2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
İstanbul'da yaşayanlar bi şey anlatırken sanki herkes İstanbul'u biliyormuş gibi semt adı vererek anlatıyor. Kartal neresi avcılar neresi kaç saatte gidilir yakın mı uzak mı bilmiyorum kanka. Aynı kıtada mı onu bile bilmiyorum amk sikeceğim Beylikdüzünü
Şirketin verdiği yemeği beğenmeyen mavi yaka: 40 gün grev, yemek şirketin değiştirilmesi, yönetim istifası ve maaşlara zam.
200 kişiyle beraber kovulan beyaz yaka: Şimdi yeni ufuklara yelken açma vakti. Bugüne kadar bana dokunan herkese teşekkürler.