This is Symphony No. 9 in E minor, Op. 95, “From the New World,” by the Czech composer Antonín Dvořák. The video is a recording of Herbert von Karajan conducting the Berliner Philharmoniker, recorded at the Berlin Philharmonie in January 1966.
Cemil Tugay siyaseti kişisel ikbali için yapıyordu, herhangi bir ideolojisi, davası ve bir mücadele sicili yoktu; olsaydı, partisinin en uçtaki uzlaşmaz karşıtı olan AKP’ye, hem de böyle, yağcılığın aşırısını yaparak geçmezdi. Dolayısıyla bir davanın haini değildir; olmayan değerlerine zaten ihanet edemezdi. Mamafih, Cemil Tugay güvenerek kendisine oy veren 1 milyon 292 bin 118 İzmirliye ihanet etmiştir; çok önemli bir akdi hiçe saymıştır. Cemil Tugay’ın bu trajik eylemine karakteri ve ahlaki özellikleri yol verdi, güçlü olsaydı haysiyetini savunabilir ve sırf bunun için bedel ödeyebilirdi ama öyle değilmiş. Özlem Çerçioğlu ve Cemil Tugay gibilerini bünyesine kabul edip bunları çok önemli mevkilere getiren siyasi misyonlar bugün muhalif topluma yaşatılan derin travmadan sorumludur. Ana muhalefet, kariyer hesabıyla siyaset yapanların konforlu alanı değil artık; yine de bir kariyer yapabilirler ama acı çekmeyi, gerekirse hapse girmeyi, aç kalmayı göze alarak. Yani kan, ter ve gözyaşı vaat ediyor muhalefet, haliyle Cemil Tugay gibilerin harcı değil bu iş.
⚫️ Yazar Murat Bjeduğ hayatını kaybetti
📌 2012 yılından itibaren T24’te Türk solunun tarihi ve dünya müziği üzerine yazılar yazan, Birikim dergisi ve Bianet’te de yazıları yayımlanan Murat Bjeduğ Mersin’de toprağa verildi. Bjeduğ’un iki kitabı “SABO / Sabahattin Kurt Kitabı” ve “Devrimci Bir Subay / Saffet Alp Kitabı” adlarıyla yayımlanmıştı
https://t.co/zd2RrtgT98
https://t.co/EVuqivHroy
İktidar, yargı operasyonlarıyla 2024 yerel seçimlerinde sandıkta aldığı ağır yenilgiyi büyük ölçüde telafi etti. Bunu seçmen desteğinin iyice azaldığı bir dönemde yapabilmesinde, uluslararası konjonktürün otoriterleşmeye son derece uygun bir zemin hazırlamasının da payı var. Dolayısıyla, güçlü bir ideolojik pozisyonu ve siyasi iddiası olmayan başkan ve meclis üyelerinin bu ortamda hapis tehdidi karşısında havlu atmasına, içlerinde en ilkesiz olanların da doğrudan iktidar saflarına geçmesine şaşırmıyorum.
Cumhur İttifakı'nın normal rekabet koşullarında seçim kazanma kapasitesi giderek azalıyor. Öte yandan, muhalefet partilerinin de iktidarı normal rekabet koşullarında bir seçim yapmaya zorlayabilecek siyasi ve kurumsal gücü büyük ölçüde aşındı. Muhalif kesimler açısından en sıkıntılı ve dolayısıyla sürekli gündemde tutulması gereken nokta budur. Türkiye'de rekabetçi seçim dönemi kapanıyor.
Bunda süreçle birlikte Kürt siyasi hareketinin muhalefet bloğundan büyük ölçüde uzaklaşmasının ve @kilicdarogluk gibi iktidarla iş birliği yapan siyasetçiler üzerinden ana muhalefetin bölünmesinin önemli rolü oldu. Özellikle butlan kararı sonrasında muhalif siyasetçilerin çoğunun da önümüzdeki seçimde iktidar değişmeyecekmiş gibi hareket etmeye başladığını düşünüyorum. Bu beklenti yerleştikçe bireysel kaçışlar, taraf değiştirmeler ve iktidarla uzlaşma arayışları da artıyor.
Cemil Tugay vakasında bu noktalara değinmeyen bir analiz eksik kalacaktır. Ama öte yandan Özgür Özel ve yönetimi de 2024 yerel seçimlerinde birçok yerde siyaseten kendilerine yakın ama beceriksiz ve ilkesiz adayları tercih ederek, KK ekibinin iktidarla işbirliğini uzun süre göz ardı ederek, 19 Mart sonrasında Cumhur İttifakı içindeki çatlak tezine dayalı yanlış okumalar yaparak ve birçok noktada tabanın tepkisini sönümleyerek büyük hatalar yaptı.
Dolayısıyla mesele sadece Cemil Tugay tercihi değil. Özgür Özel ve ekibinin, tüm zorluklara rağmen partilerine destek veren seçmenlere bir özür ve ciddi bir öz eleştiri borcu olduğunu düşünüyorum. Daha önemlisi, aynı hataların tekrarlanmayacağına ve iktidar baskısı karşısında nasıl farklı bir siyaset izleneceğine dair kamuoyuna net sözler vermeleri gerekiyor.
Cengiz Özkan’ın yeni albümü “Hatıra”, Kalan Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda ve Kalan Müzik YouTube Kanalı’nda yayında!
Dinlemek için: https://t.co/ndeXRQ4vsn
#kalanmüzik#kalan#cengizözkan#hatıra#newmusic
Meşrutiyet Caddesi ile Balık Pazarı'nı birbirine bağlayan tarihi Avrupa Pasajı... 19. yüzyıldan günümüze ulaşan büyüleyici mimarisi ve "Aynalı Pasaj" adıyla bilinen koridorlarıyla Beyoğlu'nun yaşayan hafızalarından biri.
- Erikler Çiçek Açtı (O. Nuri Ergün, 1968)
TRT 2 Filmlerinde Ekim ayında "Yankısını Bulan Sesler" başlığıyla, sessizliği aşıp birbirine ulaşmaya çalışanların haline ortak oluyoruz. 🎬
Birbirimizi gerçekten duymaya davet eden filmler, Ekim ayı boyunca TRT 2'de. 📺 ✨
Metin Erksan, Acı Hayat (1962) filminde Mehmet ile Nermin’in ev arama telaşını ve çaresizliğini Halıcıoğlu Musevi Mezarlığı’nda kadraja alır. Mehmet’in tepedeki buluşmaya doğru yürüdüğü sahnede, arkasında Kont Kamondo’nun anıt mezarı ve eğimli araziye yayılan mezar taşları görünür. Erksan, gençlerin bir yuva kurma kaygısını mezarlığın bu durağan ve kasvetli atmosferine yerleştirerek sahneye doğal bir görsellik katar.
Her gün başka bir taraftan esersin
Deli misin divane mi sevdiğim
Ne dedim de benden ayrı gezersin
Deli misin divane mi sevdiğim
Muhlis Akarsu & Musa Eroğlu & Yavuz Top
Turgut Uyar’la eylüle veda edelim. Geçen zamana sevgiyle…🍂
…
Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
…
Neşet Ertaş, çalışmaya gittiği Avrupa’dan Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan sonra katıldığı TV programına Mahzuni Şerif bağlanır ve Neşet Ertaş için yazdığı şiiri okur.
Bülbül hayli oldu bağdan gideli
Uzak bağda öten Neşet hoş geldin
Âşıkların hepsi Haktan bâdeli
Gözümüzde tüten Neşet hoş geldin.
Sen bizim ovaya türküler ektin
Ektiğin türküden çektin ha çektin
Gönül dolusunu gurbete döktün
Bir gelip bir yiten Neşet hoş geldin.
İnce ince gurbet yakar insânı
Sıladan ayrılmam derdin ha kardaş hanı
Güzel toprağımın ey bülbül cânı
Gamlı gamlı yatan Neşet hoş geldin.
Serin olur Ilgaz Dağı'nın başı
Seninle çok yedik ekmeği aşı
Mahzuni Şerif'in kara kardaşı
Bir doğup bir batan Neşet hoş geldin.
Mahzuni Şerif
Yavuz Turgul’un 1987 yapımı Muhsin Bey filmi, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’ın Tarlabaşı’nda başlattığı yıkımları fonuna alarak sadece mekanın değil, eski İstanbul kültürünün de yok oluşunu anlatır. Muhsin Bey’in hapisten çıkıp mahalleye döndüğü o meşhur sahnede, arkada iş makinelerinin tarihi evleri nasıl yıktığını net bir şekilde görürüz. Yönetmen bu gerçek görüntüleri fona koyarak, sadece binaların yıkılmasını değil; Muhsin Bey’in temsil ettiği eski İstanbul kültürünün ve değerlerinin de yok olup gidişini anlatır.
Lütfi Akad, Vesikalı Yarim’de (1968) Halil’in çaresizliğini iki mekan üzerinden harika anlatır. Önce Beşiktaş Sahili’nde denize karşı imkansız aşkını düşünen Halil, ardından Ihlamur Parkı’nda Nişan Taşı’nın gölgesinde tek başına yürür. Sahilden parka uzanan bu iki plan, karakterin toplumsal gerçekler ile duyguları arasında sıkışıp kalışını sade ama güçlü bir görsellikle sunar.
"Ne vakt idi dost iline varışın
El bağlayıp divanına duruşun
Derdiment Dertli'yi anıp soruşun
Gamzesi gaddâre dedin, ne dedi"
Gökyüzünde bölük bölük turnalar
Nerededir meskeniniz, eliniz
Bir nâme yazayım, yâre götürün
Dost eline uğrar m'ola yolunuz
#ArifSağ 🌺🎶
‘212 Photography Istanbul‘ kapsamındaki ‘Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar‘ sergisi üç kuşağın 96 yıl boyunca bir fotoğraf makinesinin ardından dünyaya bakışını ortak bir anlatıda buluşturuyor
https://t.co/RharpnvEuw