"Kiminle oturup kalkarsan, onun sıfatı sana sirâyet eder ve senin bundan asla haberin olmaz." diyor Gazzali. Tesir kudreti böyledir.
Sadece insanlar değil. İnsanın çokça maruz kaldığı her şey; hâline, bakışına, sözüne, algısına sirayet eder. Takip ettiği hesaplar, sosyal medya içerikleri bile. Şuursuzca, habersizce, sessizce ve sinsice...
Hâli çirkinleşmeye başlayan; baktığı şeyleri değiştirmeli bu yüzden.
@polivinilsilo Bir sorumluluğun 'çoğunluk tarafından yapılıyor olması' onu sağlıklı veya adil kılmaz. Rollerin eşit paylaşılmadığı ilişkilerde, bir tarafın insanüstü çabası başarı değil duygusal ve fiziksel yıpranmadır. İyi insanlara denk gelelim kızlar inşallah 🌹
hayatın getirdiği tüm zorlayıcı süreçlere rağmen o içsel motivasyonu koruyabilmek tam bir psikolojik sağlamlık örneği. günün sonunda odak noktamızı neye çevirirsek, hayatı oradan iyileştirmeye başlıyoruz.
@cicilendin ikili ilişkilerde hiçbir bitiş ‘birden’ olmaz. sadece sinyalleri görmezden gelen, konfor alanından çıkmayan taraf için son dalga şok etkisi yaratır. o son karar sadece malumun ilanıdır.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@Nesrinnas Yıllarca güya mücadele ettiği iktidarın aparatı haline gelip, YSK darbesiyle koltuk kapmanın neresi helal? Delegenin helal oylarını yargı sopasıyla yok sayıp o koltukta oturmak en büyük siyasi ahlaksızlıktır. Bu saatten sonra o koltuk meşru değil, düpedüz işgal altındadır.
ADINI NET KOYALIM
Olayın adı resmen DARBEDİR.
Parti kurultaylarını tescil edip etmeme yetkisi YSK’nindir.
Bu yetkiyi Anayasa belirlemiştir.
Hiçbir makam ya da mahkeme ANAYASA’ya ve YSK kararına aykırı yetki kullanamaz.
Demokrasiden yana herkes bunu hatırlamalı ve son duruma karşı birlikte tavır almalıdır.
Demokrasi ya da darbe.
Herkes safını doğru seçmeli.
@Nesrinnas@emrahgulsunar Burada teknik bir tartışma yok, düpedüz sistem suikastı var. YSK eliyle seçim meşruiyetinin canına okundu. Önümüze koyulacak sandığın bir hükmü kalmadıysa, buraya artık demokrasi diyemezsiniz. Bu karar bir partiye değil, halkın iradesine çekilmiş açık bir resttir.
Dünyayı olduğu gibi gördüğümüzü sanıyoruz, oysa dünyayı kendi deneyimlerimiz, dilimiz ve bakış açımız üzerinden inşa ediyoruz. İnsanlar çoğu zaman kendi düşüncelerini tek doğru gerçek gibi sunuyor ve başkalarını da buna ikna etmeye çalışıyor. Gerçeği sadece kendi malımız zannediyoruz. Farklı bilme biçimleri var, farklı görme biçimleri var. Herkes dünyayı farklı biçimde tecrübe ediyor. Bir insanın gördüğü şey, onun yaşam biçimi, dili, duygu ve ilişkileriyle şekilleniyor. Farklı hayat hikayeleri, farklı geçmişler bugün neyi ne kadar gördüğümüzü, neyi görmezden geldiğimizi de belirliyor. Bu yüzden tartışmaların çoğu aslında “hakikati bulma” çabası değil, kendi bakış açımızı kabul ettirme mücadelesi.
İnsan aklı duygulardan tümden bağımsız değil. ‘Kalbin sebepleri’nden bahsetmişti Pascal. İnsanlar yalnızca mantıkla değil, hisleriyle de düşünür ve karar verir. ‘Asıl olan göze görünmez’ demişti St.Exupery. ‘Aynı dilde konuşanlar değil aynı duyguda buluşanlar anlaşır’ demişti Mevlana. Dil sayesinde birbirimizle ortak anlamlar kurarız; fakat bu ortaklık bile mutlak bir gerçeğe ulaştığımız anlamına gelmez. Bizden farklı düşünen insanları hemen yanlış ilan etmek yerine, onların hangi dünyadan baktığını anlamaya çalışmamız gerekiyor. Daha insani bir toplum, herkesin kendi gerçekliğini dayatmaya çalıştığı değil, farklı bakış açılarının birlikte var olabildiği bir toplumdur. Şairin dediği gibi, ‘şükür ki insandan insana fark var’.