İranlılar Pizişkiyan ‘ın Aliyev’le Azerice konuşmasını yoğun şekilde eleştiriyorlar. Ben Pizişkiyan’ı samimi buluyorum. Irak-Kürdistan’ına gidince de akıcı bir Kürtçe konuşmuştu. Bu tavır, batıcı ulusçuluklara, onların dayattığı protokollere karşı ümmetçi bir duruştur. Tebrikler.
🛑🛑🛑 İran Cumhurbaşkanı ve kalp cerrahı Mesud Pezeşkiyan, bombalanan okulun yeniden inşasına bizzat katılıyor.
İşte milletler böyle inşa edilir
Üstelik görüntülerden, Pezeşkiyan’ın bu tür işlere yabancı olmadığı ve daha önce de sahada çalıştığı açıkça anlaşılıyor.
Pezeşkiyan yoksul bir ailenin çocuğudur. Bir sistemin başarısı, yalnızca seçkinlere sunduğu imkânlarla değil; bir işçinin veya yoksul bir ailenin çocuğuna ülkenin en yüksek makamına ulaşma fırsatı verip vermediğiyle ölçülür.
Siyasi iklim değişmeli…
✏️Eşit demokratik bir ülke için 12 Eylül anayasası değiştirilmeli,
✏️Tekçilikten uzaklaşmalıyız,
✏️Gelir paylaşımda adaletli olmalıyız,
✏️Bölgeler arası kalkınmışlık farklılıklarını gidermeliyiz.
✏️KHK’lar iptal edilmeli,
✏️AHİM karaları uygulanmalı,
✏️AYM karaları uygulanmalı,
✏️Ayrımsız #GenelAf ilan edilmelidir…
#KHK
#GenelAf
#YeniAnayasa
Ali Babacan:
“Çok açık ortaya koydum.
1) Hakkında soruşturma veya kovuşturma olmayanları,
2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenleri,
3) Beraat kararları alanları,
KHK ile ihraç edildikleri kamu görevlerine iade edeceğiz. Başka hiçbir şeye bakmayacağız.”
#Alibabacan
#TürkiyeninDEVAsı
#KHKlarİptalEdilirse
Ben Meryem Kuytul. Bu da 5. Hesabım.
Daha ikinci tweti bile atmamıştım hesap kısıtlandı.
Yapın yapın devam edin. İspatlayın tüm dünyaya ne kadar baskıcı olduğunuzu. Kimseyi konuşturmadığınızı..
Böyle yaparak herkesi karşınıza alıyorsunuz.
X'i serbest bırakın!
#HocamlaOkuyorum
ADALETTE BULUŞMAK MI?
Çeşmesi kurumuş köyde su nöbeti tutmakla adalet olur mu?
Kemal Tahir, “Adalet mülkün temelidir, derler; doğrudur. Lakin adalet güçlüden yana işlerse devlet çürür.” der.
Davet üzerine, KHK ile mağdur edilenlerin sorunlarının ele alındığı Eskişehir Günyüzü Buluşması’na, Mercan Köyü’nde katıldık. “Bunların suçu yok ama idari tasarrufumuz.” denilerek pek çok insanımız işinden, hürriyetinden mahrum edildi. Bunları dinleyince insanlığımdan utandım.
Bir rejim kendi evlatlarını yok edebilir mi? Yetiştirip ayrık otu gibi biçen bir irade, toplumsal barış getirebilir mi?
Çok sayıda katılımcı ve siyasi temsilci vardı. İşkenceleri, intiharları ve adaletsizlikleri dinleyince, bu utancı ve adaletsizliği yaratanların sizlerin evlatları yok mu, diye düşündüm. Bu kin ve nefret niçin? Sömürünün talepleri mi?
Ülkenin geldiği noktada; soygunlar, mafya ilişkileri ve her türlü kirli ilişki bile tarafgirlik nedeniyle korunurken, bu adaletsizliğin çığlığına kulaklarınız niçin kapalı? Duyarlılara saygım var; ama duyarsızlar da bu adaletsizliğin suçluları olmuyor mu?
Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, umutlarını yok ettiniz. “Bahçeleriniz bahar görmesin.” diyen Ahmet Arif haksız mı?
Her nesil hakikatle yeniden tanışmak zorundadır. Çünkü hakikat, hiçbir kuşağın miras yoluyla sonsuza kadar koruyacağı bir servet değildir. Onu her kuşak yeniden kazanır ya da kaybeder.
Zulüm ve adaletsizliği yaşayanlar, sessiz kalanlara üzülürler. Çünkü sessiz kalanlar da suçludur. Hakikati kendi arzularımıza göre değiştirirsek medeniyet çöker. Cehennem ateşini yaratan insanları görmeyenlerin sessizliği, bilmediğine düşmanlık değil midir?
Bir çağı en iyi yaşayanlar değil, onu kaybedenler anlatır. Saltanatın ve adaletsizliğin zirvesini yaşatanlar; mazlumun, haksızlığa uğrayanların ve fakirin sofrasını görmez. Zamanın gerçek izleri, resmî olaylarda değil; acılarda ve yaşanmış adaletsizliklerde görülür.
Uydurma yalanlar, hakikate olan güveni yok eder. Toptancı yargılar adalet getirir mi? “İncinmiş olanların ahı, nereye gitse sahibini bulur.” diyen Neşet Ertaş haksız mı?
Devlet, intikam kurumu olamaz; adalet kurumudur. Kollektif cezalar adalet getirir mi? Karanlıklar aydınlanmadığı sürece suçlu kim, suçsuz kim belli olmaz. Keyfilikle değil; kurallı ve bağımsız yönetimle karanlıklar aydınlatılır.
Zihne en büyük zararı yanlış yargılar verir. İnsan, aklıyla var olan bir varlıktır. Tercihlerde düşünerek yol yürümek önemlidir. Hüküm gücü elinde diye adaletten ayrılmak barış getirmez. İnsan, insana çözüm olmalı; düğüm değil, hastalık değil, şifa olmalıdır.
Geçmişi bilmek, geçmişe dönmek için değil; bugünkü adaletsizliğin hangi kopuşlardan doğduğunu anlamak içindir. Zihinsel sömürgecilik adaleti yok eder. Adaletsizlik; güveni, ölçüyü, insanlığı, gençliği, ülke sevgisini ve kurumları öldürür. Sorumluların bunu düşünmesi gerekir. Keyfilikle ülke yönetilmez.
Akıl, bilim, hukuk, ahlak, vicdan ve merhamet rehberiniz olsun. Yoksa yaşattıklarınızı, bir gün adalete uymayanlar da yaşar.
30 Ağustos Zafer Bayramı, gelecek tehlikeleri görmeye ve tedbir almaya vesile olsun.
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun. 🇹🇷
31.08.2026
Kemal Albayrak
Lavobo ve banyo dahil toplam dört metrekarelik bir hücrede tutuluyor. Henüz iddianame bile hazır değilken müebbet ceza almış gibi muamele görüyor.
Soruyoruz, Semra Hocamız bunları hak edecek ne yaptı?! Bir yerimi bombaladı, insan mı öldürdü, ne yaptı da bu kadar canınız yandı? İslama hizmetten başka bir şey yapmamış Müslüman bir hanıma bunu nasıl yaparsınız? Soruyoruz bu kin Semra hocamıza mı, yoksa onun dinine ve davasına mı?
Bir kadın olarak öncülük yapmasına mı? Bir kadından bu kadar mı korktunuz..
SemraHocaya Özgürlük
#YargıEliyleZulüm
28Şubat DevamEdiyor
“Devletin kudreti”, “devletin gücü”, “karşısında kimse duramaz”…
Son zamanlarda heyecanla tekrar edilen sözler bunlar. Peki asıl mesele devletin gücü mü, yoksa o gücün tâbi olduğu ölçü mü?
Adaletin, iktidarı bağlayan bir ölçü olmaktan çıkıp devletin bekasına tâbi kılınmasının ve devlet gücünün giderek kutsanmasının izini sürmeye çalıştım.
Hilâfetten saltanata, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve bugünün dindarlığında aldığı biçime kadar…
https://t.co/asE21sjo6r
Ben, KHK'lı eski komiser Mustafa Kabakçıoğlu!
Gümüşhane E Tipi Cezaevinde tek kişilik hücrede 29 Ağustos 2020'de plastik bir beyaz sandalye üzerinde hayatımı kaybettim. Beni ölüme götüren bütün sorumluları tuttuğum defterde belirttim. Halen bu kişiler hak ettikleri cezaları almadılar.
“Bana kötülük yapanların Allah’ın mahkemesinde hesabını göreceğim. Hakkımı helal etmiyorum ve etmeyeceğim.”
İbretlik bir anekdot anlatayım; 7 Ekim olayları başlamadan önce eskiden arkadaşım olan Yeni Şafak gazetesinin sahiplerinden biri aradı, “Akif senin yaptığın eleştirileri çok haklı ve cesur buluyorum. Ben konumum itibarı ile yazamıyorum ve beğenemiyorum. Bu eleştirileri birinin yapması lazım. Lütfen kütüphaneye hediye etmem için Ketebe Yayınları’ndan 150-200 kitap seçip bana listesini gönderir misin? “ dedi. Ben liste falan göndermedim. Daha sonra 7 Ekim olayları oldu, ben aynı eleştirel tavrımı devam ettirdim. O dönemde Yeni Şafak gazetesi Daily İslamist hesabını İrancı ilan edince ilgili twiti bu arkadaşa atarak; “Yeni Şafak’ı sattınız mı?” diye sordum. Bunun üzerine bir kaç ay önce twitlerim ve duruşum sebebiyle beni tebrik eden ve hediye göndermek isteyen arkadaş bana “Twitter’da devam et provokasyonlarına!” diye cevap yazdı.
Geçen günl yaptıkları ahlaksızca habere gelince, siyasilerden beklentileri sebebiyle beni Hanefi mezhebine pedofili nisbet etmekle itham ederken aynı zamanda gazetelerinde yazan Ebubekir Sifil hoca ile fetvalarını aldıkları Mehmet Talu hocayı da Hanefi ulemaya pedofili nisbet etmekle ile itham etmiş olacaklarını bildikleri halde bu haberi yapacak kadar omurgasız olduklarının beyanı oldu hamdolsun. Rabbim bir Müslümana doğru bildiği şeyler hususunda para, baskı ve güç karşısında eğilmemeyi nasip etmişse bu şeref olarak yeter!
Benim nasıl biri olduğumu anlamanız için bu tweeti atıyorum.
#MEYSU tam şu pozisyon aldığım yeşil noktada, KAFİF raporunu yayınladı. Raporu incelediğimde, #HalkaArz gelirlerini direkt faize yatırdıklarını gördüm.
Akabinden şirket ile görüştüm ve bunun doğruluğunu da teyit ettim. Sonra da potansiyeli olduğunu, iyi getiri bırakacağını bildiğim halde Elimdeki PAY'ları direkt sattım.
İnsanın bir duruşu olmalıdır !
Eğer hassasiyetiniz varsa, birşeye inanıyorsan bunun gerekliliklerini yerine getirmeli, 3 kuruş dünya menfaati için bundan vazgeçmemelisin.
"Helal 0, Haram 1'den büyüktür."
#KatılımEndeksi #HelalKazanç #FBC
GERÇEK SAVAŞTA KİM KİMİN YANINDA OLUR?
İsrail bize laga luga ediyor. Diyelim İsrail ile kapıştık.
İsrail'in yanında/arkasında Amerika ve tüm müttefikleri olur. UK, FR, Alm. İtalya, Ukrayna, Japonya, G. Kore v.s.
İlk, İran bizim yanımızda yer alır. Biz İran'ın yanında olamadık ama onlar bizim yanımızda olur.
Dear Turks
If Israel attacks you, Iran will join you in attacking Israel
You use your fighter jets, we use our missiles, let's just finish the job once and for all
Liste doğru mu bilmiyorum, ancak Türkiye’de uzun süredir varlık gösteren ve organize olmamış, maddi varlıkları bulunmayan tek cemaat yok. Bu iş kötü bir sünnet başlatır ve bir iktidar değişikliğinde karşıt bir zihin yapısı Türkiye’deki bütün cemaatlere çökebilir. Bu kapı açıldı mı kapanmaz. Ders okumak için bir araya gelen üç kişiye örgüt denmeye başlandığında yapılan hatanın ne kadar büyük olduğu anlaşılır.
Dersi yapan; örgüt yöneticisi
Çay dağıtan; lojistikten sorumlu
İkram getiren; maddi destek
Derse katılan; kripto
Namaz kıldıran; ruhani lider
Müezzin; iletişimden sorumlu
So let’s be frank some people in 20th century attacked Atatürk just to attack the Turkish nation.
Nowadays those people had changed their strategy they are attacking the Turkish nation to get their revenge against Atatürk.
It must be said that for Turkish nation no matter you love the head of the state or not, only leaders who truly love this nation their memory would always last. Secular or religious, Ottoman or Selçuk, Sultan or Başbakan only when you love this nation your memory would be inscribed in Adam Papa book.
This is why you would embrace Mete han, Belge Han, Atilla, Kara khanler,… Selçuks, Zengis, Aq Quyonlu, Ottomans , Turkish cumhuriyet
@Alptekin_D Bir gün olsun İran ajanı olarak post atma Alptekin Bey.. kendinden tiksindiriyorsun. Sana ve senin gibilere rağmen haklı savaşında İran'ı desteklemeye devam edeceğim.