Radikal KEMALİST, ATEİST bir Bozoklu TÜRK, Evrim, Partisiz, Uzay ve Bilim meraklısı bir Sapien, #1283, La Turquie Kemaliste, -Bırakma Uyusun, Uyandır Onu!-
Hindu değilim.
Müslüman değilim.
Hristiyan değilim.
Musevi değilim.
Budist değilim.
Yozgatlıyım, Ateist'im, Türk'üm.
Kitabım yeryüzü kitabıdır. Başka kutsal kitap bilmem.
Ne melek bilirim ne de şeytan bilirim. İyilik tohumu da, kötülük tohumu da bendedir.
Yaratıcıyı Cami'de, Kilise'de, Havra'da, Hindu ve Buddha tapınaklarında aramam.
Kutsal toprağım Arabistan çölleri, Vatikan avlusu ya da Kudüs'ün Ağlama Duvarı değildir. Gözümü açtığım kendi yurdumu kutsal bilirim.
Müslüman gibi boş betona şeytan diye taş atmak, Hristiyan gibi bir bebeği soğuk suya batırıp çıkarmak, Yahudi gibi başında tavuk döndürerek af dilemek gibi ibadet şekillerim yoktur. Tek ibadetim çalışmaktır ve öğrenmektir.
Ne Müslüman'ın imamına, ne Hristiyan'ın Papaz'ına, ne Yahudi'nin Haham'ına, ne Hindu'nun Brahman'ına, ne Budist'in Sangha'sına tamah etmem. Bilim ve fen benim yol göstericimdir.
Adem ve Havva diye biri hiçbir zaman yaşamadı.
Bir yaratıcı, özel olarak seçtiği insanlarla iletişim kurup, kurallarını bu insanlarla diğerlerine iletme metodunu hiç seçmedi.
Şeytan, melek, cin gibi varlıklar yoktur.
Özel, mübarek gün yoktur.
Cehennem ve cehennem diye bir yer yoktur.
Kader diye birşey yoktur. Gelecek belirsizdir.
Selanın esas okunma amacı nedir?
Köy, kasaba gibi küçük yerleşim yerlerinde birbirini tanıyan insanlar haberdar olsun diyedir.
Metropol gibi binbir çeşit insanın yaşadığı ve kimsenin kimseyi tanımadığı yerde, ben yolda güle oynaya giderken neden tanımadığım insanın ölüm haberini duyuyorum?
İslam'ın ortaya çıktığı Arabistan'da bile böyle uygulama yok.
@kendime_not1 Ne bekliyorsun ki, kafasının içindeki Arap hikayelerini hakikat sanıyor :))
Takkeli cahil dedesi ne derse, onu olduğu gibi doğru kabul edip inanmış..
Gözlerinin görmesine, ellerinin tutmasına, koşmana şükredersin.
Bir siyasetçinin yanlış politikaları yüzünden et yiyememene, sağlıklı beslenememene, tatillere gidememene şükretmezsin.
Senden düşük seviyede olana bakıp, sefil haline şükrediyorsan sen bir düşük İQ'lusun.
Cübbeli Ahmet denilen bu adamın İsmailağa Cemaatine sallamasının nedeni, bunu cemaatin başına Şeyh yapmadıkları içindir.
Bunu Şeyh yapsalardı, olayı hiç dillendirmezdi ya da kader der geçerdi.
İslamcının söylemine güvenilmez. İslamcının bir işte çıkarı yoksa babasını bile satar.
Gazze'de "Yardım dernekleri" vurgununa örnek. Çok iyi izleyin.
"Gazze'ye yardım ediyoruz" edebiyatıyla kurulan İslamcı derneklerin %95'i dolandırıcıdır. Verdiğiniz paralar dini kendilerine geçim kapısı bellemiş üç beş müptezelin cebine giriyor.
Din, çok karlı bir ticaret kapısı.
Sen bir yaratıcının özel bir amaç doğrultusunda var ettiği özel bir tür değilsin.
Sen milyonlarca yıl boyunca hayvan diye genelleme yaptığın canlılar gibi yaşadın. Diğer canlılar gibi tek amacım vardı: Üremek ve yaşamak.
Beynin mutasyonlar sonucu bilinç kazandı. Konforunu artırdın. Dinlerden tut, müziklere kadar, herşey senin kafanın üstündeki 1.5 kilo ağırlığındaki jel kıvamında organın ürünü.
Kendine insan, diğer canlıların hepsine hayvan dedin.
Senin hikayen bu.
1923 yılında Türkiye'nin okuma yazma oranı %7 idi.
Hangi yönden yüceltmiş, de bakayım?
Kader, şükür, sabır ekseninde beyni uyuşmuş, bir odada toplanıp kol kola girerek "Hau hau" diye kafa sallayan, Arabistan çölleri için ölmüş dedelerine bir bak.
Filistin dümdüz oldu, Allah bu duruma sinirlenip gazabını gösteremedi gitti.
Allah Allah Muhammed Salah diyen Trabzonlu'ya "Siz benle dalga mı geçiyonuz" diye sinirlenip bela yollayacak.
İlahiyatçı İhsan Şenocak:
▬ Trabzon'da on binler nasıl olur da 'Allah Allah Muhammed Salah' der?
▬ Derhal buna son verin. Allah'ın gazabını üzerimize çekeceksiniz.
Arap ülkelerinde Kuran eğitimi böyle olur.
Hani Müge Anlı çokça gördüğümüz her haltı yiyen ama türban takan kadınlar var ya, onlar da bu eğitimden geçiyor.
Ahlak değil, Arap din diktatörlüğünü öğreniyorlar. Sakat ahlak anlayışı böyle oluşuyor.
O sağdaki kadında sıkıntı yok. Sıkıntı bizzat sizde çöl bedevileri. O kadının şanssızlığı sizin gibi iğrenç ve cahil çöl bedevilerinin içinde gözünü açmasıdır.
O sakat ahlak anlayışınızla, tepeden tırnağa palavralar üstüne kurulu çöl dininizle ayak bastığınız yeri kurutmaktan başka hiçbir halta yaramadınız.
Bilge Önder Halaskar Atatürk diyor ki;
"İki Mustafa Kemal vardır:
Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal. Bu Mustafa Kemal ölümlüdür.
İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! Bu Mustafa Kemal ölmez.
O Mustafa Kemal sizsiniz. O memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük amaç için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur.
Benim teşebbüslerim onların özlemini çektikleri güzel yarınları tahmin etmek içindir."
"Evrende dünya dışı yaşamın epey bol olduğunu düşünüyorum. Ancak zeki yaşamın o kadar sık rastlandırılmadığı kanısındayım. Kimilerine o tip zeki yaşam daha dünyada bile ortaya çıkmamıştır."
-Stephan Hawkings Hazretleri
Bilge Önder Halaskar Atatürk, Türkiye'deki herkesin evinde teleskop olmasını isterdi. Gece olunca gökyüzüne baksınlar, oralarda bir yerlerde yaşamın olup olmadığı üstüne kafa yorsunlar, şevkle evreni incelesinler isterdi. Onun hayalindeki insanlar geleceği göklerde arardı. İlerleyen dünyada göklere hakim olamayanın, yerlere de hakim olamayacağını düşünürdü.
Ama günde 12-13 saat çalışıp aldığı kuş kadar ücretin %90'ınını oturduğu kümes kadar olan evin kirasına gömen, fakir ve cahil bırakılmış, sefil haline şükrettirilmiş, başına gelen felaketleri kader belleyen bir toplum, Bilge Önder Halaskar Atatürk'un bu idealinden çok uzakta..
İslam'dan önce birbirinin kabilelerini yağmalayan Afrika ve Arap kabileleri, İslam'ın Müslüman olmayanlarla yapılan savaşlara katılanlara ganimet vaadetmesiyle birlikte, eskiden de var olan bu özelliklerini daha da meşrulaştırmışlar, yağmacılıklarına dini kılıf uydurarak tam gaz devam etmişlerdir.
İslamiyet'i yayma adı altında milletin mallarına, karısına kızına ganimet, cariye diye çökülmüştür. Savaşta esir edilenler, köle pazarlarında domates patates gibi satılmıştır.
"Anladım ben asıl gerçek nerde
Anladım Hanya’yı Konyayı
Bizi Hakka götüren yol başka
Senin şu saydıkların var ya hani
Şu şaşılacak şeyler hani doğaüstü
Onlar hep masal hep kafadan atma!
Bugün hiç durmadan arıyor insan
Gitgide görüyor işin içyüzünü!
Git ara Kilise'yi, dolaş Kabe'yi
Çan sesini duy, tekbiri dinle.
Umduğun, beklediğin şeyler nerde hani?
Ortada bir tek şey göreme!
Şeytanı da düzme, Allah’ı gibi!
Buda’sı düzme, Ehrimen'i düzme, Yezdan’ı düzmece.
Bir korkak kuşku yaratmış bunların topunu!
Ve beynimden vurulmuş gibi devrildim.
Şimdi benim ne cennet, ne cehennem umurumda.
Bakarım evrene, şaşar şaşar kalırım.
Ne tapılan tanırım, ne taptıran tanırım.
Pıtrak gibi işte gökyüzünde mescitler
İşte onlara orda vicdanım secde eder.
İşte benim bundan böyle tapınmam bu.
İşte bundan böyle benim vaktim böyle geçer!
Ve doğruluk ve alçak gönüllülük ve sıkı dostluk
Ve el uzatma ve koruma ve insaf ve acıma
İşte buyuran bunlar benim vicdanıma
Benim ayinim düşünüp yapmaktır
Benim dinim insan gibi yaşamaktır
Kitabım işte yeryüzü kitabı.
Bendedir iyilik, kötülük tohumu!
Varırım hep böyle ta mezara dek.
Yeniden dirilmek bizim nemize gerek?
Taşır insanların hem aşkını, hem acısını
Bağrımdaki şu deli, şu ince yürek
İnsan gibi yaşamaktır bugün gerçek din.
İnsan gibi yaşamak!"
Tevfik Fikret