine ulaşmak hatta o düzeyi aşmak" hedefine Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında önce kadın voleybolcularımız ulaştı. A Milli Kadın Voleybol Takımımız kelimenin tam anlamıyla muasır medeniyetler düzeyinin üstüne çıktı.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ülkemizi bilim, sanat, teknoloji, spor ve daha birçok alanda Atatürk’ün gösterdiği hedefe; "çağdaş uygarlıklar düzeyine, hatta onun da üstüne" çıkaracak birikime ve potansiyele sahip olduğumuzu asla unutmamalıyız. Yeter ki kendimize güvenip planlı, programlı ve düzenli çalışalım. Kadın voleybolcularımızın başarısı, bunun mümkün olabileceğini gösteren ilham verici çok iyi bir örnek olarak gözlerimizin önünde duruyor.
-------
(*) "Kafes ardındaki kadın" ifadesi Osmanlı döneminde sosyal ve toplumsal hayata katılamayan kadını anlatmak için kullanılırdı.
1923'te cumhuriyet ilan edilmeden önce Türk kadını, Tanzimat'tan beri devam eden yeniliklere ve kadın hakları mücadelesine karşın, hala genel ve yaygın olarak temel haklarını elde etmiş değildi. Öyle ki, Tramvaylarda, vapurlarda kadınlar perdeyle veya başka şekilde ayrılmış yerlerde yolculuk eder, kentlerde kendini gizleyerek duvar diplerinden saklanarak giden kadınlara sıklıkla rastlanırdı. Kadınların erkek doktora muayene olmaları, Ankara'daki ilk maarif kongresinde -ayrı ayrı yerlerde oturmalarına karşın- aynı salonda bulunmaları bile 1921 yılında tartışma konusu olmuştu. Böyle bir ortamda kadının sahneye çıkması, spor yapması ise hiç kolay değildi. Sahneye çıkan Afife Jale'nin başına gelmeyen kalmamıştı.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
İşte bütün mücadelesi bunun içindi! Bu ülkenin çocukları bağımsız ve çağdaş bir ülkede özgür ve onurlu biçimde, güvenlik içinde, rahat yaşasınlar diye tüm ömrünü türlü düşmanlarla mücadeleye adadı, kazandı. Sonunda bu toprağın çocuklarını, bu vatanın geleceğini kurtardı. O geleceği karartmayın!
Yazdıklarımı okuyun isterim;
23 Nisan 2026 tarihli bu gönderimde şu kişisel notumu düşmek istiyorum.
Önce ama; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlamak isterim, 56 yıllık hayatımda hep yaptığım gibi… (ve ne olursa olsun hep yapacağım yaşadığım ömrümde..)
Dostlar, çocuklar, evlatlar;
kutlu olsun çocukların bayramı
Ve “büyümüş çocukların” yani bizim de bayramımız kutlu olsun.🚀
Bir insanlık, bir insan evladı bayramıdır.
Dinleyin ve seyredin bir yandan;
Hikaye şöyle;
Dinlediğiniz müzik;
23 Nisan 2020’de amatör olarak evde kaydedildi. Bir kaç günde bestelemiştim;
Eserin adı “ŞÜKRAN TÜRKÜSÜ” ..
Bilen bilir. Piyano için sözleri olmayan bir eser, bir Cumhuriyet Çocuğunun şükranının Türküsü. Klişe cümleler kurmayalım çünkü dinlediğiniz müzik de klişe değil; fotoğraflardaki tarih hele hiç değil. Atatürk cesur bir liderdi, bize sundukları sayesinde varolduk!
Amatör evdeki kayıt şu yüzden;
23 Nisan 2020,
Covid Pandemi ilk Karantina günleriydi. Tam kapanma günleri, ıssız sokaklar, bomboş sahiller, milyonlarca çığlık, ölümler, dram,
sokağa çıkma yasağı.
Tüm dünyada…
23 Nisan 2020 TBMM’nin kuruluşunun 100. Yılıydı tam. Buna ithafen. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ithafen, bir “Şükran”. Ne devletin ne bir kurumun siparşi olmayan, benim içimden gelen, bu ülkenin bir vatandaşı bir sanatçısı olarak içimden döktüğüm bir “Şükran”, bundan ibaret.
Bu kadar da vatandaş olabilelim.
Sanatımızla.
Ne oldu da bazı siyasiler vazgeçtiler bu 23 Nisan’ımızdan? Bu Türkiye’den? Değerlerimizden?
Ah ne zor, ne zor, hem batıya hem doğuya ait olmak. Ah ne zor..
Sessiz kalan bir halk..
suspus…
Bu sessizlikte bir karanlık çöküyor öyle mi? Açıklayın?
Çocuklar! Siz açıklayın!
Bu mudur? Bu mudur??
Sonuç bu mudur?
Kutlu olsun bayramımız🔥❤️
@fazilsayofficial
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı her yıl umutla ve sevinçle karşılıyoruz. Ancak bu yıl, içimizde tarifi güç bir hüzün taşıyoruz.
Yarım kalan düşler, susturulan neşeler,
eksik kalan gülüşler hepimizin yüreğinde derin bir iz bırakıyor.
En çok oyunun, kahkahanın ve hayatın sesiyle dolması gereken okulların
son zamanlarda acıyla anılması, içimizi derinden yaralıyor.
Oysa çocukluk; güven içinde büyümek, sevgiyle kuşatılmak, öğrenerek çoğalmak ve geleceğe umutla bakabilmektir. Her çocuğun korkusuzca gülebildiği, kendini güvende hissedebildiği, neşeyle var olabildiği bir dünya mümkün olmalı.
Bugün, içimizdeki eksikliği ve sızıyı unutmadan, bütün çocuklar için daha aydınlık, daha güvenli, daha merhametli yarınlar diliyoruz.
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
18 Mart Çanakkale Zaferi kutlu olsun!
La posición del Gobierno de España ante esta coyuntura es clara y consistente. La misma que hemos mantenido en Ucrania y Gaza.
No a la quiebra de un derecho internacional que nos protege a todos, especialmente a la población civil.
No a asumir que el mundo solo puede resolver sus problemas a base de bombas.
No repitamos los errores del pasado.
NO A LA GUERRA.
@sanchezcastejon 🇪🇸💛❤️🤍🇹🇷
España siempre ha sido un país que amo y respeto. Los acontecimientos recientes me han dado la razón. Ahora eres mi país hermano.
#España ❤️ #Türkiye
The world, Europe, and Spain have faced this critical moment before. In 2003, a few irresponsible leaders dragged us into an illegal war in the Middle East that brought nothing but insecurity and pain.
Our response then must be our response now:
NO to violations of international law.
NO to the illusion that we can solve the world’s problems with bombs.
NO to repeating the mistakes of the past.
NO TO WAR.
https://t.co/KpRjBfwY4B
Muy agradecido por las llamadas y mensajes de apoyo de @vonderleyen, @eucopresident, @EmmanuelMacron y otros aliados europeos.
NO A LA GUERRA. Sí al comercio, la cooperación y la prosperidad.
Los derechos de las mujeres nunca deben ser coartada para lanzar guerras que responden a otros intereses.
Si de verdad creemos en la libertad de las mujeres iraníes, la respuesta no puede ser más violencia.
Tiene que ser más diplomacia, más apoyo y más derecho internacional.
“Can güvenliğimiz yok.”
Bu cümle bugün 17 yaşındaki öğrencisi tarafından katledilen Öğretmen Fatma Nur Çelik’e ait.
Çok üzgünüz, kabul etmiyoruz.
#ÖğretmenSahipsizDeğildir
Öğretmenler, öğrencisi tarafından katledilen Fatma Nur Çelik için yürüyor.
Yürüyüşte "Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin istifa" sloganı atılıyor.
#FatmaNurÇelik
"Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz."
#MustafaKemalATATÜRK ❤️
YAŞASIN C U M H U R I Y E T🇹🇷
#29Ekim