The New York Times'ın eski kaleci olan spor yazarı Mert Günok'un kurtarışının her salisesini analiz eden bir yazı yayınladı. Şöyle diyor:
Şimdiye kadar gördüklerimin en iyilerinden biri olduğunu söylerken abartmıyorum.
İngiltere kalecisi Gordon Banks'in Brezilya'ya karşı 1970 Dünya Kupası'nda Pele'nin vuruşunu ikonik bir şekilde kurtarmasını anımsatan inanılmaz bir kurtarıştı.
Yağmurlu bir gecede, böylesine önemli bir anda Günok'un kaleye doğru geri dönüp sırılsıklam bir zeminde seken topu kurtarması muhteşemdi.
@emrahgulsunar Kimse herkese aynı mesafede olmak zorunda değil. Daha kendinden hissettiğine sempati duymak ya da hayat tarzına uzak bir topluma mesafeli olmak gayet insani davranışlar. Özü Araplarla bağdaşmayan biri, ‘Bana uzak dursun’ diyince bu Batılı’ya denk olma değil kendin olma çabasıdır.
Türk bir futbolcu ya da oyuncu #Ataturk paylaşımı yapınca para için kendini satmadı diyip alkışlıyoruz, göz önünde olmayan onbinler vatan toprağını para için satınca susuyoruz. Biri yarattığı marka değerini kiralamaktan vazgeçmiş oluyor sadece, diğeri ise vatan toprağından. Uyan!
@iriscibre Ümmetçilik yapılmasa İstanbul turist kaynar. İstanbul sadece müslüman toplumların değil hristiyanların musevilerin yahudilerin her dinden insanın sonsuz keyif alabileceği bir şehir. Asıl son dönemde turistliği Arap tekeline verdiğimiz için turist azalıyor.
@aksu_the @X0ATrader @Ozlmn_y @ProfDemirtas Evet. Bazıları batmalı. Özsermayesi olmayan, enflasyonun altında kredi ile hayatta kalan şirketler zaten batmalı. Onları finanse edeceğiz diye tüm ülke batıyor.
🔸Gelecekte su savaşları olacak ve suyun olduğu bölgelerde toprağı olan kazanacak.
🔸Şehrinin her yanı varoş olan ama doğası cennet olan Trabzonumuza şehir güzelliği için geliyor değiller.
🔸Bu yaz ve bundan itibaren yakın gelecekte yağmurlar daha düzensiz, sellenmeler daha sık, yazlar daha kurak geçecek. Her yere kuyu vurularak akifer daha derinlere itilecek. Su problemi artık daha bariz yaşanacak.
🔸Suyun başında arazi kapmak için geliyorlar. Kelepirken kapanın elinde kalsın diye geliyorlar. Trabzon'a gelecek adamda İsviçre'ye gidecek para da bol ama özellikle sana geliyor çünkü ekonomisi leş olan Arnavutluk'ta bile alamayacağı bir şeyi pasaportu senin ülkende satın alacağını biliyor.
🔸Onlar tarihte de iki gruptur köle ve efendi. Günümüzde de öyleler. Paralı olanlar efendi, parasız olanları ise köle gibidir. Önden parasızları yolladılar ki iyi iletişim kursunlar, yerleşip şehirlere çoğalsılar, tarım alanlarına yerleşsinler. Arkadan gelen efendiler ise güzel arazileri ve projeleri satın alacak. Bu olaydan onlar da değil, onları yöneten arap krallarına taç giydiren İngiliz karlı çıkacak.
🔸Ticaret de suyun üzerindedir, şehirleşme de suyun kenarındadır.
🔸Kurak bölge insanına vatanını açma. Sudan uzak olan, tarih boyunca medeniyetten de uzak bedevî olmuştur. Medeniyet suyla başlar, suyla gelişir.
🔸Sulak alanlarından bir tek mülkünü, taşını satma!
🔸Taşını satan, döşünü satan gibidir.
Vatanda taş, bedende döştür.
🔸Türk topraklarında Türkler dışında kimseye arazi satılmamalı, vatandaşlık verilen 'transtürkler' vatandaşlıktan çıkarılmalıdır.
🔸Avam günlük, asil asırlık düşünür.
Lordlar kamarasında planlanan oyun yüz yıl öncesinin intikamını almamalı. Türk'ün kurduğu milli ülkesi Türk'ün elleri arasından kaymamalı.
🔸Oyunları bozmak için tek yol budur. Mecliste oylaması yapılması gereken en mühim mesele budur.
🔸Bu nüfus, bu hızla 2027'de kürt kökenli nüfusu geçecek. 2038'te ise toplam Türkiye nüfusunun yarısını aşacak. 2042-2044 civarında ise Türkleri geçecek.
🔸Şu andaki oranlara göre
🔸Türklerin nüfusunun ikiye katlanma süresi 153 yıldır.
🔸Kürtlerin 85
🔸 Zazaların 90
🔸Arapların ise 22 yıldır
🔸Beraber yaşamaktan doğan etkileşim ile Türkler ve Kürtlerle karışıp Araplaşacak nüfus da yine arap hanesine yazılır.
🔸Hadid kardeşlere, Salma Hayek'e bakın. Dünyada asimile olması en zor milletlerden biridir bunlar.
🔸İçinize neyi aldığınızı bilin.
Asla nefretle bakmayın asla o insanlara fiili bir müdahalede bulunmayın. Haklıyken haksız duruma düşecek bir şey yapmayın.
🔸Ama evinizi kiralamayın. Dükkanınızı vermeyin. Yanyana iki manav varsa Suriyeli domatesi 20'den veriyor, Türk 30'dan veriyorsa Türk'ün domatesini alın.
🔸Bil ki o vergi veriyor da o fiyattan vermek zorunda.
🔸Yanyana iki berber mi var? Türk saçını 200'den traş ederken Arap 100 mü alıyor?
🔸Arap da insan o da din kardeşin değil mi? Al arap berberi yanaklarından öp selamün aleyküm kardeşim de, sıcacık bir selam ver ama sonra Türk berberin dükkanına gir.
🔸Türkü seç. Hiç değilse bıçağın altına koyduğun boynunun bedeli yüksek olsun. O bedel, kardeşini tercih etmenin vefa bedelidir.
🔸Etkileşimi en düşük düzeyde tutun.
🔸Kardeşlik mi?
🔸Kardeşlik ayrı, beraber yaşam ayrı.
Efendi ile misafirin sınırını çizmek, yerli ve asil olanın yani ev sahibinin hakkını teslim etmek için yapacaksın.
🔸Burs mu istiyor?
🔸İş mi arıyor?
Bu toprakların çocuğu olana ver.
Borç petrolle ödenmeyecek, yok öyle bir petrol. Doğalgazla da ödenmeyecek, yok yani öyle borç ödeyecek kadar doğalgaz. Borcu sana bana ödetecekler güzel kardeşim. Kendileri yiyip içip hesabı halka kitlediler. Ya ne olacaktı?
Türkiye’deki bitmek bilmeyen sorunların sebebi, bir suç teşkil eden eylemin cezasının o suçun getirisinden fazla olmayacağına ve yaptığının yanına kâr kalacağına olan güven. Yani adalete değil, adaletsizliğe olan güven.
Birçok iktisatçının belirttiği üzere Türkiye'de bir ekonomik kriz yok, yoğun bir servet transferi var.
Döviz yükseliyor, faizler yükseliyor, iç tüketim baskılanıp ihracat teşvik ediliyor. Birçok temel ihtiyaç ürün ve hizmetinin fiyatı artıyor ama asgari ücret zammıyla, sosyal yardımlarla bu artışlar sübvanse ediliyor. Alt gelir grubu ve taşrada yaşayanlar açısından yaşam standartlarında ciddi bir değişiklik hissedilmiyor. Hatta kamu çalışanıysanız pahalı büyükşehirler haricinde epey bir iyileşme söz konusu.
Üst gelir grupları, büyük sermaye sahipleri ve tüccar ise zenginliğine zenginlik katıyor. Hele ki faizler enflasyonun altında olduğu için, büyük miktarda banka kredisi vb. kullanabilenler oturdukları yerden, tek bir kredi sözleşmesine imza atarak servetlerine servet kattılar. Dövizi olanlar yaşadıkça yaşadı. Döviz kazanan zenginler kârlarını katladıkça katladı.
Kim yoksullaştı? Çok temel ihtiyaçlar dışında lüksleri (!) olan ve ücretli çalışanlar, beyaz yakalılar, alt-orta gelir grupları, pahalı büyükşehirlerde yaşayıp eğitimle sınıf-statü atlamaya çalışanlar: haftada bir eşiyle dostuyla güzel bir yemeğe çıkanlar, yazın güneye tatile gitmek isteyenler, biraz para biriktirip yılda 1-2 yurtdışına gitmek isteyenler, orta düzey ve üzerinde telefon, bilgisayar, müzik enstrümanı alanlar, motor-araba almak isteyen bordrolular, sinema-konser-tiyatro-festival sevenler, eğitim-sertifika-hobi meraklıları...
Özetle yaşanan ekonomik dönüşüm orta veya ortaya yakın gelir gruplarını asgari ücrete indiriyor, sadece temel ihtiyaçlarla ve kişisel gelişim/zevklerden vazgeçerek yaşamaya zorluyor, eğitimle sınıf atlama umudunu ortadan kaldırıyor, ev-araba sahibi olma beklentisi olan şehirlilerin bu ihtimalini sıfırlıyor.
Alt gelir grupları ve bordrolu çalışmaya bağımlılığı az olan kesimler (taşrada-köyde yaşayanlar) standartlarını sürdürüyor, hatta yer yer iyileşiyor. En zenginler daha da zenginleşiyor. Kentlerde yaşayan ara gruplar iyice mülksüzleşiyor. Ekonomi büyüyor, sadece bizim gibilerin pastadan aldığı pay küçülüyor. Güvencesiz ve geleceksiz hâle geliyoruz. Kriz yok, para el değiştiriyor.