"La ONU concluye que Israel ha cometido asesinato selectivo contra niños palestino, ha torturado, maltratado y abusado sexualmente de niños palestinos. Ha destruido orfanatos, escuelas e infraestructura infantil. Israel ha cometido crímenes de lesa humanidad".
La ONU acusó hoy oficialmente a "Israel" de crímenes de lesa humanidad contra los niños palestinos, asegurando que tienen multitud de pruebas de que los sionistas han matado de manera sistemática y selectiva a niños en Palestina, incluso afirma que han torturado y violado a niños.
Este informe debería ser portada de todos los medios de comunicación y motivo suficiente para arrestar de manera inminente a Netanyahu y disolver el apartheid sionista en Palestina.
OTOKRASİNİN İLELEBED PAYİDAR KALMASI İSTENİYOR..
İktidarı değiştirmeye imkan veren bir seçim istenmiyor, Seçimler olsun ama değişim olmasın! Rejim değişmesin, payidar kalsın; mümkünse ilelebet payidar kalsın!
https://t.co/NAg08IoWVg
Jeffrey Sachs’i 1990 sonrası “geçiş ekonomilerinde” şok terapi diye bilinen insanlık dışı tahrip politikalarıyla tanıdık. Şu anda vardığı nokta yeni bir yüz kızartıcı senaryo. Utanç verici.
EKONOMİK DİRİJİZM NEDİR?
İktidar/rejim yargı eliyle her alana el atmaya devam ediyor. 10-Temmuz 2019'da rejimin adını koyan bir yazı kaleme almıştım , hatırlatmakta fayda var..
'Türkiye'de hakim düzen ekonomik dirijizmdir' https://t.co/YBGmdKYiQt @undefined aracılığıyla
2 sene önce başlayan yeni (İmralı) sürece hiç inanmadım. Yeni bir aldatılma projesi ile karşı karşıya olunduğunu hep dile getirdim.. DEM 'in sürüklendiğini ifade ettim. DEM'li belediyelere atanan bir tek kayyım bile değismedi..Kürkçü de ihtiyatlı yaklasanlardandı.
Ertuğrul Kürkçü: Rejim bir kere daha Kürt meselesiyle yüzleşiyor. Bir kere daha Kürt meselesini geleneksel yoldan çözemeyeceğinin farkında. Fakat iktidar pay etmek gündemden tamamen kalkmıştır. Türkiye'nin bütün demokratik dönüşüm güçlerinin bu otokrasiye ayak uydurması talebi karşımızda. [Rejim] tıpkı "Verin 400 milletvekilini, hallolsun" der gibi, "Verin otokrasiyi, alın serbestiyeti" diye [özetleyebileceğimiz] yeni bir pazarlığı topluma dayatmış durumda. Buna Cumhuriyet Halk Partisi konumu gereği, şartlar başka türlü davranmasına el vermediği, iktidarın yarısını AKP'den [halk oyuyla] devralmış olduğu için boyun eğmemeyi, direnmeyi seçti ve aslında kansız bir iç savaş halinde şu an Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki, aslında bizim kent uzlaşısı modeliyle destek vermiş olduğumuz belediyeler derdest ediliyor ve en yüz kızartıcı suçlamalarla...
genuine question and i genuinely don't understand why nobody is talking about this
how does a NATO member state become a full dictatorship without a single tank rolling through the streets?
because that's what just happened in Turkey. and most people missed it.
while everyone was glued to Ukraine or the chaos in Iran, Erdoğan quietly finished what he started. no dramatic coup. no emergency declaration. just courts.
just paperwork. just riot police showing up to evict an opposition leadership that won a legal election.
that court ruling wasn't some rogue judge having a bad day. this was the system working exactly as designed.
after the 2016 purges he replaced roughly a third of the judiciary. not with experienced legal minds. with young loyalists who know who signs their future. he's been using those lower courts like a scalpel ever since, cutting off rivals one by one, quietly, legally, slowly.
Ekrem İmamoğlu, the Istanbul mayor who beat him twice, the one man Erdoğan genuinely fears, is sitting in a cell right now. and while he sits there, Erdoğan's judges handed the main opposition party back to a puppet nobody wanted and nobody voted for.
clean. surgical. deniable.
but here's the part that actually keeps me up at night:
Brussels is silent. Berlin is silent. Paris is silent.
why? these are the same governments that lecture the world about rule of law and democratic values. so why are they still signing trade deals? still shaking hands? still pretending?
because they can't afford not to.
Russian energy is gone. The Middle East is on fire. And somewhere along the way Europe quietly handed Erdoğan control over two things it cannot function without. Its border and its energy supply. He decides how many refugees reach Vienna. He decides whether certain pipelines keep flowing.
that's not a partnership. that's leverage. and he knows exactly how to use it.
so what we're watching right now isn't complicated. it's just honest in a way nobody wants to say out loud:
the EU traded its moral authority for energy security and a border guard.
European values aren't gone. they're just negotiable. turns out the price was right.
KÖTÜLÜĞÜN GÖZ KAMAŞTIRICI ÖRNEĞİ..
Kılıçdaroğlu‘nun tavrı “kötülüğün göz kamaştırıcı" karanlık bir örneğidir. Mutlak butlan kimin işine yarıyor Varsa bir devlet aklı, büyük bölümü hatta tamamı Erdoğan’ın kontrolü altında.🔽🔽🔽
https://t.co/voj7jdz4e8
EDGAR MORİN KİMDİR?
Bu hafta sarayın CHP 'ye atadığı küçük/ alçak adamları’ değil, 105 yaşında hayata veda eden bir filozofu bir yüce adamı konuşmak istedim. Edgar Morin’i anlatmak çok daha önemliydi..
https://t.co/uDdCO35iEp
GÜVENCE
2-Otokrasiden müttefikleriniz hiç rahatsız değil.Trump’ın görevi 2029’da dolacak. Türkiyede genel seçimler en geç Mayıs 2028 tarihinde yapılacak. Olursa seçimler, iktidara meşruiyet veren Trump’ın görev süresinde gerçekleşecek. İktidar için en büyük güvence Trump'tır.
İKTİDARIN GÜVENCELERİ..
Birikerek irin haline gelmiş ekonomik sorunlar, dış politika yanlışlıkları, Körfez savaşı ile birlikte kangrene dönüşmüş bulunuyor. 25 yıllık otokrat bir iktidarsınız, çoğunluğu da kaybetmişseniz, nasıl bir oyun planı kurardınız? https://t.co/RYXU5c6rrW
TRUMP SÖZÜ DİNLENİR!
Türkiye, 2026’nın ilk çeyreğinde Avrupa’nın en büyük LNG ithalatçısı oldu. İthalatın yüzde 60’ı ABD’den yapıldı. ABD daha da artmasını istiyor.Rus gazından uzaklaşma, ABD LNG’sine yeni bağımlılık riski yaratıyor
https://t.co/TKdkvTMdeZ
Cem Küçük, “MÖ 2. yüzyıldan kalma kafa”, Şaban Sevinç de “romantik” dedi bana. İkisini ortak paydada buluşturan Halk TV'deki gelişmeler. Onlarla patronları savunma ve "editoryal bağımsızlık" konusunda ayrışıyoruz.
Ben meslektaşlarımın, "patron müdahalesine" ve "değersizleştirmesi"ne itirazlarını destekliyorum; onlarsa patronun haklarını, gazetecilerin sendikasızlaştırılmasını, ücret dengesizliklerini savunuyor.
Onlar “medya sahipleri” özgür olsun; gazetecileri dilediği gibi kullansın isteyebilir. Bağımsız ve eleştirel gazetecilik ilkelerini savunmaya devam edeceğim. Devir değişmiş olsa da gazeteciliğin tüm çıkar ilişkilerinden uzak durması zorunluluğu ortadan kalkmadı.
Ayrıca sponsor seçilirken özen göstermek gerektiğini de savunuyorum. Son örnek, -Kazım Kızıl'ın da dikkat çektiği gibi- Apaçık Radyo'daki "Açık Yeşil" programına bir enerji şirketinin sponsor olması! Ne kadar çarpıcı değil mi?
https://t.co/5Lk1C08CKi
ÜSTAD PEDOFİL BÖYLE BUYURDU..
“Türkiye’nin Hamasın elindeki İsrailli rehineleri kurtarılmasında verdiği destek ulusal çıkarımıza hizmet eden bir davranıştır. ABD'deki Halkbank davasını durduruyorum” https://t.co/17hniSU4zE