Ekim sayımız bayilerde
BU ÜLKE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?
Tek adam rejimi, Türkiye’nin yaşadığı siyasal ve ekonomik çözülmenin nedeni değil, kuralsızlaştırılmış bir düzenin geldiği aşamalardan biri.
TKP Genel Sekreteri KEMAL OKUYAN yazdı
@OkuyanKemal
https://t.co/mla21O5fnA
BOĞAZİÇİ KUŞATMA ALTINDA
Yemekhane zamlarına karşı meşru taleplerini dile getiren öğrencilere karşı çevik, sivil ve ÖGB ordusu seferber edildi. Hisarüstü mahallesi fiili olarak kuşatıldı, öğrencilerin yemekhaneye girişine izin verilmiyor
Currently, there are protests in France to fund education, in Spain to fund decent housing for all, and in Germany to oppose military expansion. People in Europe are waking up and realizing their governments serve capital and war, not people. Time for Americans to wake up too.
AKP GÜDÜMLÜ HESAPLAR HAREKETE GEÇTİ
AKP güdümlü hesaplar her provokasyon öncesinde olduğu gibi yine harekete geçti. Milyarlarca lira fon vurgunu yapanları haberleştirmeyen bu hesaplar, beslenme ve barınma krizine karşı eylem yapan öğrencileri hedef göstermeye başladı.
Her Tommy Hilfiger mağazası direniş alanıdır
🟥Atamay Tekstil işçileri olarak İzmir, İstanbul ve Ankara'da Tommy Hilfiger mağazalarının önündeydik.
‼️Haklarımızı alana kadar mücadele edeceğimize söz verdik. Biz sözümüzü tutuyoruz.
Tommy Hilfiger, sözünü tut, hakkımızı öde!
@IzmirTkp@atamayiscileri
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında suç duyurusunda bulunduk.
Bir aya yakın süredir ülke gündemini işgal eden, onbinlerce yurttaşımızın mağdur duruma düşmesine sebep olan, kamuoyunda “fon krizi” adlandırması ile anılan büyük bir soygun ve yağma tablosu ile karşı karşıyayız.
Piyasa düzeni büyük bir ahlaksızlık, sömürü ve soygun düzenidir. Yaşanan bu büyük soygunun hesabının sorulması piyasa düzenine ve sermaye egemenliğine karşı mücadelenin yükseltilmesi ile mümkündür. AKP hükümeti bu sömürü ve yağma düzeninin yürütücüsü olarak sorumlu ve suçludur.
Türkiye Komünist Partisi bu sömürü ve yağma düzenine karşı mücadelesini büyütürken onun sonucu olarak ortaya çıkan haksız kazanç ve yolsuzluk suçlarının sorumlularından hesap sorulması için de siyasi ve hukuki olarak mücadele etmektedir. Bu doğrultuda iktidar partisi üyesi ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın etkin soruşturulması amacıyla bugün bir suç duyurusunda bulunduk.
Suç duyurusunda da vurguladık:
“Siyasi makamları işgal eden failler, o fonların bu hisseyi satın alacağını, alım talimatlarının kimler tarafından verileceğini ve bu paranın nihayetinde fonlara para yatıran öğretmenin, işçinin, emeklinin cebinden çıkacağını milimetrik olarak biliyorlardı.
Dolayısıyla burada bir 'sezgi' değil, doğrudan 'neticeyi bilme ve bunu hedefleme' söz konusudur. Karşımızda tesadüfi bir zenginleşme değil, adımları milimetrik olarak planlanmış ve nihai sonucu en başından itibaren kasıtlanmış organize bir etkinlik vardır.
…Sistem, siyasi nüfuz sahiplerinin haksız kazançlarını dokunulmaz kılmak ve on binlerce yurttaşın birikimini bu fütursuzlukla transfer etmek üzere kurgulanmıştır.
Dolayısıyla denetleyici kurumlar bu suç düzeninin edilgen birer izleyicisi değil; eylemsizlikleri, sessizlikleri ve iradi körlükleriyle bu organizasyonun önünü açan yapısal ortaklarıdır. TCK m. 158/1-d bağlamında, kamu kurumlarının suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması ifadesi tam olarak bu kurumsal felci işaret etmektedir:
Kamusal güç, halkın esenliğini, iradesini, birikimlerini korumak için değil, halkı yoksullaştıran bu soygun mekanizmasının hukuki aracı ve zırhı haline getirilerek suçun merkezine yerleştirilmiştir.”
Bu organize suçun üzerine gidilmeli ve hesap sorulmalıdır.
📌FON SOYGUNUNA KARŞI OKUNMASI GEREKEN KİTAP…
📌 Geçen hafta etrafımın “sağ siyasetle” çerçevelendiğini gördüm ve bir “nefes” almak için okudum o kitabı.
📌 Kısa ama derin, 86 sayfa.
📌Gazeteci dostum Barış Terkoğlu sormuş, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan yanıtlamış.
Kapital çocukların okullarda öldürülmesini değiştirmek yerine çocuğunuzun okulda öldürülebileceği ihtimalini normalleştirip size kurşun geçirmez çanta satmaya çalışacak kadar ahlaktan yoksundur
Antakya'da deprem konutlarında çalışan işçiler direnişe geçti
🔴 Hatay'ın Antakya ilçesindeki deprem konutlarında çalışan ve iki aydır maaşlarını alamayan işçiler, hakları için direnişe geçti.
https://t.co/OVhB4Zn6J8
KoçFest Üniversitelerde
100 Yıllık Öykü: 100 Yıllık Soygun
"Koç yılın ikinci çeyreğinde 904,2 milyar lira gelir elde etti."
"Yılın ilk yarısında toplam gelir 2,7 trilyon lira oldu."
“Koç Holding bu yıl net kârını yüzde 146.5 artırdı.”
“İşsizlik yüzde 30’u aştı.”
“Açlık sınırı 37 bin, yoksulluk sınırı 121 bin liraya yükseldi.”
Bu veriler 2026 yılından. Emeğiyle geçinen milyonlar her geçen gün daha ağır bir yoksulluk dalgasıyla boğuşurken ülkemizin tüm zenginliklerinin üzerine çöken sermaye sınıfı kârlarını artırmaya devam ediyor. Koç Holding o sınıfın koç başlarından.
2026 Koç Grubu’nun 100. kuruluş yılı. Ülkenin en büyük soygun çetesi memleketin dört bir yanında türlü etkinlikler düzenliyor. 2020’den beri gerçekleştirilmeyen KoçFest de bu kapsamda yeniden üniversitelere dönüyor. Sermayenin kalemşörleri alkış tutmaya başladılar bile. Müzik, eğlence, ücretsiz öğle yemeği… Daha ne olsun!
Ülkemizde milyonlarca öğrenci eğitim hayatını tamamlamak için çalışmak zorunda; insanca barınmak ve nitelikli beslenmek bile yüz binlerce genç için adeta bir lüks. Geleceksizlik koca bir kara delik gibi bu memleketin gençlerini içine çekiyor, yutuyor, öğütüyor.
Tam da bu tablonun içinde KoçFest, üniversiteleri sermayenin vitrinine çevirmek için yeniden kampüslere geliyor. Sermaye kendi hikâyesini anlatacak. Gençlere başarıdan, kariyerden, fırsatlardan söz edecek. “Çok çalışın, kendinizi geliştirin, fırsatları değerlendirin…”
Ama hikâyenin anlatılmayan kısmı şu: Bu ülkede yaratılan muazzam zenginlik kimlerin emeğiyle yaratılıyor ve kimlerin elinde birikiyor?
Deprem, pandemi, ekonomik kriz… Nasıl oluyor da bir avuç azınlık her türlü krizden zenginleşerek çıkıyor da ülkemizin tüm zenginliklerini yaratan, durmaksızın çalışan emekçilerin payına hep yoksulluk düşüyor?
Koç Holding’in yüz yıllık öyküsü aynı zamanda Türkiye’de sermayenin nasıl büyüdüğünün, nasıl güçlendiğinin de öyküsü.
Koç’un ve diğerlerinin serveti gökten inmedi. Bu ülkenin işçileri üretti, bu ülkenin emekçileri çalıştı; onlar zenginleşti. Bu ülkenin kaynakları kullanıldı, halkımız yoksullaştı; onlar zenginleşti.
O öykünün en bilindik parçalarından biri Tüpraş. Ülkemizin en büyük sanayi kuruluşlarından biriydi, özelleştirmelerin arttığı bir dönemde Koç Holding’e devredildi. Bugün en büyük kâr kapılarından biri.
Her 29 Ekim’de televizyon ekranları, reklam panoları Koç’un “Cumhuriyet sevdasıyla” dolup taşıyor. Koç’un tarikatlarla el ele Cumhuriyet’e ve laikliğe karşı işlediği suçların listesi her yıl kabarıyor.
Koç, kâr oranlarının yanı sıra 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara’da düzenlenen bir buluşmada sağdan sola sıraya geçmiş düzen siyasetçilerinin Koç ailesi önünde ceketlerini ilikledikleri fotoğraf kareleriyle gündeme gelmişti.
İşte bütün mesele bu.
Bu düzen bizleri sahte taraflaşmalara doğru var gücüyle ittirirken sermayenin çarkları dönmeye devam ediyor. Her şey o çarklar dönmeye devam etsin diye.
Üniversitelerimize hoş gelmedin KoçFest, anlatacağın masallara karnımız tok.
Bir kez daha tekrarlıyoruz:
Zenginlikleriniz bizden çaldıklarınızdır. Hepsini geri alacağız!
📢Antakya'da deprem konutlarında çalışan işçileriz. İki aydır alamadığımız maaşlarımız için direnişe başladık.
Cevahir Yapı yetkililerini ofisin önünde bekliyoruz. Burası Emlak Konut'un şantiyesi.
🔴2 aydır çalışıyoruz, haklarımızı hala ödemediniz. Tüm haklarımızın hemen ödenmesini istiyoruz.
Şantiyeden ayrılmıyoruz, patronun ensesindeyiz.
📣'Daha iyi eğitim, daha az polis!'
📍Fransa'da liseliler hakları için ayakta, Macron hükümeti saldırıyor
▪️Öğretmen açığı, kalabalık sınıflar ve okullardaki fiziki yetersizliklere karşı başlayan lise boykotları ülke geneline yayılarak üniversiteler ve işçi grevleriyle birleşti
▪️Yaklaşık 2 bin genç gözaltına alındı
▪️Hükümet bütçe kesintilerini ve işkenceye varan polis saldırılarını savunuyor
https://t.co/h9CXKWak7K
Üniversitelerin ilk haftasında sıra arkadaşlarımıza “Şimdi Taraf Olma Zamanı” başlıklı bildirimizi ulaştırdık.
Emperyalizme karşı bağımsızlıktan, sömürüye karşı emeğin iktidarından, gericiliğe karşı aydınlanmadan ve Yeni Osmanlıcı karşı devrime karşı Sosyalist Cumhuriyet’ten yana taraf olmanın zamanı.
Türkiye Komünist Gençliği taraf olmaya çağırıyor!