@aysenurnyr En büyük kabul kendine yönelik aslında. "Ben buyum ve böyleyim" diyebildiğin noktada seni bir şeylere dönüştürmeye çalışan herkesten uzaklaşıp içine dönüyorsun ve ne güzel ki çevren seni olduğun gibi kabul eden insanlarla dolmaya başlıyor.
"Düşündüklerimiz ve yaptıklarımızın kapsamı
fark edemediklerimizle sınırlıdır.
Ve fark edemediğimizi
fark etmediğimiz için
fark edemememizin
düşünce ve eylemlerimizi
nasıl şekillendirdiğini
fark edene kadar
değiştirebileceğimiz
çok az şey vardır."
Psikiyatr R. D. Laing
Goethe'nin Faust adlı eserindeki şeytan ile diyalog beni hep düşündürür:
"O vakit sen kimsin?" diye sorulan şeytan,
- "Her daim kötülüğü isteyen ve
Her daim iyiliği üreten o gücün bir parçası." diye cevap verir.
İçimizdeki zorlayıcı güçler ne kadar gölgemizse o kadar da gücümüzdür.
Sonunda ağzındaki baklayı çıkarmışsın!
Ülkenin Cumhurbaşkanı olduğunu unutup açıkça bir cumhurbaşkanı adayını “telef” etmekle tehdit etmişsin.
Beni değil on milyonlarca seçmeni, milleti tehdit ediyorsun.
Aziz Milletim!
Cumhurbaşkanının “telef oldunuz”, “telef olacaksınız” sözü Türk siyasi tarihinin en dehşet verici itiraflarından birisidir.
Erdoğan rakiplerini saf dışı bırakmak için her yolu denediğini, daha da deneyeceğini itiraf etmiştir.
Seçimi iptal ederek, milli iradeyi yok sayarak, emrine aldığı yargı marifetiyle rakibini hapse atıp 35 yıllık diplomasını iptal ederek, aile fertlerini hapse atarak bizi durduramayacağını gören bu akla şu soruyu sorun:
Bilmediğimiz başka hangi yöntemlerin var? Daha ne yapacaksın? Henüz “heybenden” çıkarmadığın başka ne kaldı?
Aziz Milletim;
Telef olan Türk ekonomisidir, iştir, aştır, ekmektir,
Telef olan demokrasi ve hukuktur,
Telef olan milyonlarca emeklinin, işçinin, memuru , çiftçinin, gencin hayatıdır,
Telef olan “milletin hizmetkarı” diye yola çıkarıp bir kenara atılan Ak Partili kadrolardır,
Telef olan her musibete rağmen yıllarca Erdoğan’ı sırtlamış Ak Partili seçmenin umutlarıdır.
Bu kötücül aklın yakıp yıkmadığı, canından bezdirmediği, inim inim inletmediği, “telef etmediği” ne kaldı?
Allah’ın izni, milletin desteğiyle ne telef olacağız, ne de kimseyi telef edeceğiz.
Ülkeyi bu kötücül akıldan kurtarıp düze çıkaracağız.
@elifguveyler85 Siz de pilot olmak için milyonlar harcadınız, sonunda da Einstein olamadınız gördüğüm kadarıyla; yüzlerce meslek erbabından birisiniz. Keşke siz de devlet üniversitelerinde okusaydınız. Niye harcadınız ki o kadar? Eğitim insan hakkıdır. Bu düzenin sorumlusu da aileler değildir.
@eczozgurozel@mansuryavas06 Lütfen şu kurguyla seçim meydanlarına çıkın: Eski Tr’ye döneceğiz Mansur Bey Cumhurbaşkanı olacak, Ekrem Bey Başbakan. Seçim sürecini de el ele birlikte yürütün. Bu şekilde harika bir kampanya etkisi yaratırsınız.
“Hikâyenin tamanını dinleyene kadar taraf tutmayın. Bazı insanlar diğerlerini kötü göstermek konusunda gerçekten yetenekli.” demiş Aldous Huxley.
Modern zamanın benmerkezci zihinlerini işaret ediyor sanki. Hep haklı, hep mağdur olan o insanları. Hayat hep omuzlarındadır onların, mutsuzluk için daimi sebepleri vardır ve mutluluğu da en çok onlar hak eder -onlar için asla sahip olamadıkları, farenin peyniri kovaladığı gibi kovaladıkları bir ideadır mutluluk. Bu yolda her şey mübahtır onlara göre. Empati yalnızca kendisine lazımsa gereklidir. Merhamet, vicdan ve duygular gölgesi yetersiz bir şemsiyedir ve onu serinletir, ona kadardır. Sen dışarda kalırsın. Gerekirse üstüne basar geçer, yine çocuksu egosunu tatmin eder. Hiç suçu kendinde aramaz, ben nerede yanlış yaptım demez. Bu nedenle böyle insanlara acımak ve mutsuz hallerine aldanıp yardım etmeye çalışmak, aslında kendi sonunu yazmaktır -en azından bu kişilerle ilişkin için. Günün sonunda seni haksız çıkaracak cümlelerini üzerine atıp gider. Herkese ne kadar mağdur olduğunu anlatmayı sürdürür. Tıpkı sözde yazdığı gibi taraftar toplar arkasına. Susmak ve izlemek öfkesini yenen için işte o zaman keyiflidir çünkü böyle insanların taraftarları da gün gelecek senin yerine geçecektir. Ne de olsa fare hâlâ peynirin peşinde, bedeli ne olursa olsun.
O hâlde şöyle sormak da bizim hakkımız olsun: “İletişimin iki kişiyle kurulabileceğine inanıyorsun da, kusurları neden hep tek kişide -yani karşındakinde arıyorsun?
Bazı insanları hayatımdan çıkardığım için pişmanım. Bazılarını ise hayatımda tutmaktaki ısrarım için kendime kırgın… Gitmesi gerekenler kalmış, kalması gerekenler gitmiş de, tam yol ağzında oturmuş, sadece seyretmişim. Şimdi kalana git, gidene kal diyebilir misin? Dersin de; gideni dönmeye ikna eder misin? İşte orası muallak. Kalanlara benzemişsin çünkü; sırf onlara benzemek kolay diye hem de!
Seçimime s*çayım.
#söz
#edebiyat