Recep Tayyip Erdoğan bütçe teklifiyle kendi maaşını 74 bin 500 TL'den 81 bin 250 TL'ye çıkartıyor.
Erdoğan'a memura, işçiye, emekliye yapılan zamdan daha yüksek bir zam yapılıyor.
Vatandaşımız işsizlik çalışanımız düşük ücretlerden dertliyken sarayda adeta Lale Devri yaşanıyor.
Erdoğan'ın kimyasal silahıyla vücudu yanan Muhammed Hamid tedavi için Fransa'ya getirildi. Bu çocukların çektiği acıların kat kat fazlasını çekmenizi dilerim.
Bunca ağır bir itibar ve ekonomik kayba karşılık şavaştan tam olarak ne elde edildi? Türkiye açısından 15 gün önceye göre ne değişti? Savaşın durması değil başlaması yanlıştı. Yanlışta ısrarla ülkeyi mahvettiler.
Atilla bey maalesef sosyal medyada öyle bir kesim var. Özellikle popüler kişilerin canını sıkmaktan zevk alıyorlar galiba. Her twitine olumsuz yorum yazan birileri oluyor mutlaka.
Onca sıkıntı arasında dikkat çekmez ama yinede yazalım;
Üniversite öğrencilerine yaptığımız “Gelecek Planın Nedir?” adlı anket çalışmasında, 50 öğrencimizin 32si, geleceğini yurt dışında geçirmek istediğini söyledi.
Sanırım kapıları açınca suriyelilerden önce bizimkiler çıkar..
Eskişehir’de bugün söyleşim vardı. Söyleşi anında bir vatandaş koşup şikayet etmiş, polisler gelip ifademi aldı. Sanırım şikayet savcılığa gidecekmiş. Şu hale bakar mısınız? Bari İstibdat rejimi kurduk deyin de bilelim.
Cübbeli Ahmet, Yılmaz Özdil’e: "Bu tavır takdîre şâyandır"diyor. Beslendikleri savaş aynı olunca din tüccarı ile Atatürkçü diye bilinen biri kanka olabiliyor.
Türkiye, yanlışlıkla ABD özel kuvvetlerini bombaladı, bir Amerikan askeri öldü. Bakalım Galoşlu, "Pardon" diyecek mi? Onlar da "aman yaaa önemli değil, lafı mı olur altı üstü bir bomba" diyecek mi?
Toplumda savaşa hayır diyenleri siyasette temsil eden, o gücü yansıtan aktör, parti olmadığı için çoğunluk savaş taraftarıymış gibi bir algı oluşuyor. Hayır çoğunluk karşı sesini duyuracak parti ve aktör olmadığı için bir güce dönüşmüyor.
Başlattığın bu savaş sayesinde ülkeye verdiğin zarardan, türlü dolaplardan, çalmalardan çırpmalardan kurtulacağını sanıyorsan yanılıyorsun. Savaş suçlusu diye yazıldın tarih sayfalarına.
Ekrem İmamoğlu Paris'in ilk kadın belediye başkanı Hidalgo'yu ziyaret etmiş. sağ popülist siyaset yükselişinin sonuna gelirken, alternatif siyaset de bir yandan şekilleniyor
Akp’li vekilin evinde ölen/öldürülen Nadira olayı bana nedense Kaşıkçı cinayetini anımsattı. Çok tuhaf bir dönemden geçiyoruz. Şehrin göbeğinde olanlara bakın!