🔴 Yalnızlıkla derinleşen o boşluk
📌 Hayatın içinde yalnızlıkla derinleştirilmiş var olmakla yaşamak arasındaki o derin boşlukta yan yana dururken bir taraftan da göz ucuyla onu izleriz. Onda kendinden bir şey bulmak arzusudur bu...
✍️ İbrahim Dizman'ın yazısı...
https://t.co/zTY8fet5UD
@ibrahimdizman
@clairdelunexq_s Komik değil ve fakat konu zaten bu değil. Konu gözaltına alınırken bunu topluma bakanlık tarafından servis edilmesi. Alçaklar denilmesi! Adalet herkes için eşit uygulanabilir olmalı. Yine tabi gündem değişti.
Bezdum!
Ben bunları
grafikle anlattım
tabloyla anlattım
uluslararası veriyle anlattım
devletin resmi verisiyle anlattım
karşılaştırmalı analizle anlattım
tarihsel analizle anlattım.
Ama ne hikmetse aynı ezber yine tekrarlanıyor! Sosyal güvenlik transferleri büyük yükmüş, SGK'ye transferler çığ gibi büyüyormuş!
"Sussam gönül razı değil söylesem tesiri yok"
Sosyal güvenliğe kamu katkısının yük değil sosyal devletin gereği olduğunu, dünya ve Avrupa'ya göre bizdeki kamu katkısının oranının düşük olduğunu ve giderek azaldığını defalarca yazdım ama görmek isteyen görmüyor, anlamak istemeyen anlamıyor!
Bezdum! Ama bir kez daha yazmaktan başka çare yok!
Artık şöyle bir iddiayı gördüğüm bir sosyal güvenlik analizini maalesef ciddiye alamıyorum:
"Uluslararası standartta genel olarak 4 çalışana 1 emekli düşmesi ideal denge kabul edilirken, bu oran Türkiye’de neredeyse 1 çalışana 1 emekli düzeyine doğru iniyor."
Maalesef böyle diyor Dünya'nın manşet haberinde!
Bu uluslararası standart nerede yer alıyor? Kim saptamış bunu? Bu oran hangi ülkede var? Vallahi ben de çok öğrenmek istiyorum!
Almanya'da 1,9 sigortalıya 1 emekli,
Fransa'da 1,3 sigortalıya 1 emekli,
İtalya'da 1,5 sigortalıya 1 emekli
Türkiye'de 1,6 sigortalıya 1 emekli düşüyor.
Ayrıntılar şurada: https://t.co/E1BTlkBASN
Nerede bu 4 çalışana bir emekli standardı?
70-80 yıl öncenin aktif-pasif oranlarıyla ve sosyal güvenlik bilgisiyle bugünkü sosyal güvenlik sistemi anlaşılamaz.
Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin ciddi yapısal sorunları var. Bunları konuşmak lazım ama asıl sorunlara değinmeyip suçu kamu katkısında bulmak ve aktüeryal dengeyi her şey sanmak dünyada hükümetlerin yaptığı sosyal güvenlik katkısından bihaber olmak demektir:
İşte dünyada sosyal güvenliğe ayrılan kamu katkılarının oranı: https://t.co/3P97CGx6eE
Aşağıda Dünya gazetesinde yer alan manşet haberi çağımızın sosyal güvenlik meselesini, kamu katkısının önemi anlamamış bir yaklaşımla; dünyada ve Avrupa'da sosyal güvenliğe bütçeden ayrılan kaynakların büyüklüğünden bihaber bir yaklaşımla yazılmış.
Merkezi yönetim bütçesinden sosyal güvenlik kurumuna transferlerin toplamının 2024 yılı için 1,5 trilyon TL olması bekleniyor. Aşağıdaki haberi bir kaç ay sonra "1,5 trilyon yük" diye yazacaksınız. Şimdiden ben yazayım! Peki bunun bütçe giderleri içindeki payı ne kadar? Sadece yüzde 13,6!
Yüzde 13,6 son yıllarda bütçedenSGK'ye ayrılan en düşük paylardan biri. 2019'da bu oran 19,7 idi. 2017'de 19,5! Artmıyor, aksine SGK'ye ayrılan bütçe payı düşüyor. 2025 için öngörülen pay yüzde ise 11,4! Yani daha da düşecek! Hem de 2007'den bu yana en düşük oran!
Yazıda iddia edildiği gibi transferler son yıllarda "çığ gibi" büyümüyor! Nominal miktarlarla analiz yapmak çok yanıltıcı olur. Analiz oranlarla, eğilimlerle ve karşılaştırmalara dayalı yapılmalıdır.
Ayrıntılar şurada: https://t.co/AmytZtlJB6
“Annenin yaraları kızına da aktarılır. Annenin başarısızlıklarının bedeli kızı tarafından da ödenir. Annenin mutsuzluklarını kızı da yaşamalıdır. Göbek bağı sanki hiç kesilmemişçesine.” Güz Sonatı, Yönetmen: Ingmar Bergman
Son 1 yıldır memleketi “enkaz” devralmış bir iktidar mı yönetiyor?
Devlet çok fazla harcamaktan vazgeçmeyince vatandaşından daha çok para alıp çok daha azını geri veriyor. Şimşek’in finans sistemi tam da bu.
Küçük bir gazetecilik hatırlatması CHP’ye 👇🏼👇🏼
https://t.co/1ZwWas2Kc6