📢 Gazeteci Fatih Ergin:
⭕ “Evli bir kadına mesajlar atan MHP Sinop İl Başkanı Hikmet Çınar, reddedilince kadının aracının sileceklerini kırıyor.
⭕ Kadının emniyete giderek şikayetçi olması üzerine yapılan incelemelerde şahsın MHP İl Başkanı olduğu anlaşınca olay kapatılıyor. İl Başkanı Çınar, Yönter'e yakın...”
Şakalarını hazmedemedikleri komedyenin hapsedildiği ülkede tabii ki foto çektirmek istememesini hazmedemediği genç arkadaşa diplomasını kasten vermeyip adeta sinirlendirerek kriminalize etmeye çalışanlar da olacaktır...
Bugün Felsefe mezuniyet töreninde bir arkadaşımız paraşüt akademisyenden diploma alırken fotoğraf çekilmek istemedi. Bunun üzerine paraşüt Yasin Ramazan Başaran arkadaşımızın diplomasını vermek istemedi ve fiziksel olarak müdahale etti!
Yasin Ramazan Başaran derhal bölümden uzaklaştırılmalıdır.
Arkadaşımızın yanındayız, öğrenciler size boyun eğmeyecek!
NATO toplantısı yüzünden gözaltına alınan @temavakfi 'nın 42 gönüllüsünü duydunuz mu?
TEMA Ankara, Nallıhan Kuş Cenneti'ne geziye gidiyor. Bir otobüs insan. Çoğunluğunun yaşı 60 ile 80 arasında.
Geziden dönerken bir benzin istasyonunda duruyorlar.
Irmak Öğretmen'i tanıyan birinden mesaj aldım:
"Bu öğretmenle normalde aynı yere atanmıştık. Köy uzak, bir erkek ve kadının kalması uygun olmadığı için Karkazan diye bir okula verdiler. Bundan 2 ay kadar önce okuldaki müdür ile bir tartışma yaşıyor ve ceza olarak tabiri caizse benim okuluma gönderiliyor. Benim okuluma gönderildiği zaman askerdeydim. Mayıs'ın 13'ünde terhis aldım. Öğretmenimiz mağdur olmasın ve eski okuluna geri gitsin diye zaman kaybetmeden okuldaki görevime başladım. Fakat gelmem hiçbir fayda etmedi. İlçe Millî Eğitim Müdürü ve kaymakam, öğretmene resmen mobbing uyguladı. Herkesi araya sokup konuşturduk ama nafile. Irmak öğretmenimiz birçok kere dilekçe verdi ama sürekli geçiştirildi. Bu arada bu öğretmen her gün taksi ile gelip gidiyodu lojmanda kalamadığı için ve 1500, 2000 lira gibi bir para veriyordu. Aynı zamanda okula geldiğinde keyfi hiç yerinde olmuyor, enerjisi düşük ve ağlıyordu. Bütün bunların MEB'e iletilmesi fayda etmedi. Öğretmenimizin dün hayatını kaybettiğini öğrendim."
@tcmeb ilgili kişiler hakkında gerekli işlemleri yapmanızı ve kamuoyunu aydınlatmanızı bekliyoruz.
AKP'Lİ MİLLETVEKİLİNİN OĞLUNUN OKULA SİLAHLA GİTTİĞİ İDDİASINI HABER YAPTI, TUTUKLANDI
Aydınpost imtiyaz sahibi Yelis Ayaz'ın yaptığı haber nedeniyle tutuklanması kabul edilemez.
Okullarda yaşanan şiddeti konuştuğumuz şu günlerde, Yelis Ayaz'ın CİMER'e de şikayet edilen bir olayı haber yapması, gazetecilik sorumluluğunun gereğidir.
Gazeteciliğin sistematik bir yargısal tacizle baskılanması, Anayasa’nın 28. Maddesi ile güvence altına alınan basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına açık bir saldırıdır.
📍VE TUTUKLANDI!
Başlığı okuyunca suçlu, kriminal biri sandınız di mi? O halde dikkatle okuyun:
— AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş'ın 12. sınıfta okuyan oğlunun okula silahla geldiği, silahı okul arkadaşlarına doğrultarak fotoğraf çektirdiği iddia edildi.
— Bu iddiayı haberleştiren yerel gazeteci Yelis Ayaz hakkında halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suçlamasıyla soruşturma açıldı, apar topar gözaltına alındı.
— Ancak gazeteci, 4 öğrencinin durumu CİMER'e şikayet ettikleri ortaya çıkarttı ve CİMER şikayetleri savcılık dosyasına sunuldu!
— Peki ne mi oldu? Öğrencilerin CİMER şikayetleri dosyaya sunulmasına rağmen Gazeteci Yelis Ayaz az önce “yalan bilgi yaymaktan” tutuklanarak cezaevine gönderildi! (Aydın Post-Etkili Haber)
Yani şahıs gözaltına alınacağına, olayı haber yapan gazeteci Yelis Ayaz tutuklanmış! Yelis hanımı soğuk betonlarda yalnız mı bırakacağız?
Bu yanlıştan dönülmeli, Yelis Ayaz derhal serbest bırakılmalı!
🔴İşte Meclis tutanakları: AKP’liler Tuncay Sonel’e laf ettirmemiş
📌Gülistan Doku CHP, HDP, EMEP ve TİP milletvekilleri tarafından, 78 kez Genel Kurulda, 16 kez ise farklı komisyonlarda olmak üzere 94 kez Meclis gündemine getirildi.
📌Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “Bize haksızlık yapmayın. Bu konu bizim takibimizde. Bu konuyu HDP siyasallaştırmaya çalıştı. Bu siyaset meselesi değil.”
“Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın adli soruşturmasının takip edildiği ve Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.”
📌AKP Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat: “Yeter artık. Her aşk intiharını burada mı konuşacağız? Her intihar, her aşk intiharı bu yerin gündemi değildir.”
HDP’li vekillere karşı “Belki de siz yaptırdınız. Dağa götürmüş olabilirsiniz.”
📌AKP Denizli Milletvekili Cahit Özkan: “Katillerin kolluk güçleri tarafından korunduğunu iddia etmek… bakınız cinayete ortak olmaktır; bunun kabulü mümkün değil, bunu kabul edemeyiz.”
📌AKP Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar: “HDP’nin yeni bir provokasyonu mu bu? Aylardır yoklar da niye şimdi, niye bugün? Vallahi istismar ediyorsunuz.”
Zeynep Algedik'in (@zeynepalgedik) haberi
15 yaşındaki Yağmur Pehlivanlı, Kastamonu’da karşıdan hızla gelen aracın çarpması sonucu feci şekilde hayatını kaybetti.
Aracı kullanan kişi, eski dönem MHP’li Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu’nun kızıydı.
Yağmur, aracın çarpmasının ardından havada iki kez takla attı ve 35 metre sürüklendi. Boynunda, kalçasında, kırıklarla hastaneye kaldırılan Yağmur, hayatını kaybetti.
ANCAK
Yağmur Pehlivanlı, bilirkişi raporuna göre kazada %100 kusurlu bulundu.
Sürücü, gözaltına alınmadan ifadesi alınarak serbest bırakıldı.
Türkiye’de en zor şey, adalet aramak.
Siyasi bağlantılar kullanılarak konunun üstü kapatılmaya çalışılıyor.
Pehlivanlı ailesi ile iletişim halindeyiz. Raporları, üstü kapatılan delilleri paylaşacağız. Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili birçok çalışmamız olacak. Ulaşabildiğimiz tüm gazetecilere ve haber sayfalarına ulaşacak, kamuoyu desteği oluşturacağız.
Tüm Türk milletini, Yağmur Pehlivanlı’nın ailesinin sesi olmaya davet ediyoruz.
#YağmurPehlivanlıİçinAdalet
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Gülistan Doku'nun ablası:
• Benim kardeşimi dönemin valisi Tuncay Sonel'in oğlu öldürdü.
• Vali Tuncay Sonel her şeyi şeytanice hesaplamış. Oğlu, kızımızı öldürüyor. Sonra vali bizi ve bütün kurumları köprüye yönlendiriyor. Arkamızda da delilleri yok ediyor.
• Dalgıçlar o karda kışta suya girip çıkıyorlardı ve 'Gülistan bu suda yok' dediler.
• Bir dalgıç bizi bir gün kenara çekti 'Ben bu vatan için canımı veririm ama bu vali sizi kandırıyor, bizi zorla suya sokuyor' dedi. Dalgıçların dinlenmesini istiyoruz."
• Dönemin valisi Tuncay Sonel, Gülistan'ın sim kartını bizden aldı, Ankara'ya göndereceğim dedi. Kartı ne yaptılar?
• Gökhan bize ulaştı, 10 bin dolar karşılığı Gülistan'ın verilerini sildiğini bize itiraf etti.
Video: ANKA
Adalet Bakanlığı’nın DNA örnekleri alınmasına ilişkin açıklamasının ardından panikleyen Rektör Hamdullah Şevli, bu sabah itibarıyla Ankara yollarını tuttu.
Hatırlarsanız otopsiye giren rektör bugüne kadar canlı yayınlara çıkarak hiçbir açıklama yapmadığı gibi telefon aramalarında "Rojin Kabaiş"adını duyunca kapatıyordu.
İddialara göre kendisinden sonra rektörlük için bir isim belirlemiş ve bunun için Ankara'ya gitmiş.
Kulisten gelen bilgilere göre @hsevli kaçmayı planlıyor.
Anayasa Mahkemesi, 4 yıldır hepimizin yerine hapis yatan yol arkadaşımız Tayfun Kahraman hakkında hak ihlali kararı vermişti. Ama tüm kurumlar için bağlayıcı olan bu karara mahkeme uymuyordu.
Anayasa Mahkemesi bu kez bir kez daha, üstelik oy birliği ile hak ihlali kararı verdi. Tüm üyelere teşekkür ediyor, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını bekliyoruz.
Yani artık tartışma bitmiştir.
Tayfun Kahraman bir an önce tahliye edilmelidir.
Meriç eşine, Vera babasına, bu memleket dürüst bir evladına kavuşmalıdır.
Türkiye bir Anayasa devletidir.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı bir an evvel uygulanmalıdır!
İST*SMAR DOSYASI, “ÇOCUĞUN TEPKİ VERMEDİĞİ” GEREKÇESİYLE KAPATILDI. — 14 yaşındaki çocuğa ist*smar’ dosyasında, ‘Isırmak ve bağırmak suretiyle tepki verilmemesi’ gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı çıktı.
KIZ ÇOCUĞUNUN İFADELERİ — E.Ö. evde iken ‘Benim elimde kanıtlar var ailene söylememi ister misin?’ diyerek eski sevgilimin beni kızlık anlamında bozduğunu konuşmaya başladı.
Ben, ‘Böyle bir şey yok’ dediğimde, ‘Yalan söyleme seni döverim’ dedi. Kafası güzeldi.
Bana, ‘İç’ dedi, ‘İçmeyeceğim’ dedim ama içmeye zorladı. Biraz içtiğimi hatırlıyorum. Daha sonra benim dudaklarıma yapışıp öptü. Beni yorganın altına aldı. C*sel organını ağzıma soktu.
Çocuk ifadesinde, evden çıkmak istediğini ancak E.Ö’nün, “Gidemezsin” diyerek kendisini koltuğun üzerine attığını kaydetti.
Cinsel istismarın, koltukta da devam ettiğini dile getiren kız çocuğu, “Bana, ‘Tekrar gelecek misin?’ diye sordu, beni bırakırsa geleceğini söyledim” diyerek evden ancak bu şekilde kurtulabildiğini kayda geçirdi.
Kararda, mağdurun ifadesinde yer alan, “Yorgan altında cinsel organını sokma” eyleminin, “Fiziki olarak hayatın olağan akışına uygun olmadığı” savunuldu.
Haber: Mustafa Bildircin