Vasat bir çevre içinde iseniz, sürekli sınava tabi olursunuz.
Haddini aşan,
Değersizleştirmeye çalışan,
Emek sömürgenleri ve daha fazlası.
Ve yine;
Vasat bir çevredeyseniz;
Bilginiz küçümsenir,
Kişiliğiniz ötelenir,
Sözü değil sesi güçlü olana yenilirsiniz..
Serhat Yabancı
Bugün markette tespit ettiğimiz Feast markalı bu limonlu cheesecake ürününde Türkiye'de 2024 yılından bu yana yasaklı E171 kodlu titanyum dioksit isimli genotoksik madde bulunuyor!
Bu ürünleri denetleyen bir tane kurumumuz yok mu?
@TCTarim@tcbestepe
https://t.co/q2wbGfNuXz
Acillerde neden uzman değil de pratisyen çalıştırıyorlar? Pıhtı ihtimali var, arveles yazıp gönderiyor, uyarmasam tahtalı köye yolculuk vardı.
En azından şunların başına, danışabilecekleri uzman birilerini yerleştirin. @saglikbakanligi
Kahramanmaraş’ta yaşanan vahim olay sonrasında milyonlar çocuklarının yediklerini, içtiklerini, izlediklerini sorgularken, Milli Eğitim Bakanlığı ise yas sebebiyle okullardaki 23 Nisan etkinliklerini iptal etmişti. Fakat arka planda sinsice iş tutan Ülker firmasının, Aralık ayında aracılar vasıtasıyla özel olarak görüşüp yaptığı anlaşma sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sessizce 23 Nisan etkinlikleri düzenlendi.
Yapılan etkinliklerde ise çocuklara mevzuat gereği dağıtılmasını bırakın, reklamı, özendirici tanıtımı ve okullarda satışı bile mümkün olmayan abur cuburlar dağıtıldı. “Mutluluk dükkanı” adını verdikleri uydurma bir yerde çocuklara sertifika verirken, yanında da o yaş grubu için tüketimi tavsiye edilmeyen ürünler devlet eliyle dağıtılmış oldu! Milli Eğitim Bakanlığı’nın göz yumduğu değil, bizzat dağıtımına aracılık ettiği bu kutulardan ise bol şekerli, palm yağlı, katkı maddeleri ve içeriği beyan edilmeyen aroma vericilerle dolu abur cuburlar çıktı.
Türkiye’de milyonların bilinçlenmesinden rahatsız olan firmanın, marketlerde eskisi gibi satamadığı çikolata, kek ve gofretlerle – sözde sağlıklı diye çıkarttığı fakat içeriğindeki tatlandırıcılar sebebiyle kimsenin yüzüne bile bakmadığı barları çocuklara dağıtıp stok eritmeye çalıştığı anlaşıldı.
Dahası bu dağıtımların velilerin haberdar bile olmadığı, çocukların alerjen ve hassasiyetleri bile sorgulanmadan ellerine tutuşturdukları, izin bile almadan yapıldığı anlaşıldı. Şimdi bir kez daha soruyoruz: Çocuklara bu dağıtımları hangi hakla, hangi cüretle ve hangi mevzuata dayanarak yaptınız?
@tcmeb
23 Nisan kutlanacaktır, kutlanmalıdır.
Bu bayram, yalnızca çocuklara armağan edilmiş bir gün değil; aynı zamanda millet iradesinin, demokrasimizin ve Cumhuriyetimizin en güçlü simgelerinden biridir.
Ve böylesi bir bayram, halkın hafızasında ve vicdanında kök salmışken, ne ertelenebilir ne de iptal edilebilir.
Arkadaşlar milli yas ilan edilmesi için tag başlatıyoruz. Yarın itibariyle #milliyasilanedilsin tagını yayalım lütfen. Özellikle saat 18.00 ve 20.00 civarı yüklenelim. Benim yazmam ne değiştirir demeyin en azından safınızı belli edersiniz.🙏🏽
Bir takipçimin yorumu. Takdir sizin!
***
Bir ev düşün.
Sabah çocuk kapıdan çıkıyor. Anne derin bir nefes alıyor:
“Okula gitti, kurtuldum.”
Aynı çocuk okul kapısından giriyor. Öğretmen içinden geçiriyor:
“Akşam olsa da kurtulsak.”
Çocuk gün boyu iki kapı arasında dolaşıyor.
Birinde yük, diğerinde kalabalık.
Kimse onu istemiyor gibi.
Kimse açıkça “git” demiyor belki ama kimse “kal” da demiyor.
İşte mesele burada başlıyor.
Bu çocuk aç değil.
Bu çocuk çıplak değil.
Bu çocuk cahil de değil.
Ama bu çocuk sahipsiz.
Sahipsizlik ne yapar?
Sahipsizlik çocuğu hemen bozmaz.
Önce sessizleştirir.
Sormaz
İtiraz etmez
Dikkat çekmez
Sonra yavaş yavaş şunu öğretir:
“Ben olmasam da olur.”
Bu cümle yerleşti mi, gerisi çorap söküğü gibi gelir.
Aile neyi kaçırıyor?
Aile şunu zannediyor: “Çocuğum okulda, güvende.”
Hayır.
Çocuğun bedeni güvende olabilir ama zihni boşta.
Zihin boşta kaldığında:
Telefon doldurur
Algı doldurur
Kimlik satıcıları doldurur
Uyuşturucu doldurur
Radikal fikirler doldurur
Aile sonra şaşırır: “Biz nerede hata yaptık?”
Cevap acıdır: Çok erken rahatladınız.
Okul neyi kaybetti?
Okul artık çocuk için:
Merak edilen bir yer değil
Güvenilen bir yer değil
Dinlenilen bir yer değil
Okul, sadece:
Not
Sınav
Yoklama
Bu kadar.
Öğretmen yorulmuştur, evet.
Ama çocuk bunu bilmez.
Çocuk şunu hisseder:
“Bu adam da beni istemiyor.”
Bir çocuk iki yetişkinden de aynı hissi alırsa, üçüncü bir yere gider.
O üçüncü yer:
Sokak olabilir
Ekran olabilir
Çete olabilir
Para olabilir
Ama asla masum olmaz.
En büyük yanılgı
Herkes diyor ki: “Bizim zamanımızda böyle değildi.”
Evet, değildi.
Çünkü o zaman çocuk:
İsteniyordu
Fark ediliyordu
Birinin umurundaydı
Şimdi çocuk sadece yönetiliyor.
Yönetilen çocuk bağlanmaz.
Bağlanmayan çocuk savunmaz.
Savunmayan çocuk satılır.
Bir çocuk, istenmediği yerde ya kabalaşır ya kaybolur.
Bugün kabalaşanlar:
Öğretmen dövenler
Kuralla alay edenler
Bugün kaybolanlar:
Kimliksizler
Umursamazlar
“Bana ne” diyenler
Aynı hikâyenin iki sonucudur.
Bu çocuklar bozulmadı.
Bu çocuklar boş bırakıldı.
Ve boş bırakılan her alan, bir gün mutlaka başkası tarafından doldurulur.
Andımız bir frekans içeryordu,
bir bilinç kodluyordu çocuklara
Küçük yaştan doğru yeminler ederek,sabah eğitime başlıyorlardı
Ne kadar basit bir şey olarak görülse de aslında ciddi bir bilinç kodlaması vardı andımızda
Sadece Kahramanmaraş’ta okullar tatil edilmiş! Siz skandalın büyüklüğünün farkında değil misiniz?
Tüm ülkede okullar tatil edilmeli ve derhal ulusal yas ilan edilmeli…
🔥 #SONDAKİKA | Ümit Özdağ'dan Yusuf Tekin'e:
"Eğitimin dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek ve sahipsiz bırakılan öğretmenlerimizin feryadını duymak yerine, makamınızı içi boş ve ideolojik gündemlerle meşgul ediyorsunuz.
Siz kendi hayal dünyanızdaki lüzumsuz polemiklerle siyasi şov yaparken, evlatlarımız ve öğretmenlerimiz okullarda can pazarı yaşıyor.
Asli göreviniz kamuoyunu oyalamak değil; o okulların kapısından giren her bir canın, burnu dahi kanamadan evine dönmesini sağlamaktır!
Suni gündemlerinizi bir kenara bırakın da biraz gerçeklerle, eğitimcilerin kanayan yaralarıyla ilgilenin."
Şanlıurfa Siverek’te bir liseye elini kolunu sallayarak giren silahlı bir şahsın 16 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etmesi, ve bugün de Maraş’ta bir okulda da yine silahlı saldırı sonrası 20 yaralı ve 4 can kaybının olması; meselenin anlık bir asayiş sorunu değil, sistemdeki derin çürümüşlüğün en acı kanıtıdır.
Okullarımız eğitim yuvası olmaktan çıkmış; öğretmen ve öğrencilerimizin can güvenliği kalmamıştır.
Buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e sesleniyorum:
Eğitimin dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek ve sahipsiz bırakılan öğretmenlerimizin feryadını duymak yerine, makamınızı içi boş ve ideolojik gündemlerle meşgul ediyorsunuz.
Siz kendi hayal dünyanızdaki lüzumsuz polemiklerle siyasi şov yaparken, evlatlarımız ve öğretmenlerimiz okullarda can pazarı yaşıyor.
Asli göreviniz kamuoyunu oyalamak değil; o okulların kapısından giren her bir canın, burnu dahi kanamadan evine dönmesini sağlamaktır!
Suni gündemlerinizi bir kenara bırakın da biraz gerçeklerle, eğitimcilerin kanayan yaralarıyla ilgilenin.
Zafer Partisi olarak iktidarı uyarıyoruz: Okullarımızdaki bu zafiyete derhal son verilmeli, tüm okullarda profesyonel güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hale getirilerek giriş-çıkış denetimleri tavizsiz uygulanmalıdır.
Türk öğretmeninin ve Türk gencinin sahipsiz bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.
Her iki saldırıda da yaralananlara acil şifalar, hayatını kaybeden değerli öğretmen ve öğrenci yavrularımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Başta yakınları olmak üzere Türk Milleti’nin başı sağ olsun.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasının ve ihmali olan herkesten hesap sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağımızı ilan ediyorum.
Okulun içinde 30 öğretmen varsa 500 tane de öğrenci var. Bu mesele için öğretmenler ayaklansa da asıl ayaklanması gerekenler velilerdir. #Güvenliokullaristiyoruz#siverek