Millete merhamet gösterip kendi çocuğunun kalbini kıran anne babalara tek sözüm var: Dünya sizi iyi sanabilir ama çocuğunuz nasıl biri olduğunuzu çok iyi biliyor...
Yıllar önce anladım: Kalbi temiz olan sahipsiz değildir. Uçurumun kenarından defalarca dönersin. Tam bitti dediğin yerde bir kapı açılır, hiç ummadığın biri el uzatır, olmayacak dediğin lehine döner. Herkes şans der ama sen bilirsin, şans değildir. Mesele güçlü ya da akıllı olmak değil; ah almadan yürümek, kimse görmese de vicdanını temiz tutmak, kötülüğü tanısan bile huy haline getirmemek. Hayat herkesi düşürür ama bazıları paramparça olmaz. En karanlık yerde bile üzerine ışık düşer, görünmeyen bir el seni geri çeker. Buna ilahi koruma diyorum. Herkese iyi ol ama herkesi yakınına alma, enerjini koru. Seni ayakta tutan zekan, paran, çevren değil; bozmadığın temiz kalbin. En büyük zırhın o.
Hollanda ve Avrupa'da durum o kadar ciddi ki... Aşağıda ki sahne bize Kurtuluş Savaşı dönemini hatırlattı.
Kadınlar yol kenarında giden askerlerimizi bekler onlara yemek ayran dağıtırdı.
Hollanda'da durum bu... Sanki savaşa gidiyormuş gibi Küreselcilere karşı ayağa kalkan çiftçilere yardım dağıtan köylüler var. Ama TV kanallarımız nedense istinat duvarının çökmesini bile haber yaparken Dünya'nın ayağa kalktığı meseleleri hiç haber yapmaz.
Ünlü bir nörolog diyor ki:
Erken dönem demansın (bunamanın) ilk belirtisi unutkanlık değildir.
Herkes sanıyor ki demans önce hafıza kaybıyla başlar, ama gerçekte daha basit ve erken bir şeyle başlayabiliyor.
Bu işaret 45 yaş civarından itibaren fark edilebiliyor.