Her Mayıs ayının ikinci pazarında kutladığımız Anneler Günü’ne, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve tüm Türk milletinin annesi Zübeyde Hanım’ı ziyaret ederek başladık. Ardından Kadifekale Hava Şehitliği’ne giderek şehitlerimiz ve biricik anneleriyle bir araya geldik.
Toplumun yapı taşı olan ailenin en önemli parçalarından biri annelerimizdir. İyi ki varlar.
Doğuran, evlat edinen, patili dostlarımıza yuva olan; kalbinde anne şefkatini ve sevgisini taşıyan tüm kadınlarımızın Anneler Günü kutlu olsun.
23 Nisan, Türk siyasal tarihinde egemenliğin kaynağının millete dayandığını kanıtlayan en önemli dönüm noktalarından biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920’de açılmasıyla birlikte, yönetme yetkisi bir kişinin iradesinden çıkarak milletin ortak iradesine bağlanmıştır. Bu gelişme, yalnızca bir kurumun faaliyete geçmesi değil; meşruiyetin kaynağının kökten dönüşmesidir. Bu tarih, aynı zamanda Millî Mücadele’nin siyasal örgütlenmesini temsil eder. Anadolu’da yürütülen direniş, bu meclis aracılığıyla hukuki ve kurumsal bir çerçeveye kavuşmuş ve ulusun kaderini belirleme yetkisi doğrudan millet adına hareket eden temsilcilere verilmiştir. Böylece egemenlik anlayışı ve laiklik uygulamaya geçirilmiş ve devletin temel ilkesi hâline gelmiştir. 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesi ise bu ilkenin yalnızca bugünü değil, geleceği de kapsadığını gösterir. Çocuklar, egemenliğin taşıyıcısı olacak yeni kuşaklardır. Bu yönüyle 23 Nisan, hem siyasal bir bilinç hem de toplumsal bir sorumluluk çağrısıdır: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve bu ilke ancak bilinçli nesillerle sürdürülebilir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığımız bugün, ne yazık ki her geçen gün biraz daha eksildiğimizi görmek zorundayız. Binbir emek ve fedakârlıkla yetiştirilen Cumhuriyet çocukları, ihmalkârlık ve denetimsizlik yüzünden ya sokak şiddetinin kurbanı oluyor ya da daha çocuk yaşta suça sürüklenen bir düzenin içine itiliyor. Hayatta kalmayı başaranlar ise bu kez, devlet eliyle MESEM adı altında meşrulaştırılan çocuk işçiliği düzeninde sömürülüyor ve çocuk olarak değil, işçi olarak hayatlarını kaybediyor. Üstelik açlık sınırının 90.000 Türk lirasına dayandığı bir ülkede, bir madenci babaya reva görülen asgari ücretin bile sağlanamaması, çocukların yoksulluk içinde ölüme terk edilmesi anlamına geliyor. Tüm bunlara rağmen hayata tutunabilen çocuklar ise tarikat yurtlarında taciz ve tecavüzle karşı karşıya kalıyor; failler “bir kereden bir şey olmaz” gibi akıl dışı sözlerle korunup aklanıyor. Daha da vahimi, depremler sonrasında çocukların pedofili çeteler tarafından kaçırıldığına dair iddialar karşısında dahi gerçek bir araştırma yürütülme taleplerinin reddedilmesi, yaşananların üzerinin örtülmeye çalışıldığını düşündürüyor. Biz, Atatürk’ün büyük bir önem vererek çocuklara armağan ettiği bu bayramda, andımızda söz verdiğimiz gibi küçüklerimizi koruyamıyor, onları yaşatamıyoruz. Her geçen gün biraz daha azalıyoruz ve buna alışmamız bekleniyor. Ama alışmayacağız. Bizden evlatlarımızı alan, çocuklarımızı koruyamayan bu düzenden kurtulacağız. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
#23NisanÇocukBayramı
Dün Şanlıurfa’da, ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylarda birçok öğretmen ve öğrencimiz hayatını kaybetmiş, onlarcası yaralanmıştır.
Eğitim yuvalarımız olması gereken okullarımız; artık saldırılarla ve vefat haberleriyle anılmaya başlanmışsa, aileler çocuklarını okula gönderirken güven yerine korku duyuyorsa, ders saati sonunda sınıflardan çocuklar değil de cansız bedenler çıkıyorsa; bu durum yalnızca bireysel değil, açık bir sistemsel başarısızlıktır.
Yaşanan bu acı olaylar nedeniyle, makamı ne olursa olsun tüm sorumluların derhal istifa etmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Atatürkçü Düşünce Topluluğu olarak; milli kimliğin ve bilincin temeli olan okullarımıza yönelik bu saldırıların nedenlerinin göz ardı edilmeden titizlikle incelenmesi gerektiğini belirtiyor, ülke genelinde gerekli tüm tedbirlerin derhal alınmasının önemini vurguluyoruz.
Saldırılarda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor, ailelerine başsağlığı diliyoruz.
“Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.”
#Kahramanmaraş
Geçtiğimiz yıl sokak serserileri tarafından yaşam hakkı elinden alınan kardeşimiz Mattia Ahmet Minguzzi adına Bostanlı'da açılmış olan Kaykay Parkı'nın açılışına Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu olarak katılım gösterdik.
Sevgili ailesine başsağlığı dileklerimizi iletip, haklı mücadelelerinde her zaman yanlarında olduğumuzu belirttik.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün de söylediği gibi " Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalıdır. "
#AhmetMinguzzi
Bugün, gökyüzünü cesaretiyle aşan, Cumhuriyet’in öncü kadınlarından Sabiha Gökçen’i doğum ve ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözünü hayatıyla gerçekleştiren Gökçen, yalnızca bir pilot değil; Türk kadınının gücünün ve kararlılığının simgesidir.
Onun açtığı yolda, Cumhuriyet değerlerini yaşatmaya devam edeceğiz. 🇹🇷✨
Çanakkale Savaşları, asırlardır süregelen yenilgiler zincirini kıran ve Türk milletinin savaşma azminin sönmediğini dünyaya ilan eden en kritik tarihsel eşiktir. Balkan Savaşları’nın yarattığı ağır travmayı silen bu zafer, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda küllerinden doğacak olan yeni Türk devletinin ruhsal temelidir. İtilaf devletlerinin "yenilmez" donanmalarına karşı Cevat Çobanlı Paşa önderliğinde kazanılan 18 Mart Deniz Zaferi, düşmanı karaya çıkmaya mecbur bıraktı; bu noktadan itibaren ise sahneye Yarbay Mustafa Kemal’in askeri dehası çıktı.
Arıburnu ve Anafartalar'daki keskin öngörüsüyle işgalin genişlemesini durduran Mustafa Kemal, Türk askerinin sarsılmaz iradesini şu tarihi emirle mühürledi: "Size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir."
Bu mücadele, bir imparatorluğun son direnişi olduğu kadar, bağımsızlık meşalesinin de ilk kıvılcımıdır. Öyle ki en amansız düşmanları bile, Türklerin bu daracık geçit başında nasıl bir savunmaya giriştiklerini; canlarını verdiklerini fakat vatan toprağının bir karışını bile teslim etmediklerini tarihe not düşmek zorunda kalmışlardır. Savaşın en kritik anlarından birinde, Conkbayırı’nda Mustafa Kemal’in göğsüne isabet eden bir şarapnel parçası cebindeki saatine çarparak parçaladı; bu olay onun hayatını kurtarırken adeta bir milletin de kaderini değiştirdi. Bu mucizevi kurtuluş ve ardından gelen Anafartalar zaferi, onu halkın gözünde "Anafartalar Kahramanı" mertebesine yükseltti ve ileride başlayacak olan Milli Mücadele'nin tartışmasız lideri haline getirdi.
Çanakkale'de sergilenen bu sarsılmaz duruş, emperyalist güçlerin prestijini sarsmakla kalmadı; bir milletin özgüvenini yeniden kazanmasını sağlayarak modern Türkiye’ye giden yolu ardına kadar açtı. Bu eşsiz zaferin yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cevat Çobanlı Paşa olmak üzere, vatanın her bir karış toprağı için canını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
#18MartÇanakkale
Atatürk'e göre modern bir ulus-devletin temeli, dinî otoriteye dayalı bir üst kimlik değil; millî egemenlik anlayışı olmalıydı.
Bu doğrultuda 3 Mart 1924’te hilafet kaldırıldı.
Kutlu olsun!