Hakkari’de ki Amar Yaşar’ın hikayesini DM yoluyla öğrenebildiysem Biz de bunu Haluk Levent’e el birliğiyle ulaştırabiliriz.
Doğuştan deri hastalığıyla boğuşuyor. Arkadaşları onunla dalga geçiyor, kimse onunla oyun oymamak istemiyormuş. Tek isteği iyi bir Doktor da tedavi olmak.
Günlerdir Mehmûd Berazî'nin yeni çalışması Sosina Siya Darê'yi dinliyorum. Tek kelimeyle müthiş bir şey bu. Afrinli şehit Sosin Birhat'ın anısına yapılmış. Sözler, müzik, düzenleme, ses her şeyiyle harika, her şeyiyle tastamam.
🐝 Arıcıların sorunlarına dikkat çekmek için TBMM'de arıcı kıyafeti giyip AKP sıralarına doğru duman sıkan CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel:
💬 “Korkmayın arkadaşlar, bu bir arıcının, alın terinin, emeğin resmi”
Not: Yayınlayacağım haber, çocuğun beyanlarına dayanmaktadır. Sesli görüşmemiz kayıt altına alınmış olup, kayıt bende mevcuttur.
🔴İsmi Sıla. 2007 doğumlu.(16 yaşında) Denizli'de yaşıyor. 6 yaşından 14 yaşına kadar babasının arkadaşı tarafından önce 'oyun' denilerek, daha sonra 'tehditlerle' 8 yıl boyunca istismara uğruyor. 14 yaşında bunu rehber öğretmenine anlatınca olay ortaya çıkıyor ve polis devreye giriyor. Fakat Sıla'nın beyanlarına, muayene raporlarına rağmen sonuç alınamıyor, şahıs serbest kalıyor.
Sıla uzun süre psikolojik tedavi görüyor. Memleketi Osmaniye'den Denizli'ye dönerken şehirlerarası otobüste 35 yaşlarındaki H.A ile tanışıyor. H.A ona bir abi gibi yaklaşıyor. Büyük bir boşlukta olan Sıla, tüm yaşadıklarından sonra, derdini anlatabildiği bir abisi olduğunu düşünüyor. Uzun uzun konuşuyorlar. Önce abi kardeş şeklinde başlayan bu muhabbet çok kısa süre sonra H.A tarafından 'evleneceğiz' ısrarına dönüyor. Sıla ile zorla birlikte olmaya çalışan H.A, fotoğraflarını çekiyor ve bu fotoğraflarla ona şantaj yapıyor.
Sürekli Sıla'nın evinin, okulunun çevresinde geziyor. Evine silahla gelip babasıyla tartışıyor, tehdit ediyor. Çektiği fotoğrafları Sıla'nın akrabalarına, tüm çevresine yolluyor. Sıla korkusundan okulu da bırakıyor. Daha sonra ailenin şikayeti üzerine gözaltına alınan H.A 2 ay kadar tutuklu kaldıktan sonra tahliye ediliyor. Karar istinafta bozuluyor ve H.A beraat ediyor.
Hala okula gitmeyen ve korku dolu günler geçirdiğini söyleyen Sıla, "Benim ya da ailemden birilerinin ölmesi mi gerekiyor? Ben öldükten sonra değil, şimdi destek istiyorum. Lütfen sesimi duyun. Ben güvenle okuluma gitmek, bu beladan kurtulmak istiyorum" diyor.
Sıla'nın beyanları bu şekilde. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere yetkililerin konuyu titizlikle ele alarak sonuçlandıracağına inanıyorum.
Sıla'ya ses olur musunuz?
“Fırınlarda fareler cirit atıyor.
Pastaneler hamamböceği dolu.
Tuvalette dondurma yapıyorlar.
Baklavaya antep fıstığı yerine ezilmiş bezelye koyuyorlar.
Kırmızı biberde kiremit tozu var.
Zeytini koyu siyah olsun diye ayakkabı boyasıyla yıkıyorlar.
Bayat tavuk beyaz görünsün diye klora batırılıyor.
Küflenmiş peyniri jel ile harmanlayıp, taze kaşar diye kakalıyorlar.
Lahmacunda yağ külü var.
Kemik öğütüp salam yapıyorlar.
Sosis horoz ibiğinden.
Dönerde bağırsak var.
Tavuk dönerinde deri var.
yoğurda domuz kemiğinden yapılan jelatin katılıyor,
dana eti diye satılan sucuklarda at ve eşek eti bulundu,
tereyağına patates karıştırılıyor,
tulum peynirine nişasta koyuyorlar,
sakatatı boyayıp hazır kıymaya katıyorlar,
çikolatalarda şekerlemelerde hayvan yemi var,
kuru üzüm kurutulmadan mazota bulanıyor,
zeytin çabuk kararsın diye havuzlarına paslı demir atılıyor,
Çiğ süte, daha fazla peynir elde etmek için şeker gübresi konuluyor, sütün ekşimesini önlemek için hidrojen peroksit ve formaldehit koyuyorlar, ekşimiş sütün ekşiliğini almak için soda, kostik ve trisodyum sitrat koyuyolar, sütün öz yağı alınıyor, yağlı süt izlenimi versin diye margarin katılıyor.
Zeytinyağına kanola karıştırılıyor, eskiden ucuz diye ayçiçeği yağı karıştırılıyordu, şimdi daha ucuz diye kanola karıştırılıyor, yarın öbür gün kullanılmış motor yağı karıştılırsa şaşma… Anca sabun üretiminde kullanılan yüksek asitli yağlar, ısıl işlemden geçirilip natürel sızma zeytinyağı diye satılıyor.
Arı görmemiş bal var!
Petekli ballarda petrol ürünü mumdan petek kullanılıyor.
Bitkisel baharatların içine kurutulmuş ot karıştırılıyor.
Tahini soyayla yapıyorlar.
Kaçak çayı domuz kanıyla renklendiriyorlar.
börek salonunda, kol böreğinde at eti çıktı.
Bursa da pidecide, eşek eti çıktı.
Denizli'de pidecide, bağırsak çıktı.
Ankara'da köftecide, dana köfte harcında tavuk ayağı çıktı.
Kahramanmaraş'ta antep fıstığı ezmesinde boya çıktı.
Afyon'da sucukçuda tükrük bezi çıktı.
Niğde'de bitkisel doğal üründe ilaç çıktı!
İstanbul'da çöpten toplanan ekmekleri kurutup un haline
getirdikleri, pasta ve kurabiye yaptıkları,
hatta başka pastanelere ucuz yollu sattıkları ortaya çıktı.
ZEHİRLENMEDEN YAŞAMAK MUCİZE..
BU REZALETİN SONU YOK MU?
Şimdi anlatacağım olay çok önemli: M.D, 2000 doğumlu bir kız çocuğu. Öz babası B.D. tarafından sistematik olarak istismara uğruyor.
İlk defa 2015 yılında hamile kalıyor. Ankara Etlik'te özel bir kliniğe "anne" ve babasıyla gidip kürtaj oluyor.
Daha sonra M.D. 16 yaşındayken 2016 yılında tekrar hamile kalıyor. Bu kez 31 Ağustos 2016 yılında Ankara'da bir devlet hastanesinde doğum yapıyor.
19 yaşına gelen M.D. en sonunda 22 Kasım 2019'da İzmir Çeşme'de bir karakola gidip öz babasından şikayetçi oluyor. İstismar bu tarihe kadar devam ediyor.
Baba 2019 yılında tutuklanıyor. İfadesinde, kendi kızı için "eski sevgilime benzetiyordum" diyor! 2020 yılında serbest bırakılıyor. Baba hakkında 2 ay önce Temmuz ayında tekrar tutuklama kararı veriliyor. Baba şuan 2 aydır firari.
Bu olayı gazeteci Ersin Eroğlu'nun haberinden öğrendim. Gündem olması ve babanın hak ettiği cezayı alması için bu olayı paylaşmak zorundayız. Kız için çok zor bir olay. Baba serbest ve her an kız çocuğuna bir zarar verebilir!
Çok güzel gülüşlü çocuğu kaybetmişiz.
Yusuf Kerim'i kurtaramadık, bugün vefat etti.
Çok acılar çekiyordu, kuş gibi uçtu gitti, bir melek oldu.
Allah rahmet eylesin.
Kendisine ve anne babasına çok çektirdiler.
Baba Süleyman bey ile görüştüm. Sakarya'da toprağa verilecek. Allah, hem ebeveynine hem de kamuoyuna sabırlar versin.
Hileli ve sahte bir zaferin sarhoşluğuyla, lüks sarayının balkonundan gırtlağını yırtarcasına iftira, tehdit ve hakaretlerini sürdüren yaşlı kral ve karşısında yalanlardan, hazdan başı dönmüş bir linç güruhu, hep beraber “idam” diye bağırıyor.
Olay, bir zamanların Fransa’sında geçmiyor. Sene 2023, yer Ankara.
“Siz benim ceketimi bile asamazsınız” diyeceğim ama buna bile değmezsiniz. Sadece şunu söyleyeyim:
Ben, adını aldığım Kudüs fatihi büyük Kürt Komutan Selahaddin Eyyubi'nin torunuyum. Günü geldiğinde, hepinize adil davranacağıma söz veriyorum.
“Erdoğan kaybederse her şey çok kötü olur” diyenler var ya.
Mesela Euro 20 TL, et 300 TL, peynir 200 TL, işsiz sayısı 5 milyon, açlık sınırı 10 bin TL, asgari ücret 8.500 TL mi olur? Hatta bir depremde 50 bin kişi mi ölür?
Allah aşkına, daha ne kadar kötü olabilir?
Depremde 2 kızı ve eşini kaybeden Mümtaz Gövce, 10 yaşındaki kızının enkaz altından çıkarılan telefonundan göndermeye çalıştığı yürek dağlayan mesajları gözyaşları içinde paylaştı:
"Lütfen bir tane ambulans.... Baba ben galiba burada öleceğim, kimse yardıma gelmiyor..."