Suudi Arabistan şirketlerine;
Bedelsiz arazi tahsisli,
KDV - ÖTV vesaire vergi muafiyetli,
30 yıl dolar bazlı enerji alım garantili,
Uluslararası tahkim imtiyazıyla,
Yerli firmaların rekabetine kapalı,
Kapitülasyon anlaşması..
Üstelik te pusula sahtekarlığıyla!
Buyrun izleyin 👇🏽
Dışişleri Bakanlığı’nda buharlaştırılan milyonlar!
Mahkemelik olan;
Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Büyükelçilik İdari Binası, Rezidans ve Lojman Binaları yapım işinde;
Dışişleri Bakanlığı’nın, inşaat şirketine yaptığı ödemeleri göstermek için mahkemeye sunduğu;
İlk 4 hakedişteki 15 milyon dolarlık ödeme tutanaklarının, üretilmiş belgeler olduğu ve sahte imzalı oldukları ortaya çıktı.
❗️Yani şirket paramı ödemediniz diyor,
❗️Dışişleri Bakanlığını mahkemeye veriyor.
❗️Dışişleri Bakanlığı, bu parayı ödedik diyor,
❗️Ancak mahkemeye sunduğu ödeme evrakları sahte çıkıyor.
Bu nasıl iş!
Dışişleri Bakanlığının, şirkete yapılan ödemelerle ilgili Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne sunduğu;
İşin ilk 4 hakedişine ait ödeme tutanaklarındaki;
🔴Büyükelçi’nin imzası sahte!
🔴İdari Ataşe’nin imzası sahte!
🔴Bölge Koordinatörü’nün adı, soyadı, imzası sahte!
Sahte imzalı ödeme tutanaklarının listesi⬇️
🔴02.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 1.539.518 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴06.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.267 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴04.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.874 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴31.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.883 Dolar tutarında düzenlenmiş.
Sahte imzalı üretilmiş belgelerin toplam tutarı: 15.074.542 Dolar
Güncel kurla 700 Milyon Lira!
Ödeme tutanaklarındaki imzalar sahte, belgeler üretilmiş olduğuna göre;
Dışişleri Bakanlığının bu belgelere dayanarak kasasından çıktığını beyan ettiği para da, ilgili şirkete ödenmediğine göre;
O halde bu paralar nerede?
15 Milyon Dolar kimlerin cebinde?
Dışişleri Bakanlığı yetkililerine soruyorum!
Nedir bu mahkemeye sunduğunuz sahte ödeme tutanakları? Derhal açıklayın!
Önemli not: Bu skandalın ortaya çıkarılmasındaki emekleri için Barış Terkoğlu’na teşekkür ediyorum.
Sahte ödeme tutanakları⬇️
Yok artık, dedim. Telefonu kapar kapamaz araştırdım... Doğruymuş. H.H. adlı kişinin, Özgür Özel’in memleketi Manisa’da belediyeye ait ağaçları keserken yakalandığına dair bir mahkeme kararı varmış. Manisa 5. Asliye Ceza Mahkemesi 26 Şubat’ta verdiği kararla, H.H. adlı o kişiyi yaklaşık üç yıl hapisle cezalandırmış. Ve işte o H.H., şimdi İzmir il başkanlığındaki olaylı anlarda CHP kurmaylarının hemen arkasında “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganı atıyordu...
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/BDisuQfH05
Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım.
Ne yazık ki hâlâ milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz.
Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır.
Ak Parti verdiği sözleri tutmadığı için mağdur olan öğretmenler, günlerdir Ankara’da en demokratik şekilde seslerini duyurmaya çalışıyor.
Özel sektör öğretmenleri taban maaş istiyor; mülakat mağduru öğretmenler ise adalet talep ediyor.
Ama Ak Parti’nin çürümüş ve yozlaşmış kara düzeni, devletin polisini kendi beceriksizliğine kalkan yapmaya çalışıyor.
O öğretmenlerin polisle de devletle de bir derdi yok. Onlar, kul hakkı yiyen Ak Parti’nin kara düzenine itiraz ediyor.
Bu ülkenin öğretmenlerine, “Hak arayamazsın, adalet isteyemezsin, sus, yerinde otur” diyenlere karşı biz öğretmenlerin yanındayız.
Öğretmenlerle masaya oturmak, dertlerini dinlemek yerine onları günlerdir abluka altında tutan bu zalimliğe itiraz ediyoruz.
İktidarımızda özel sektör öğretmenleri için taban maaş uygulamasını hayata geçireceğiz; kamuda mülakatı amasız, fakatsız kaldıracağız.
Öğretmenlerin hakkını yiyen bu kara düzeni, bugün biber gazıyla terbiye edilmek istenen öğretmenlerle birlikte değiştireceğiz.
“Rakibinden korkan” yine dayanamamış 7 yıllık yönetimimizi eleştirmiş.
İstanbul’u yağma, rant ve talan düzeninden kurtarmamız onun için kâbus olmuş.
Bize hapisteyken bile laf yetiştiriyor.
Ulaşım demişken;
yıllardır yatırım planına almadığınız için yapamadığımız Sefaköy - Beylikdüzü Metrosu’nu ve diğerlerini hızlıca imzalayın da işimize taş koymayın.
Bu ülkenin bütün çocukları; korkunun değil umudun,
ayrışmanın değil kardeşliğin,
umutsuzluğun değil adaletin hüküm sürdüğü bir ülkede yaşamayı hak ediyor.
Bugün, evladını düşünen her babanın,
evladına hasret kalan her babanın,
babasını özleyen her evladın Babalar Gününü yürekten kutluyorum.
İyi ki varsınız.
Köhnemiş, eskimiş, kaybetmeye alışmış siyaseti geride bıraktık.
Önümüze bakıyoruz.
Bugün bir bankın üstündeyiz ama milletin gönlündeyiz.
Saklayın o bankı.
İktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim, o bankın üstüne bir daha çıkacağım. Milletime sözümdür!
İnsanlara yanmaz kefen, peygamber terliği satan Cübbeli Ahmet önce Yusuf Ziya Gümüşel’in serbest bırakılması için görüştüğün iki mühim kişinin kim olduğunu açıkla. Bu kişilerden biri; 8 Haziran’da görüşüp fotoğraf paylaştığın Cumhurbaşkanı Erdoğan mı? Mahkeme kararlarının mühim kişilerle görüşülüp torpil ile alındığını itiraf edip utanmadan hakimlerden, mahkemelerden bahsediyorsun. Yusuf Ziya Gümüşel sadece adli kontrolle serbest bırakıldı, beraat etmedi. Aksine hem mahkeme hem de istinaf tarafından 19 yıl hapse mahkum edildi. Bahsettiğin mahkemelerin kararıyla Yusuf Ziya Gümüşel’in sapkınlığına hükmedildi. Üstelik 6 yaşında evliliğin olmadığı yönünde bir karar verilmedi. Sadece 14.5 yaşındayken doktora götürüldüğünde istismarın belgelendiği ve bu dosyanın tarikat hilesiyle kapatıldığının tespit edildiği vurgulandı. Aşağıdaki delil olan ve doğruluğu Kadir İstekli tarafından kabul edilen fotoğraflar H.K.G. 8 yaşındayken çekildi. Tarikatınızda normalde kız çocuğu ile sıradan, aileden olmayan bir müridin böyle bir temasının olmayacağını çok iyi biliyorsunuz. Ayrıca Kadir İstekli’nin doğruluğunu kabul ettiği ses kayıtlarını da biliyorsunuz. Bu kayıtlarda Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel’in onayıyla H.K.G.’ye 6 yaşında başlayan cinsel istismarı, tecavüzü çok net şekilde itiraf ediyor. Hatta 6 yaşındaki H.K.G ile evlenmek isteyen diğer müritlerden bahsediyordu. ‘Onlar da Hocaefendi’ye damat olmak istiyordu’ diyordu. Tüm bunları biliyorsunuz ve yakın çevrenize bu olayın doğru olduğunu da söylediniz. Bana attığınız iftiralar umrumda değil ama tarikatınızın bu işkenceyi yaptığı H.K.G.’ye iftira atacak kadar vicdansız ve kötüsünüz. Ama tek başına tarikatın karanlığına direnen H.K.G. gerçek yüzünüzü herkese gösterdi.
Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Bugün Tarihi Ulus Hali’nde esnafımızla, vatandaşlarımızla bir aradaydık. El sıktık, yüz yüze baktık, umut gördük.
Millete sırtını dönenin yolu daralır. Yönü şaşar.
Bizim yolumuz açık, yönümüz millettir.
Millet bizimledir!
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Son kale Cumhuriyet’e inananların yüreğidir.
Yol zor.
Yük ağır.
Ama hiçbir karanlık mücadelemizden büyük değildir.
Tarihin doğru tarafında duran canım Trakyalılara, Lüleburgazlılara yürekten teşekkürler.
Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker mahkemede, uğradığı şantajı, işkence ve taciz gibi zorbalıkları anlattı.
Salondaki herkesin tüyleri diken diken oldu. Bu anlatımları ben de milletimizle paylaşmak istiyorum.
İBB kumpas davasının, 19 Mart darbesinin sahibi saraydaki zihniyetin nasıl metodlar kullandığını ibretle okuyacaksınız.
Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve “arınma” ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan “saray kayyumu” da bu vahim ifadeleri derhal okusun!
https://t.co/39BNFNzjca
İftiralara karşı yanıtımdır!
Babam Hasan İmamoğlu’nun işlettiği herhangi bir okul olmamıştır.
Olmayan bir okulun FETÖ iltisakı sebebiyle kapanması da söz konusu olamaz.
Böyle alçakça iftiralar benim ve ailemin üzerine yapışmaz!
Bu iftiraları atarak komplo kuran kişi ve kurumlarla elbette hukuk önünde hesaplaşacağız.
Adaletin, hukukun, hakkaniyetin bittiği; geleceğe dair ümidin tükendiği toplumlarda var olma şevki çöküşe geçer. İnsanlar geleceğe güvenmediği için aile kurmaktan çekinir, doğurganlık düşer, nesiller eksilir ve millet içten içe bir yok oluşa, erimeye sürüklenir.
Liyakatsizliğin pençesinde umudunu da yitiren gençler, devletinden kaçar ve en büyük risklerden biri, beyin göçü başlar. Akıl sürgün edildiğinde devletin nizamı çöker, meydan bir avuç kifayetsiz muhterisle, dalkavuğa kalır.
Güzel ülkemizde bugün olanlar tam da budur.
Sevgili gençler,
Bu yürüyüş; adaletin, liyakatin, özgürlüğün, geleceğin yürüyüşüdür.
Bereketin, refahın, huzurun, sevginin, 86 milyon insanın yürüyüşüdür.
Hep birlikte, Genel Başkanımız @eczozgurozel ile birlikte yürüyelim arkadaşlar.
Trabzon’dan Gümüşhane’ye, Tokat’tan Amasya’ya…
Köy köy, belde belde yaktığımız çoban ateşinin Anadolu’nun dört bir yanında gür bir aleve dönüştüğünü görüyoruz.
Mücadelemizin parolası yürüyüştür.
Pusulası millettir.
Hedefi 86 milyona doğrudur.
Bu yürüyüşü millet başlattı, millet tamamlayacak.
Kendimizi millete emanet ediyoruz.
Ekrem İmamoğlu, Anadolu Adliyesi'ne getirilirken yaşadıklarının "tarihi bir zulüm ve işkence" olduğunu söyledi:
"Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım. 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı. Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi. Ben de 'Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim
Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. 'Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin' dedim. Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler
Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur
Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım. Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir
Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi"
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
Bir rezilliğe tanıklık ediyoruz.
Haftalar önce madenci kardeşlerimiz bileğinin hakkıyla, çocuklarının geleceği için bedenini açlığa yatırarak burada bir direniş kazandı. Devletin 3 bakanı söz verdi, “patron işçilerin tüm haklarını ödeyecek” dedi. Haftalar sonra bugün biz yine Yıldızlar SSS Holding önünde, tutulmayan sözlerin peşinde direniyoruz.
Soruyorum: Devlet daha verdiği bir sözü tutmayacaksa nerede bunun kudreti? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir tane patron bozuntusuna işçilerin hakkını ödetemiyor öyle mi? Gençlere cop vurup biber gazı sıkarken çok güçlüsünüz ama bir patrona söz geçirmekten acizsiniz, öyle mi?
Bu süreçte birkaç defa “bütün alacaklar ödendi” açıklaması yaparak işçileri kandırdılar, biraz önce de benzer bir açıklama yapıldı. Patronların ve yetkililerin sözüne güven duymadığımız için işçi arkadaşlarımız avukatlarımızla görüşme halinde, tüm hesaplar kontrol ediliyor ve herkes tüm haklarını alana kadar burada beklemeyi sürdürüyoruz.
Şunu iyi bilsinler: İşçi kardeşlerimizin tek bir lirası bile patronda kalmayacak. Devran nasıl olsa dönecek; söz verip oyaladığınız, kandırdığınız işçilerin hesabı mahşere kalır zannediyorsanız yanılıyorsunuz!