Süleyman bey göreve geldiği dönemde yılda 23 ile 25 arasında dolaşan `Sonuçlanmamış Cinayet Dosyaları` ilk olarak 8`e, 4`e, 3`e düşüp ardından sıfırlanmıştır. 2021 yılından itibaren 2022, 2023 yıllarında ve devamında 2024, 2025 yıllarında 1 tek faili bulunamamış cinayet vakası yoktur.
Al sana mercek.
Süleyman Soylu göreve geldikten sonra bir yandan emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarını derin ve paralel yapılardan arındırıp yenilerken bir yandanda Yüz tarama sistemini kurmak, parmak izini kayda geçirmek, jandarma ve polis istihbaratlarını birbirine açmak gibi teknolojik açılımlarla bu başarıyı yakalamıştır ve dünyada bu oranı yakalayabilen tek bir ülke yoktur.
Bizde durum bu ama sen illa bir mercek tutacaksan mesela PKK`nın faili meçhullerine, örgüt içi infazlarına bir mercek tut, Kürtlerin mezarları bile belli olmayan çocuklarını bul mesela?
Sen illa bir mercek tutacaksan mesela düne kadar bekçiliğini yaptığın Esat`ın gizli infazlarına tut o mercegi, toplu mezarlarına tut, Suriyeli anaların gözaltında kaybedilmiş çocuklarını bul?
Al sana ev ödevi, hadi...
Yüzbinlerce insanımız enkaz altında can çekişirken, onlara ulaşacak suyu, ekmeği, kan`ı, çadırı, konteyniri bölüp sabıkalı bir dolandırıcıya teslim etmek için çok büyük çabalar sarfetmiş bu kişiler çok net bir insanlık suçu işlediler.
Benzer musibetlerin yaşanmaması için bu kişiler yaptıklarının hukuki sorumluluğu ile yüzleşmeliler.
Kardeşim niçin ısrarla bu halka aptal muamelesi yapıyorsunuz? Niçin ısrarla bu ��lkede kanun, nizam yokmuş gibi davranıyorsunuz? İzin almadan böyle uluorta iban yayınlayarak para toplamak yasak değil mi?
@adalet_bakanlik @TC_icisleri
“İnsan insandan vazgeçmez azizim;
İnsan insana yüklediği mânâdan vazgeçer.
‘Farkın yokmuş kimseden.. ben farklı bakmışım bilmeden’ der ve gider.
İnsan insandan gider…”
Böyle kahveden toplama üçüncü sınıf tipleri konuk alıp oturtmaları bilinçli tercih. Siyasette seviyenin kendisine kastediyor SözcüTV, kamusal tartışma adabını bilinçli düşürtüp, nitelikli konuşma zeminini yok ediyorlar.
Bu tercihin sonucunda zevzeklik ve kaba kuvvet kazanıyor, gazeteci stüdyoyu terketmek durumunda kalıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarından başlıklar:
✔️(CHP / YP) Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışadursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü haline getirmeye çalışıyoruz.
✔️(Terörsüz Türkiye) Cumhur İttifakı olarak yürüttüğümüz süreci milli meseleleri çıkarlarının önüne koyan partilerin de desteğiyle hedefine ulaştıracağız. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi gazi Meclis'imizin takdirine sunacağız
✔️(İsrail) Türkiye’nin merkezinde yer aldığı coğrafya, son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail’in savaş bağımlısı mevcut yönetimi, tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail’in işgalleri, İsrail’in hukuksuz yerleşimleri, İsrail’in göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası, bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır.
✔️(Kıbrıs) Kıbrıs Türklerini yalnız bırakmayız. Kıbrıs’taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir.
✔️(Devam eden orman yangınları) 21 uçak, 58 helikopter, 929 kara aracı ile 3 bin 210 personelimiz yoğun şekilde çalışıyor. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı. Oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi.
Röportaj yaparken bazen kendilerinden geçip röportajı verenden çok konuşuyorlar. Sormak yerine anlatıyorlar. (Yargılayanları, röportaja aldıklarıyla tartışanları da gördük) Ha keza televizyon programlarında moderatörlerin kendilerini gösterme, üstün bilgi ve birikimlerini ön plana çıkarma çabaları da aynı şekilde.
Unutuluyor; buralarda asıl önemli olan yayına ya da röportaja aldığınız kişi ya da kişilerin görüşleridir, sorularınızın da oldukça kısa ve net olması gerekir. Bırakın asıl sesi duyalım.
Konuğu yönlendirme çabaları da çok iğreti geliyor. Bir müsaade edin kişinin konu hakkında düşündüklerini duyalım. Onları derinlemesine alıp bize aktarmayı, konunun ya da olayın perde arkasını aydınlatmak amacıyla sorularla açmayı başardınız mi?
İşte hepsi odur.
Bazen şunlarla aynı adamı savunmayayım, bunlarla aynı partiye oy vermeyeyim de Allah canımı alsın dedirtecek noktaya getirirler sizi. Çünkü bu kişiler sorunludur, bu kişilerin `aynı doğruları` savunma tarzları da sorunludur ve zarar vermektedir.
(Siyaset mahallesinin tamamı için bu böyle)
Orman yangınlarında da çok büyük bir dayanışma ağı örüldü. Herkes seferber, herkes bölgeye akıyor. Türk milleti bu afetlerden, bu imtihanlardan ‘Zorda Birlik’ destanları yazarak çıkmayı bilen bir millettir.
Buralardan da çıkarız ve Bu Memleket Bizim / Yeşertiriz Yeniden.
Ahbaplar, çavuşlar gölge etmesin yeter.
Hürriyet`in bugünkü baskısının ana manşeti de bu.
Şaşırdım, `fazla CNN izlemekten herhalde` diye yorumladım ilk.
Haberin kaynağı ise küreselcilerin uluslarötesi amiral gemilerinden Sustainable Development dergisi.
8.3 milyarı aşan dünya nüfusunun 2200 yılına kadar kademeli olarak 4 milyara düşürülmesi öneriliyor.
Çünkü aşırı tüketiyor ve çevreyi fazla kirletiyor muşuz baylar bayanlar.
Sevgili Hürriyet editörleri; Dünyadaki krizlerin temel nedeni insan sayısı değil size bu haberi yaptırtan zengin ülkelerin aşırı tüketim alışkanlıkları, zenginlerin fazla tüketip fazla kirletmeleri, hammadde kaynaklarının, dünyanın zenginliklerin adil olmayan paylaşımıdır.
Rakamlar, Türkiye’de sigorta bilincinin hâlâ istenen seviyeye ulaşamadığını gösteriyor. Ülkemizdeki 20,6 milyon konutun sadece yüzde 20’sinde yangın, hırsızlık ve sel gibi riskleri kapsayan özel konut sigortası bulunuyor.
Toplumda oturmuş `Nasılsa devlet bizi ortada bırakmaz, yaraları sarar` inancı, bu toplumsal algı bireysel sigorta bilincinin gelişmesini engellemektedir.
Batı`da öyle bir inanç da öyle bir devlet türü de yok.
Oralarda ne kadar sigortalıysanız o kadar sarılır yaralarınız. Yangınlara, sellere, depremlere karşı ne kadar değerde sigorta yaptırmışsanız o kadar döner size. Hepsi bu.
Daha ötesini söyleyeyim; küresel ısınmayla birlikte yoğunlaşan yangınlar sonrası mesela Amerika`da bazı bölgelerde yangınlardan aylar önce sigorta şirketlerinin ödeme limitlerini düşürdüğü, poliçe yenilemekten kaçındığı ve birçok sigorta şirketinin insanların sigortalarını iptal ettiği ortaya çıktı! Bu da felaketlerden zarar gören aileler için daha büyük bir ikinci felaket anlamına geliyor.
Fakat dediğim gibi kimse kusura bakmasın bizdeki mevcut durumda uzun vadede sürdürülebilir değil. Bu "Devlet Baba" modelinin uzun vadede sürdürülebilir olması ekonomik açıdan imkansızdır.
Kazandığı seçimlerin sayısını hesaplamayı bıraktığımız ve milletinin yüzde 52 desteğiyle hala iktidar ve de Türkiye gibi Avrupa demokrasisinin de istikrar ve güven abidesi gibi duran bir başkana ‘cuntacılık’ ithamı ne türden bir 'demokrasi' anlayışı nasıl bir hazımsızlık acaba?
Ülkemizin şarkıcı, artiz takımı, sanat camiası gibi medyasında da bu çürüme ve yozlaşma yeni ve bugüne has bir şey değil. Hep böyle idiler.
Bugün farklı olan şey ise; ayrıcalıklı hayatları gibi dokunulmazlıkları da sona ermiş. Bu Adalet Bakanlığı, suça bulaşmışda sınıf ayrımı, ünlü ünsüz takmıyor.
Evet, kısa bir aradan sonra koltuklar doldu, iki bakanlık yeniden ve tam kapasiteyle devrede.
Hak ve Halktan daha kıymetlisi yok.
Kim kire pise bulaşmış ise gereken yapılıp, hesabı sorulsun.
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarındaki değişikliklerin ardından yazmıştım;
"..Değişikliklerin `Dün` gibi `Yarın`dan kaynaklı sebebleri de var. Şimdi devlet bir kez daha kendini gösterecek. Bir taraftan sokak çeteleri, uyuşturucu tüccarları, Batıcı iç-vesayet enstrümanları, Demokrasi dışı organizasyonlarla mücadele en üst seviyede verilmeye devam edilirken bir diğer taraftan ise bu topraklarda yüzyılın projesi olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecinde fiiliyata geçilerek, teknik ve pratik organizasyon tamamlanacak. Değişiklikler de buna göre yapıldı zaten..."
Batıcı Sol-Liberal tayfanın suratları düştü; Galiba bu defa PKK ve terör, şiddet politikası gerçekten tasfiye oluyor, siyasetin üzerinde terör vesayeti, silahların gölgesi gerçekten kalkıyor? 🙂
Sözcü Grubu, son üç yılda hakkımda sistematik biçimde tam 4.061 kez iftira ve insanlık dışı yalan haber yayımladı. Yolsuzluk ve kara para paçavrası olan, bir gün tüm kirli ilişkiler ağının da mutlaka ortaya çıkacağına inandığım Sözcü, şahsıma yönelttiği 4.061 iftiraya bir yenisini daha eklemiş.
Amerika’daki vize işlemleri üzerinden dolandırıcılık yaptığı iddia edilen bir kişinin, siyasetçilerle çektirdiği fotoğraflardan hareketle Süleyman Soylu’ya düzmece iftira atma alışkanlığını sürdürmüşler. (Sözde fotoğrafımı göstererek, vize istenilen yerde beni iki kez “istenmeyen kişi” ilan eden Amerika!)
Fotoğraftan suç, yalandan haber, iftiradan hüküm üretmeye devam ediyorlar. Çünkü bütün sermayeleri yalan, iftira ve itibarsızlaştırma operasyonudur.
Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum: En geç bir buçuk yıl sonra milletvekili dokunulmazlığım da tamamen sona erecek.
Elinizden geleni ardınıza koyarsanız namertsiniz!
Türkiye ,TBMM çatısı altında “Terörsüz Türkiye” süreciyle milli, özgün ve etkin bir model ortaya koymuştur.
Demokratik meşruiyet ve toplumsal katılımı hukuk çerçevesinde başarıyla bütünleştirmiştir.
Milli egemenlik,milli birlik ve toplumsal bütünleşme ilkesine dayalı, bize özgü bir model inşa edilmiştir.
Yapılan kapsamlı toplantılarda müşterekleri önceleyen,farklılıklara
hürmetkar bir anlayış ön plana çıkarılmıştır.