Bugün, bir milletin kalbinde ölümsüzleşen adamı bir kez daha özlemle, minnetle ve gururla anıyoruz.
Atatürk’ü anlamak; sadece geçmişe saygı değil, geleceğe borçtur.
#10Kasım#Atatürk
Ah Adana! Bir gram ilerlememiş şehir, aksine gerilemiş: sürekli elektrik kesintisi, silah sesleri, artan ve sürekli patlayan motor egzozları, pavyona dönmüş bulvarlar, görgüsüzlük… Ne yazık ki yaşanmaz hale gelmiş.
Sağlık sisteminin çöktüğü bu olayla patlak vermiş oldu. Özelleştirilen, işin içine paranın girdiği bu sistemde boşa yapılan apandisit ameliyatları, durduk yere yapılan anjiolar, ameliyatlar, gerek olmadığı halde çekilen MRlar yıllardır var ama gören yok #hepinizoradaydınız
Paris’teki olimpiyat açılışı beklendiği gibi çok tepki oluşturdu. Macron “ this is France” diye twit yazarak konsepte sahip çıktı. Muhtemelen bu konsepti bizim ülkemizde sevenden çok sevmeyen olmuştur.
Lakin bu tür törensel bir tasarımda önemli olan bir şey söyleyebilmek, bir iddia ortaya koymaktır. Söyleneni hiç sevmeyebiliriz, katılmayabiliriz ama en azından yapılanın bir dili olduğunu ve bir şey söylemeye çalıştığını görüp, en azından o çabaya saygı duymak önemli.
Örneğin Çin olimpiyatlarının açılışı disiplinin, çalışmanın ve tekdüzeliğin muhteşem bir yansımasıydı. O Çin’i anlatıyordu; Çin’in diliydi.
Bu da Fransa; en absürd, en çeşitlilik içeren, en protest haliyle “biz farklıyız” mesajını vermek istediler; verdiler. Açıkçası onları tanımlayabilecek başka bir kavramsallaştırma da olmazdı. Onların dili onları konuştu. Taklitçilerden olmadıkları ve özgünlükleri için şahsen ben başarılı buldum. Gerçi gelinen noktada çeşitlilikten ziyade biraz marjinalliğe kaymışlar o ayrı.
Sözün özü: Tepki toplamak istemişler ve başardılar.
Macron haklı “ that was France”.