Tuzla ve Şile belediyelerinin AK Parti’ye geçmesine gitti gidiyor diye bakılıyor.
Çekmeköy için “yolcu” deniyor.
İddiaları sormak üzere Başkan Orhan Çerkez’i aradım.
Danışmanı açtı.
Başkan izindeymiş.
Şahsi telefonu çekmeyebilirmiş.
Çekme-köy’ün başkanı olunca çekmiyor demek ki.
BU NASIL İTİRAF?
Sinem Dedetaş'ın gözaltına alındığı soruşturmada
itirafçı müteahhit, kendisinden istenen rüşvetin net tutarını ve ödediği tarihi hatırlamıyor...
Etkin pişmanlıktan yararlanan itirafçının paylaşılan ifadesine göre; itirafçı müteahhit bir iskan işi karşılığı Dedetaş‘ın danışmanın, kendisinden para istediğini ifade ediyor. Kağıda yazılan tutarı ise net bir şekilde hatırlamadığını belirtip, “25-30 milyon TL arası bir tutar.” diyor...
İtirafçı, ifadesinde yalnızca talep edilen paranın miktarını değil, ödemeyi ne zaman yaptığına ilişkin tarihi de hatırlayamadığını belirtiyor.
Metinde, para teslimine ilişkin bölümlerde birden fazla kez “tam tarihini hatırlamadığım bir tarihte” ifadesini kullanıyor. Buna rağmen ödeme yaptığını iddia ediyor.
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
🔴 #SONDAKİKA | YENİ PARTİ İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, Üsküdar Belediyesi önünde toplanan yurttaşlara seslendi:
🗣️ “Üsküdar sana kalmadı, İstanbul sana kalmadı, Türkiye de sana kalmayacak. Seni aşacak bu ülke.”
🗣️ “Sinem Dedetaş, senin en korktuğun rüyaları temsil ediyor. Sende olmayan ne varsa onda var!”
🗣️ “Korkunun ecele faydası yok. Sinem Başkan geri gelecek. Sana bu ülkeyi bırakmayacağız.”
“Haluk Levent’le arasında en ufak bir para trafiği olmamasına rağmen Oğuzhan Uğur cezaevinde ya.”
Timur Soykan:
• Oğuzhan Uğur bakın günlerce adam deprem döneminde uyumayıp yardım topladı.
• Haluk Levent’le arasında en ufak bir para trafiği olmamasına rağmen Oğuzhan Uğur cezaevinde ya.
• Ve biz ülke olarak neden tutuklandığını bile bilmiyoruz.
• Neden tutuklandığını çözemedik hala ülke olarak.
• Çünkü hiçbir delil yok.
• Haluk Levent ile bütün bakanların fotoğrafları var. Haluk Levent Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ödül alıyor. Onlar suç olmuyor. açma.
• Bu saçma günlere gelecekte dönüp bakacağız. “Ya nasıl bir ülke bu kadar delirmişti?” diyeceğiz.
• Haluk Levent’e gayrimenkul verenlere operasyon yapılmamıştı.
• Asıl orada hikaye yani. Orada milyarlar dönüyor.
• Orada tefecilik mi var, kara para mı var? Asıl bakılması gereken yer orası.
Bugün AKP, Irak Merkezi Hükümetiyle yeni bir petrol anlaşması yapmak üzere masaya oturdu.
En başından beri yapılması gereken anlaşma, AKP’nin karanlık petrol ticareti yüzünden, ülkemiz milyarlarca dolarlık Tahkim cezasıyla karşı karşıya kaldıktan sonra yapılıyor.
Bu zorunlu masaya oturma, AKP’nin Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı illegal petrol taşıma işinin Tahkim’deki cezai sonuçlarını ne yazık ki ortadan kaldırmıyor.
Ayrıca yapılan yeni anlaşmanın şartları, petrol taşıma ücretleri, ödemenin nasıl yapılacağı, uyuşmazlık halinde nereye başvurulacağı gibi hususlar yine gizleniyor!
Yargıtay CHP’ye verilen mutlak butlan kararını iptal edecek.
Bundan emin olabilirsiniz!
Çünkü AKP’nin işine öyle yarıyor!
CHP’nin başına atadıkları kayyum ve beceriksiz saz ekibi, iktidarın beklediği bölünmeyi sağlayamadığı gibi, Özgür Özel’e verilen halk desteğini daha da arttırdı.
Kayyuma karşı olan ama CHP’de kalıp AKP yargı kollarına rağmen partiyi geri alabileceğini düşünen bir kitle var.
AKP’nin yeni hedefi bu kitleyi olabildiğince orada tutup, YENİ Parti’ye katılmalarını engellemek olacaktır.
Bunun için de butlan kararı bozulacak ve karmaşanın devam etmesi istenecek elbette!
Ancak Özgür Özel bunu da gördüğü için, YENİ Parti’de arkaya bakılmayacağını açık açık söyledi.
Türkiye’yi AKP iktidarından, yargıyı AKP yargı kollarından kurtarmadan ne CHP’yi kurtarabiliriz, ne de geleceğimizi!..
@eczozgurozel@yenipartiyiz
Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve yanındakileri bir şey sandılar, fena dolandırılıp, patladılar.
Ekrem Başkanla diğer başkanları içeri attılar. İşe yaramadı
Butlan davasını icat ettiler. İşe yaramadı.
Şişeden çıkardıkları son cin Kemal Bey ise en büyük yenilgi.
AKP’nin bütün paralı borazanları TV’lerde ne yapacaklarını şaşırdı.
Hele parayla figüran işi var ya, kimyalarını bozdu.
Bütün Türkiye ibretle vatana millete kazık atmaya çalışanları seyrediyor.
TRUMP:
Anlaşmazlarsa tüm köprülerini bir saat içinde vururum.
Sonra da tüm elektrik santrallerini bir gün içinde vururum.
Ama 91 milyon insanı düşünüyorum.
SKANDAL GÖRÜNTÜLER!
Mersin'de şezlong kiralayan işletme çalışanı, halka açık alanda oturan vatandaşlardan plajı terk etmelerini isteyerek üzerlerine kum fırlattı;
➕️"Kalk baba! Kalkacaksın bu kadar basit ilerle!"
➖️Tamam, kalkacağız, sakin ol!
➕️"3 dakikanız var."
Bu işletme mühürlenmelidir!
Sahillerimiz işgal altında toplu tepkiler şart oldu artık!
#SONDAKİKA | Özgür Özel:
Erdoğan'la biz siyasi rekabet ediyorduk. 23 senedir bizi yeniyordu. Son sene biz yendik.
Biz yenince Erdoğan masanın altından balta çıkardı. Kafamıza baltayla vurdu.
Biz de bu saldırısının karşısında bir yıl mücadele verdik. Partimizi elimizden aldı, başkasına verdi.
Yeni Parti'mizi kurduk. Yeni Parti'ye saldırı olur mu? Olmayacağının güvencesi yok ama bir tek şeyi bilmesi lazım.
Ben 10 yaşında yatılı okula gittim. Çok kavganın içinde oldum. Ben adam dövmeyi öğrenmedim. Dayaktan yılmamayı öğrendim.
Birinin iyi kavga edip etmediğine bakmayın. Dayaktan yılmıyorsa ondan korkun.
Ben dayaktan yılmam. Haksızlığa, saldırıya karşı mücadele azmimi kaybetmem. Ne yapıyorlarsa yapsınlar.
Kaynak: Halk TV
Fatih Altaylı'nın bugün ki yazısından:
"Dün akşam yemeğinde Türkiye’nin önemli ve bilinen yöneticilerinden biriyle beraberdik. Dünyanın en bilinen ve en değerli markalarından birinde en üst düzey yöneticilik yapan bu yönetici, yönettiği markayı Türkiye’de, hatta dünyada yıllarca pazar lideri yapmıştı.
Ayrıca sorumluluğu altında pek çok başka bilinen marka da vardı. Birkaç sene önce kendi isteğiyle emekliye ayrıldı ve şimdi pek çok firmanın yönetim kurullarında bağımsız üye olarak yer alıyor ama asıl olarak hobileriyle ve teknesiyle vakit geçiriyor.
Lafı uzatmayayım. Dün yemekte yanımda otururken kulağıma eğildi ve “Sana hiç ama hiç katılmıyorum” dedi.
Damdan düşer gibi bunu söyleyince hiçbir şey anlamadım.
“Hangi konuda katılmıyorsun?” diye sordum.
“Logo ve isim konusunda. Yeni Parti’nin logosu ya da amblemi konusunda” dedi.
Başladı anlatmaya:
“Sen Yeni Parti’nin amblemini fazla basit ve hatta biraz araklama bulduğunu yazmışsın. Haklısın N’si Netflix’in N’sine benziyor ama önemli değil hatta iyi bile.” dedi ve devam etti.
“Logo dediğin şey, amblem dediğin şey basit olacak. En aptalın ya da en cahilin veya en ilgisiz kişinin bile aklında kalacak. İlla şık, sanatsal, derin manalar içeren sembollerle dolu olması gerekmiyor. Görünce anında tanıman yeter. Bak META’nın logosuna. Basit. Apple öyle. Bu da öyle. Siyasetle doğrudan ilgili olmayan biri bile sandığa gittiğinde karşısında okuma yazmayı az bilenin bile fark edeceği basit bir amblem görecek. Kırmızı bir YENİ. Eğer ona oy vermek istiyorsan karıştırman mümkün değil. Altındaki çizgi de öyle. Yeni anlayışta logo altına çizgi çok değerli ve önemli. Düzen hissi verir, logonun havada kalmasını engeller. Yakın zamana kadar dünyanın en önemli, bilinen ve değerli logosu kimindi!”
“Zannederim Coca-Cola”
“Evet aynen öyle. Coca-Cola bile logosunun altına çizgi çekti. Çizgi logoyu sağlam bastırır. Senin rafine logon sana iyi gelebilir ama doğru logo anlayışı budur. Sana söyleyeyim, ister beğen ister beğenme bu logo çok çok iyi. Yeni ismi de iyi. Sandığa giden seçmen yeni kurulan partinin adını düşünmeyecek. Yeni diye karşısında duracak. Çünkü seçim öncesi zamanı kısıtlı, iletişim olanakları az, paraları pek yok. O zaman en kolay yol milletin ağzındaki adı parti ismi olarak seçmek. Çok doğru seçim.”
“Peki, isimde ve amblemde partinin ilkelerini ve nereden geldiğini hatırlatmak iyi olmaz mıydı?”
“Gerek yok. Gerek olmayan bir şeyi yapmak da iyi değildir. Bu parti kişi partisi. Bu parti Özgür Özel’le özdeşleşti. İmamoğlu falan değil. Bu parti Özel’in senin dediğin her şeyi, ilkeleri, nereden geldiğini falan Özgür Özel temsil ediyor. Detaya gerek yok. Anadolu’daki insan için bizim oğlanın yeni partisi bu. Detaya gerek yok.”
“İsmi aldığını söyleyen başkaları var. Davalık olabilirler.”
“Olsunlar. Daha da iyi. Her yerde konuşulur. Markaya daha olumlu etkisi olur. Gözü karalığı gösterir. Bak arkadaş, AK Parti demek Erdoğan demek. Bu parti de Özgür Özel demek. DSP de Ecevit demekti.”
“İmamoğlu?”
“Yahu ne İmamoğlu’su. Özgür Özel işte. O ne derse o. İmamoğlu derse İmamoğlu olur, Yavaş derse Yavaş olur. Kendini derse kendi olur. Erdoğan demese Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olabilir miydi! Burada da öyle. Yeni Parti ve Özgür Özel çok doğru yolda. Ha şunu da söyleyeyim, Özgür Özel ve Yeni Parti’sine oy verecek herkes de biliyor ki, 3 sene sonra, 5 sene sonra bu ekip yine geldiği kaynağa döner. Ama şu an için bu partinin adı da, logosu da doğru. Bilirsin, genelde sana hak veririm, bakış açını hep farklı ve doğru bulurum ama kusura bakma bu kez yanıldın.”
Bir profesyonelin, dünyanın en önemli markalarından birini yıllarca yönetmiş birinin Yeni Parti ve amblemi ile ilgili fikirleri bunlar.
Belli ki, ben yanılıyorum.
Umarım öyledir."
Gazeteci Fatih Altaylı:
"Epey bir zaman önce, hemen hemen 18-20 sene önce, öyle ki Hasan Cemal bile genç o tarihte. Benim şimdiki yaşımda falan. Hasan Cemal diyorum çünkü işin içinde o da var.
Bir grup gazeteci New York’tayız. Ya Birleşmiş Milletler açılışı var ya da oradan Washington’a geçilecek, bizim Başbakan ABD Başkanı ile görüşecek.
Öğlen saati geldi, Ertuğrul Özkök ile Hasan Cemal otelin lobisinde oturuyor, çıkarken beni gördüler. İkisi de eski genel yayın yönetmenim. Biri Cumhuriyet’te, diğeri Hürriyet’te. İkisiyle de fikren didişiriz ama aramız genelde kötü değildir.
Yemeğe gittiğimi söyleyince, biz de gelelim dediler. Üçümüz beraber bir İtalyan lokantasının yolunu tuttuk. Madison Avenue’da, benim çok sevdiğim ayakkabıcının New York mağazasının yanında bir lokantaya gidiyoruz. (O ayakkabı mağazası ile ilgili de hoş bir anım vardır bir gazeteci ile birlikte. Bir ara hatırlatın onu da yazayım. Anı dediğim rezillik)
Neyse Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök ve ben lokantanın dibinde bir masaya oturduk. Onlar sandalyelerde oturuyor, ben de duvara dayalı divanda. Hesabı bana kitlemeyi planladıklarını söyledikleri şaraptan anladım.
Şaraplar açılıyor, pizzalar, makarnalar geliyor. O zaman memleketin ekonomisi de iyi, sorun yok. Dolar şimdiki gibi 47 değil 1,3 TL civarı.
Biz yemek yiyip dedikodu yaparken küçük bir köpek bize doğru geldi ve masanın dibinde bana bakarak durmaya başladı. Gözümün içine bakıyor. Küçük bir Cavalier King Charles. Nasıl da tatlı.
Elimi divana vurarak yanıma davet ettim. Zıplıyor ama bir türlü çıkamıyor divana. Tuttum karnından oturttum yanıma.
Bu kez gözü tabaklarda. Yalanıyor. İnce sesler çıkarıyor. Yalvarıyor anlayacağınız.
Masadan küçük bir tabak aldım. İçine biraz makarna, bir polpette koydum. Küçük bir çatalla yemeği paylaşmaya başladık. Bir çatal ben kendi tabağımdan yiyorum, bir çatal ona kendi tabağından veriyorum. Bayağı bayağı terbiyeli biri gibi yiyor. Versem şarap da içecek edepsiz.
Neyse epey bir yedi. Göbeciği şişti iyice. Sonrada kucağıma kuruldu ve uyumaya başladı.
Az sonra ben de garsondan hesabı istedim. Bekliyorum ama garson ortalıkta yok. “Çok yedik herhalde uzun sürüyor toplaması” diye düşünüyorum. Neyse 5 dakika sonra garson geldi.
“Hesabınız yok. Ödendi” dedi.
Bakındım ortalıkta bir tanıdık bir Türk falan mı var diye. Densizliktir, hiç sevmem. Tanıdık birini görüp hesabını öderler. Hani aile dostunun çocuğu falan olur anlarım da, kazık kadar adamların hesabını ödemek terbiyesizliktir. Garsona kızmak ve bize sormadan bunu nasıl kabul edersiniz demek için “Kim ödedi?” diye sordum.
Kucağımı gösterdi ve köpeğin adını söyledi.
Meğer köpek restoranın sahibi hanımefendininmiş.
Benim köpekle kurduğum dostluktan ve masama davet etmemden çok mutlu olmuş.
Masaya oturan mekan sahibi gibi hesabı ona ödetmiş.
Hayatımızda ilk kez bir köpeğin misafiri olduk. Tabii “Olmaz, olmaz” falan dedik ama oldu.
Şimdi Türkiye’de lokantalara evcil hayvan alınmaması için bir yasa çıkıyormuş.
Ne diyeyim, bilemedim."
TİP Genel Başkanı Erkan Baş:
- Hayatımda bu kadar utandım başka bir şey hatırlamıyorum.
- Ya affedersiniz, Trump’ın helasının haberini yaptılar.
- Trump bana ‘dostum’ dese hiçbirinizin yüzüne bakamam
Türkiye’de pek konuşulmayan bir gerçek. Konu aslında çok katmanlı ama size İtalyadan bir örnek. Tarım rayına oturmadan Türkiye sanayide rekabetçi olamaz! Bir de bu açıdan bakın…
Kemal Kılıçdaroğlu ne demişti
"Rüşvet veren verdim diyorsa demek ki doğrudur"
CHP'ye katılım törenine gelmiş vatandaş
"Figüran (Cast) ajansı bizi aradı,4 saat burada bulunmamız için para vereceklerini söylediler biz de geldik"
Adam 950 TL'ye geldim diyor, demek ki doğrudur
🔴 8 Bin kilometrelik taşıma 13.450 TL'ye, son 15 kilometre ise 11.600 TL'ye mal oldu.
📍İzmirli iş insanı Yücel Koçbay, Çin'den İzmir'e uçakla getirilen 7 kg kargo için 13.450 TL ödedi.
📍Aynı kargonun İzmir Adnan Menderes Havalimanı'ndan Konak'taki ofise taşınması ise 11.600 TL tuttu.
📍8 bin km'lik uluslararası taşıma ile 15 km'lik şehir içi taşıma arasındaki fark sadece 1.850 TL oldu.
📍İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda tek yetkili taşıyıcı olan Tramer adlı şirket, gümrük sahasından çıkan yükleri başka firmaların almasına izin vermiyor.
📍Şirket, havalimanına gelen kargoyu gümrüklü sahanın 500 metre ötesindeki benzinliğe götürmek için 11 bin TL fatura kesiyor. Sanayicinin fabrikasına götürmek için ise fiyat tarifesi 20-30 bin TL’den başlıyor.
📍Şirket, İzmir Valiliği tarafından onaylanan 1.650 TL'lik azami tarifeyi ise uygulamıyor ve bu durum yaklaşık bir yıldır devam ediyor.
-Sinan Doğan
Yeni Parti'li Murat Emir, butlancıları rezil kepaze etmiş
*Sn Özgür Özel'le birlikte, bir yeri yakıp, yıkıp, bozup gitmiyoruz
*Biz fiilen işgal altına alınmış ve
*Saray'da hazırlanmış kirli bir senaryonun parçası olmuş kişileri geride bırakıyoruz, hayırlı olsun #yolayrımı
Özgür Özel, Yeni Parti lideri olarak ilk açıklamasını Hacı Bayram Veli Camii avlusunda yapıyor:
"Bugün Türkiye'nin siyasi tarihi açısından çok önemli ve kritik bir gündeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurtuluşu ve kuruluşu örgütlemek üzere Anadolu'ya çıktığı şanlı yürüyüşün yolundayız.
Cuma namazımızı kıldık. Birazdan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Birinci Meclis'i açtığı tarihi binaya yürüyeceğiz.
Gün, Lozan'ın yıl dönümüdür. Ne Lozan'dan, ne Misak-ı Milli sınırlarından, ne Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünden, ne de partimizin ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerinden bir adım, bir santim başka bir yerde değiliz."