25 yıl önce bugün devrimci tutsaklar,
“ya düşünce değişikliği ya ölüm” politikalarını destan yazarak boşa çıkardı. Bugün onlardan öğrendiklerimizle kuyu tiplerinde “seninle her şeye varım” diyerek yoldaşlığı ve direnme geleneğini büyütüyoruz #19AralıkHapishanelerKatliamı
cennet ana
Katliam günlerinde Cennet Nene’nin torunlarından Hasan, sahibi Türk ve Sünni olan bir işyerinde çalışmaktaydı. Cenaze töreninde ve sonrasında yapılan saldırılardan haberdardı ve yapılanları onaylamıyor, hatta karşı çıkıyordu Hasan’ın patronu. Hasan’ı uyarmış, herhangi bir sorunları olursa, yardımcı olabileceğini söylemişti.
Cumartesi mahallede saldırılar başladığı için Hasan evden çıkamamış, işe gidememişti. Gelişmeleri yakından takip eden Hasan’ın patronu nelerin olabileceğini, Hasan’ın işe gelmemesinin neden kaynaklanabileceğini tahmin etti. Bir süre bekledikten sonra Hasan’ların evine gitti.
Fazla beklemeden Hasan’ın babası, annesi ve evde bulunan diğerleri, Hasan’ın Türk ve Sünni patronu tarafından korunmak amacıyla evine götürülmüşlerdi.
Ancak Cennet Nene, bu kurtarma operasyonuna dâhil edilememiş, evde bırakılmıştı. Yaşlı, güçsüz ve artık dünyadan elini eteğini çekmiş bir neneydi Cennet Nene. Cennet Nene’ye yaşlı olduğu için bir şey yapmayacaklarını, ayrıca hızlı hareket edemeyeceğini düşünmüşlerdi. Aslında katliamcıların bütün insani değerlere düşman olduklarını hesaba katmamışlardı. Yaşlı, hasta ve özürlü olan bir kadına el kaldırmanın, onu işkencelerle öldürmenin alçaklığını yapmayacaklarını sanmışlardı.
Cennet Çimenlerin eviyle Kalender Toklu’nun evinin arasında İbrahim Ustaların evi bulunmaktaydı. Saldırganlar üç evden de kimsenin sağ kalmasını istemiyorlardı. Onun için her eve girmişler, kimi bulmuşlarsa öldürmüşlerdi. Cennet Çimenlerin evi en yakında olan evdi.
Evin kapısı demir kapıydı. Demir kapıyı kırarak içeri girdiler. Cennet Nene ne olduğunu anlayamamıştı. İçeri girenlerin zalimliği ve zorbalığı yansıyordu davranışlarına. Sorularına cevapta alamıyordu.
Piri fani Cennet Nene’yi dışarı çıkardılar. Entarisi bir tarafa gitmiş, başındaki örtüsü bir diğer tarafa dağılmıştı. Bunca yaşı içinde görmediği onur kırıcı, aşağılayıcı bir biçimde tutmuş sürüklüyorlardı. Utancından ağlıyordu Cennet Nene. Ölüme razıydı, ancak böylesine aşağılanarak değil. İçeriden iğrenç ve uğursuz elleriyle çıkarttıkları Cennet Nene’yi dışarıda attılar orta bir yere. Çevrede izleyenlerin gözlerininönünde oturttular Cennet Nene’yi. Karşısına geçti birisi elinde tornavidayla. Tornavidayı Cennet Nene’nin gözüne soktu elleri titremeden, sakıncasız, hep yapıyormuş gibi. Cennet Nene’nin feryadına dağlar dayanamazdı. Bağırıyor, intizar ediyor, çırpınıyordu. Utanmayı unutmuştu. Kendisine böyle bir işkence yapabileceklerini aklına getirmemiş, hesabını yapmamıştı.
Cennet Nene’nin sağ gözünü tornavida ile oydular. Bağırta bağırta yaptılar bunu. Cennet Nene’yi kollarından, bacaklarından tutuyor, hareket etmesini engelliyorlardı gözünü oyarlarken. Göz çukuruna soktuğu tornavidayı çevirerek acıyı artırmaya çalışıyordu Cennet Nene’nin katili. Belli ki hastalıklı bir haz alıyordu bu yaptığından. Oyduğu gözü avucuna aldı, evirdi, çevirdi. Bütün gücüyle fırlattı uzağa. Bir intikam almışlığın rahatlığı içindeydi. Etrafta toplanan kalabalıktan kimisi kin ve zevkle, kimisi ilgisizce izliyordu olup biteni. Cennet Nene’nin diğer gözü iki senedir görmüyordu.
Darma dağınık olmuş olan seksen beş yaşındaki Cennet Nene’nin oturuşunu nişan menziline ayarladılar. Saldırganlardan birisi karşısına geçti, silah sıktı oyulan gözüne. DüştüCennet Nene tekrar. Üstüne vardılar. Eğilerek silah sıkmaya devam ettiler. Cennet Nene yerdeydi. Oyulan göz çukuru ve diğer yaraları kanıyordu. Hareketsizdi bedeni. Zulmün her çeşidi yaşandı bu topraklarda. Ancak bu zulme, şeytan bile şapka çıkartırdı. Bütün bu vahşeti uygulayanlar, yaptıklarını zevk alarak yapıyorlardı. Her yeni hareketlerinde müthiş bir marifet gösterisi yapıyorlardı heyecanla. Yine her aşamada, cennete gideceklerini birbirlerine hatırlatarak ve ibadet eder gibi huşu içinde katliamlarını gerçekleştiriyorlardı. Cennet Nene’yi öldürmüş olmakla tatmin olmamışlardı.
Kaynak: Aziz Tunç ‘Beni sen öldür’ Maraş / 78
#MarasKatliamı
“Biz altı kadındık mahpus damında
Açlığımızla yürürdük halkın bağrına
Yüreğimiz yanarken vatan aşkıyla
Bedenimizi yaktılar kahkahalarla”
Faşizmin sansürü kendi suçlarının üzerini örtmek içindir. Bizim şarkılarımız olduğu sürece suçlarını unutturamayacaklar.
@aydinbinboga İnsanlığı ayrıştıran soysuz değiller. İnsan olma niteliklerini yerine getiriyorlar. Bir pislik yobaz değiller. İnsan yakmıyorlar kafa kesmiyorlar hakları için direniyor mücadele ediyorlar. Kendi pisliğinizde boğulacaksınız yezit soyları