Şu an Tunus açıklarındayız.
Küresel Sumud Filosu olarak, İsrail’e mühimmat, yakıt ve lojistik destek taşıyan ticari gemileri durdurmak için harekete geçtik.
Bizim gemimiz de dahil olmak üzere tüm katılımcılarla birlikte tek bir amacımız var: Sadece kuşatmayı kırmak değil, bu yıkımı besleyen çarkları tamamen durdurmak.
Sessiz kalmıyor, katliama giden araçların geçişine de izin vermiyoruz.
KONU KİM DEĞİL, NE İÇİN OLDUĞUDUR
Sumud; Gazze halkının ve direnişinin doğrudan talebi üzerine, büyük çoğunluğu Müslümanlardan ve onların önemli bir kısmı Türklerden oluşan geniş bir ekip tarafından organize edilen uluslararası bir vicdan hareketidir.
Bu nedenle sizlerden önemli bir ricamız var:
Lütfen bu organizasyon hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan spekülasyon üretmeyin ve bu tür söylemlere katkı sunmayın.
“Şu kişi öne çıktı, bu kurum geri planda kaldı” gibi magazinel tartışmaların bu sürece hiçbir katkısı yoktur.
Aylar süren yoğun bir hazırlık, büyük bir emek ve ciddi bir organizasyon süreci sonucunda bu noktaya gelindi.
Finansal ve teknik hazırlıklardan, hukuki ve idari izinlere; farklı ülkelerden katılımcıların koordinasyonuna kadar her aşama büyük bir özveriyle yürütüldü.
Ancak bu emeğin konuşulması değil,
amacın anlaşılması ve sonucun konuşulması isteniyor.
Bu yüzden sizlerden ricamız;
destek vermeseniz bile bu süreci yıpratacak söylemlerden, spekülasyonlardan ve özellikle iftiralardan uzak durmanızdır.
Gazze’nin hâlâ ağır bir abluka altında olduğu ve dünyanın dikkatinin başka yöne kaydığı bir dönemde, bu filo yeniden yola çıktı.
Artık geride kalanlara düşen:
destek olmak, hayır konuşmak ve dua etmektir.
AYIP OLUR MU HOCAM?
Ne güvenli bir yol bu...
Etraf kıyamet yeri; el, ayak, bacak ve kol...
İlaçsız hastanede üç-beş çaresiz doktor,
Azıcık havuza girsek ayıp olur mu hocam?
Bir çocuk gördüm orada, otuz gün hapis yatmış,
Her günü bir asır sanki, otuz yıl yaşlanmış.
Bedeni tam duruyor da aklıyla vedalaşmış,
Aklımızı dünyaya versek ayıp olur mu hocam?
Yani bende ne var ki?
Elimden ne geliyor?
Yaşamak lazım elbet, hayat devam ediyor.
Her on dakikada bir, bir çocuk can veriyor,
Yine de braz dondurma yesek ayıp olur mu hocam?
Gökten ateş yağıyor, yer yarılmış bakıyor,
Analar evladını toprağa değil, göğsüne çakıyor.
Zulmün her bir damlası arşa doğru akıyor;
Bugün birazcık gülsek ayıp olur mu hocam?
O ateşten sağ çıkanın evi barkı kül olmuş,
Diri diri gömülen umutları çöl olmuş.
Gözünün pınarı kurumuş da sel olmuş;
Yastığa rahat dönsek ayıp olur mu hocam?
Evi yıkılan yiğidin ninesi tutar bir hırka,
Sırtını yaslamış da devrilmiş koca şarka.
İnsanlık boyun eğmiş bu vicdansız çarka;
Maç izleyip coşsak ayıp olur mu hocam?
Hele bir dede var ki; öptü, kokladı gözünü,
Bıraktı toprağa o en kıymetli özünü...
Yanlış anlama sakın lafımı ve sözümü;
Akşam bir film izlesek ayıp olur mu hocam?
Orada Gazze değil, sanki insanlık bitti,
Müslümanım diyenler bu sınavı kaybetti.
Şehitler ölmez elbet, hepsi cennete gitti;
Aynı cennete girsek ayıp olur mu hocam?
Ben bu fakirlikten bıktım usandım
Bir yer yok ki gidem cihandan başka
Ağladım gönlümün şehrini yıktım
Kim var yapsın Mimar Sinan’dan başka…
@gbsumudflotilla
Geliyoruz Gazze’m!
Yalnız olmadığınızı söylemeye geliyoruz…
Sessiz kalmayacağımızı göstermeye geliyoruz…
İnsanlığın hâlâ diri olduğunu
dünyaya haykırmaya geliyoruz.
Rabbim niyetimizi kabul etsin,
bu yolu hayırlı eylesin. 🤲
Eti geçti, duydun mu?
Açlıktan kıvranıyor çocuklar,
susuzluktan çatlıyor dudaklar.
Duymadınsa duy artık,
behey insanlık,
bıçak kemikte.
Duy da silkin n’olursun,
bu ne biçim suskunluk bu,
bıçak kemikte.
Verilmemiş, alınmış hep;
evler yıkılmış, ocaklar sönmüş adalet bu mu?
Çalıyor soykırımın imdat çanları,
göz göre göre boğuluyor vicdan,
kımılda da kurtar şu onurunu,
bıçak kemikte.
Gazze kuşatılmış;
çocuklar açlıktan toprağa düşmüş,
anneler gözyaşıyla yoğrulmuş,
yaşlılar göç yollarında tükenmiş.
Umut ambargoda kalmış, ilaç yasakmış,
ya bu neyin kalleşliğiymiş bu?
Sana bomba, sana yıkım, sana açlık…
Bu insan değil
kanla beslenen bir katil sürüsüymüş bu,
bıçak kemikte.
Dirençsin, sabırsın, ümmetsin ey Gazze!
Bakma öyle kör gözle, sağır kulakla ey insanlık!
Yetsin artık bu susku,
çünkü her suskunluk yeni bir mezardır.
Anasın evlatsız, babasın yarsız,
çocuklar kan içinde.
Kaldır artık başını!
Susma ey ümmet, susma artık insanlık,
sen kalkmadıkça kalkmayacak zulmün mezarı,
bıçak kemikte.
«Kalsın benim dâvam dîvana kalsın» demiş ozan.
O dîvan sensin artık,
ümmetin dîvanı, insanlığın vicdanı sensin.
Ve denizlerden yükselir umut:
Küresel Sumud Filosu yol alır,
ekmek taşır, su taşır, ilacı taşır.
Bir gün zincirler kırılacak,
bir gün Gazze özgür olacak,
bir gün çocuklar gülecek…
Ve işte o gün, zafer dilinde anılacak.
Depremin vurduğu Adıyamana geldik tekrar. Burada hayatta kalma savaşı aynen devam ediyor. Büyük felaketten kurtulan, her şeyini kaybeden yoksul halk, bu kez yağmurla uğraşıyor. Bu şartlarda ayakta durmak çok zor. İnsanların dayanışmaya ve sizlerden gelen yardıma ihtiyacı var.