Gülistan Doku’nun babası ağlayarak “Garibanım, ben çobanım. Hiç olmazsa kızımın mezarını çıkarsınlar, bir Fatiha okuyayım” diyor.
Yozlaşmış siyaset, yerel işbirlikçileri ve güç ilişkileri bu ailenin kızlarını öldürmekle yetinmemiş, onları zindana kapatıp hayatlarına devam etmiş.
Avukatların tutuklularla görüşme süresinin kısıtlanması yetmez; duruşmalarda savunma da yapmasın bence.
İtiraf edin; artık sayıları çok ama çok az kalan vicdanlı hakim-savcılar hariç geriye kalanlarınız ceza yargılamasında avukatı gereksiz görüyor, savunmaları öylesine dinliyor.
Mütalaalarınız, kararlarınız çoktan flash bellekte. Savunma yapılırken kiminiz telefona kiminiz bir sonraki duruşmanın evrakları için bilgisayara bakıyor.
Kısa keselim, toparlayalım, dışarı alalım sizi, hop kararı getirelim, yapıştıralım şeklinde ilerleyen bir sürecin etkisiz elemanı olup saatlerce duruşma beklemeyelim boşuna.
Bir düzenleme de bu konu için getirin lütfen. Hiç değilse herkes rolünü dürüstçe oynamış olur.
Terbiyesizlik yapıyorsun, terbiyesizliğine de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nice şehitler vermiş şerefli savcılık makamını alet ediyorsun. Bu şakrabanlığa acilen devlet terbiyesini esas alan devlet kurumları tarafından müdahale edilmeli. Bu nasıl üslup, bu ne rezalet!
@adalet_bakanlik
Ölen masum kadına herkes gibi üzüldüm. Yakınlarına sabırlar dilerim.
Ancak hukukçuların cezasını yargının vereceği bir şüpheli hakkında şüphelinin çöp poşeti ve hayvan gözleme aracına bindirilmesini övgüyle karşılamasını hayretler içinde okudum. Bu işkence suçudur, insanlık onuruyla da bağdaşmaz. Bence böyle düşünmeyen hakim savcı ve avukatlar ellerindeki hukuka dair ruhsat ve diplomarını derhal yırtıp çöpe atsınlar. Çünkü hukuka başlangıç seviyesinde bile hukukçu değiller.