6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
Polis emir kulu değildir.
Hiç kimse ‘git, bir insanın boğazını sık’ diye emir veremez; verilse bile bu kanunsuz emir uygulanamaz. Bu, apaçık işkencedir ve suçtur. Hiç kimse ‘Polis emir kuludur’ diyerek işkenceyi meşrulaştıramaz #1Mayıs
📷 Bülent Kılıç
Şu videoyu izleyin.
Zaten dağılan insanların yüzüne kör edebilecek bir şekilde biber gazı sıkıyor. Hiçbir nedeni yok, sadece hedef alarak sıkıyor. Emir kulları bunlar işte.
Senin de işçi bayramın kutlu olsun…gecenin 4’ünde “yavaş çalışıyor” denilerek ustası tarafından katledilen 12 yaşındaki çocuk işçi Eyüp Can Güner…
Senin de kutlu olsun bir gece fabrikada ısınmak için yaktığı ateşte yanarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mustafa Eti…
Seninki de kutlu olsun geri dönüşüm tesisinde makineye kaptırdığı kolu omuz hizasından koparılan ve hayatını kaybeden 14 yaşındaki Abdurrahman Özkul…
Seninki de Malatya’da inşaatta çalışırken can veren 17 yaşındaki Engin Tuncay…
Belki bilmiyorsunuzdur ama 2025’te en az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti…
Bir zamanlar bu ülkede çocuklar 23 Nisan’ı kutlardı… Bugün ise çocuklar, 1 Mayıs’ın ne demek olduğunu yaşayarak öğreniyor!
#1Mayıs
📌Başaran Aksu'dan 2 dakikalık manifesto gibi konuşma...
🔴"YOKSULLARIN ÇOCUKLARI TORBACI OLUYOR, HEDEF TAHTASINA DA O ÇOCUKLARI KOYUYORLAR. HERKESİN PARMAĞI HOLDİNG MERKEZLERİNE DİKMESİ LAZIM"
"Bütün ülke aynı sıkıntılarla boğuşmaktadır. İşçileri savunan Soma davası avukatları Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı hala içeridedir. Esra Işık hala içeridedir. Sendikacı Mehmet Türkmen içeridedir. Kamber Saygılı bir an önce salınmalı, Hakkı abi de... Tüm gazetecileri ve siyasi tutukluları bırakmalılar. Tutsaklık üreten tüm süreçlerin tamamı bu holding merkezlerinden üretiliyor. Çünkü toplumu soyuyorlar."
Sizde hiç utanma, hiç arlanma yok mu?
Açık açık yazmışlar bi de “ortalama” 3 aylık maaşlarını ödemedik diye.
Maaşıyla kıt kanaat geçinen madencinin “ortalama” 3 aylık ücretini ödemediğini açık açık yazmış!
Bir de utanmadan devlete elektrik satamıyoruz ondan yazmış.
Asıl utanması gereken bu kan emiciler değil ama. Bunları başımıza bela edenler!
Asıl utanması gerekenler elektrik üretimi ve dağıtımı gibi zorunlu bir kamusal hizmeti bile özel sektöre parsel parsel peşkeş çekenler!
Asıl utanması gerekenler “şirket gibi” yönettikleri devlette açız diye başkentin ortasında haykıran madencilerin üstüne polis salanlar!
#HakkımıVerDorukMadencilik
Maaşlarını almak için haftalardır eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileri, Yıldızlar SSS Holding önünde açıklama yapıyor.
Gökay Çakır:
12 ayda iki kere maaş almak ne demek?
Emniyet güçlerimize söylüyorum; üç maaş almayın bakalım siz burada emir verebilecek misiniz?
1 hafta kredi kartı borcunu ödemezsen, iş nerelere giderken, şirketin varsa 5 ay boyunca maaş ödemeyebiliyorsun. Ülkeyi patronlar yönettiği için, bankanın parasını vermezsen sıkıntı, işçinin parasını vermezsen hiç bir sıkıntı yok.
Maden işçisine 1 yılda sadece 2 maaş veren patronlar değil, maden işçileri gözaltına alınıyor, biber gazı yiyor.
Devletin kime ait olduğunu bundan daha iyi anlatan bir olay olabilir mi?
Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş:
"Gülistan Doku'un dosyasında kim çıktı? Tunceli Valisinin oğlu çıktı. Bizimki de onun benzeridir. 6 aydır dosyada herhangi gelişme yok.”
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
VALİNİN OĞLU gariban bir kıza tecavüz edip öldürüyor!
VALİNİN KORUMASI kızı gömüyor!
VALİ aileyi kandırarak kızın telefonunun sim kartını alıyor, beslediği bir BİLİŞİMCİ POLİSE şifresini kırdırıp mesajlarını sildiriyor, ondan sonra emniyete teslim ediyor!
VALİ kolluk kuvvetlerini yanlış yönlendirerek, Gülistan'ı aylarca yanlış yerlerde arattırıyor!
Vicdan sahibi insanlar #GülistanDokuNerede diye aylarca , yıllarca soruyor!
VALİ hükümet tarafından atanmış,
VALİNİN KORUMASI hükümet tarafından atanmış,
POLİS devlet memuru,
vali için delil karartan onlarca devlet memuru var ama biz bunu siyasete malzeme etmeyelim öyle mi?
Siz ne kadar aşağılık bir kavim çıktınız lan!!!