Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır. Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir.
İspanya, İtalya, Almanya vb. Avrupa ülkelerinin vize randevularını bot yazılımlarla kapatan sözde vize şirketleri:
Vatandaşın ücretsiz olan vize randevu hakkını 250 Euro’dan 400 Euro’ya kadar satıyor. Siz aylarca bekleyi, alamazken bunlar sizin hakkınızı pazarlıyorlar.
Kısaca: Bir karaborsa sistemi kurmuşlar.
Bu şirketlerden randevu almazsanız randevu bulmanız neredeyse imkânsız. Randevular saniyeler içinde tükeniyor.
Bu korsan vize şirketleri yılda milyonlarca dolar kazanıyor.
Avrupa Birliği yetkililerine bu hafta gönderdiğim delillerin ardından inceleme başlatıldığını söylediler.
Umarım bu video bir ihbar olarak kabul edilir ve Türkiye’de bu kişiler hakkında soruşturma başlatılır.
Yaptığım bu çalışmaların gündem olması ve devamı için beni takip edip, videolarımı paylaşabilirsiniz.
Tabela terörünü çöz
Kaldırımları işgal etmiş arabalardan kurtul
Yol asfalt ve çizgilerini düzelt
Türkiye'de insanları pamuk gibi yapacak, rahatlatacak, estetik bir devrim için üç madde yeterli.
Tutuklu gazeteci İsmail Arı, cezaevinden seslendi:
• 30 yaşındayım; hayatım boyunca elde ettiğim, banka hesaplarıma yatan en büyük para, gazetem BirGün’den aldığım maaşım.
• Ben demiyorum bunu, MASAK diyor. İkinci sırada ise iki kitabım olduğu için Tekin Yayınevi’nden aldığım cüzi telif ücreti.
• Bunun dışında 2017’den bu yana hesaplarıma para gönderen yerli veya yabancı tek bir kurum dahi yok.
• Benim en fazla para gönderdiğim kişi ise annem. Tahmin edileceği üzere o da cüzi bir miktar. Bunu da ben demiyorum, MASAK diyor.
• Anayasa çiğneniyor. Anayasa’da “Basın hürdür, sansür edilemez” deniyor. Bir gazetecinin cezaevine tıkılması, Anayasa’nın bu açık hükmünün ayaklar altına alınması anlamına gelmiyor mu?
• Hem haber alma hakkınıza, hem de gazetecilere sahip çıkın.
• Beni bir beton yığınına da hapsetseler ben yazmaya, konuşmaya devam edeceğim. Çünkü ben gazeteciyim! Ve ben suç işlemedim.
• Burada, “susarsam çıkabilirim” demiyorum. “Daha çok yazmalıyım” diyorum. (Birgün)
İsmail Arı'dan mesaj var: Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara'ya getirildim. Dosyama yeni twitler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler.
Biz 'Korkma!' diye başlayanlarız, ayağa kalkanlarız!
19 Mart Darbesi’nin 1. yılında hukuksuzluğa karşı irademizi savunmak için yine aynı yerdeyiz. Saraçhane’deyiz!
Millet kazanacak!
18 Mart Çarşamba | 20.30 | Saraçhane
Birinci sınıf savcı maaşı 186 bin TL. Bu maaşın 1 kuruşuna dokunmadan kenara koysanız 452 milyon TL değerinde bir malvarlığını 2430 ayda, yani 202 yılda biriktirebiliyorsunuz. Maşallah diyelim, ne diyelim…
Timur Soykan: “Herkes kendini Ekrem İmamoğlu’nun yerine koysun
*Ahmak davası açtılar
*30 yıllık diplomasını iptal ettiler
*Casus dediler
*Bahçesini kazdılar
*Oğlunu ifadeye çağırdılar
*2 kayını iftirayla tutuklandı
*Mal varlığına ve şirketlerine el koydular
Bu adam ne yapsın?”
Fabrikatörle kapıdaki bekçinin aynı vergiyi ödediği bu kara düzene #KatlanmakZorundaDeğilsiniz
Az kazanandan az, çok kazanandan çok, kazanamayandan hiç vergi alınmayan adil bir düzen kurmaya geliyoruz.
Bu adaletsizliği hep birlikte ters yüz etmek için bize katılabilirsiniz.
https://t.co/Yq8A6Fim7w