Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Ben cezaevindeyken İletişim Başkanlığı basın kartımı iptal etmiş. Gerekçe ise “adli sicilimin” uygun olmamasıymış❗️
Benim hüküm giydiğim tek bir davam dahi yok. Sadece mesleki faaliyeti nedeniyle cezaevine atılan bir gazetecinin basın kartını iptal edenleri tebrik ediyorum
🔴 İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin, savunma yapıyor:
🗣️ "Oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı ilk olarak 'Gel bakalım Taner' dedi ve içeriye girdim. Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek 'Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Buradan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok. Gel etkin pişmanlıktan faydalan ben de seni çıkarayım' dedi.
Bana sosyal medyada çıkan, bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu. 'Sen ne mezunuydun?' diye sordu sonra. 'Sen ilkokul mezunu muydun? Ne mezunusun diploman yok galiba' dedi sonra. Daha sonrasında dedi ki 'Zaten senin başkanın Ekrem'in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş oraya buraya' dedi..."
https://t.co/eeE2ECH65S
Kimlik bilgilerimi isteyen jandarmanın bana ve madencilere anlattığına göre, Kiremitçiler şikayetçi olmuş, savcılık da soruşturma başlatmış.
Nedeni ise yukarıyla bütün iletişimini kestiği, yerin 1200 metre altında açlık grevinde olan madencilerin yanına inip onların sesini yukarı taşımamız.
Bilmiyorlarsa öğretelim yapmış olduğumuz gazeteciliktir ve gazetecilik suç değildir. Yukarıya duyurmaya çalıştıkları ses olduk, o kadar!
Erden Timur beş ay haksız yere cezaevinde yattı mallarına kayyum atandı.
Geçen ay yazmıştım!
Hukuki mütalaayı okuma imkanım olmuştu. Hiç bir şekilde suç gerçekleşmemişken 5 ay 12 gün iddianamesi yazılamadan ceza evinde tutuldu ve bugün Özgür..
Erden Timur milyonların duası’nın gücü ile bugün serbest kaldı. Bu sürecin sonunda bu dosyadan beraat da edecektir ben sonuna kadar Erdene güveniyorum.
Allaha şükürler olsun ailesine kavuştu. Her şerh bir hayırdır deyip tevekkül etmenin ne güzel bir şey olduğunu herkese ilk sözüyle söyledi…
Allah gönlüne göre versin Erden kardeşim.
Öylede olacağına inanıyorum,bugün sana kumpas kuranlara karşı çok daha güçlüsün…
Madenciyi duyun!
Biz aylardır maaş alamıyoruz. Kiramızı, faturamızı nasıl ödeyeceğimiz karşımıza dikilen kolluğun umurunda değil. Bir adım geri atmayacağız, ekmek parası bu!
Hakkımızı vereceksin Bekir Kiremitçi!
#KiremitçiyeHuzurYok
#özelhaber Konya’nın Bozkır ilçesinde faaliyet yürüten Bozkır İmam Hatip Mezunları Derneği’ne (BİMDER) ait erkek öğrenci yurdunda bir öğrenciye yönelik uygulanan şiddet kamuoyunda büyük tepki topladı. Cumhuriyet, yurtta kalan bir erkek öğrencinin savunmasız halde darbedildiğini kanıtlayan skandal görüntülere ulaştı
Cumhuriyet’in ulaştığı skandal görüntülerle ilgili yetkililer harekete geçerek adli ve idari soruşturma başlattı
https://t.co/Jf2G5HGAT8
İçişleri Bakanlığı, Kırıkkale Keskin Belediye Başkanı AK Parti’li Ekmel Cönger’in görevden uzaklaştırıldığını açıkladı.
Olması gereken oldu.
Peki ya Ordu Mesudiye Belediye Başkanı?
Bu başkan bir değil, iki defa mahkûmiyet aldı. Buna rağmen neden hâlâ görevde?
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki casusluk davasının görüldüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanı Necati Sezer Çümen, Gaziosmanpaşa’ya sürüldü.
Çümen’in atadığı bilirkişi, veri sızıntısının İmamoğlu öncesinde gerçekleştiğini ortaya koymuştu.
İBB Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, yaklaşık 1,5 yıl sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Savunmasına kendisini anlatarak başladı.
Eczacı bir anne ve babanın kızı olduğunu söyledi. Reklam alanında ABD’de eğitim aldığını, kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketlerinde yöneticilik yaptığını anlattı. Aile olarak maddi durumlarının iyi olduğunu söyledi. İBB’de göreve başladığında ise özel sektöre göre daha düşük gelirle çalışmayı kabul ettiğini ifade etti.
Hakkında gözaltı kararı verildiğinde annesiyle birlikte, İtalya’da eğitim gören yeğenlerini ziyaret etmek için yurt dışında bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen bazı haberlerde kendisinden “firari şüpheli” olarak söz edildiğini hatırlattı.
Oysa kararın çıktığını öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü ve kendi iradesiyle adalete teslim olduğunu anlattı.
Ancak bu kez de bazı haberlerde “havalimanında gözaltına alındı” ifadelerinin yer aldığını belirtti.
Ve bütün bunlara şu sözlerle isyan etti…
“Türkiye'ye giren ilk uçağa binerek annemle beraber Türkiye'ye döndüm. Kaçmak aklımın ucundan dahi geçmedi. Açıkçası işlediğim hiçbir suç yoktu. Endişelenmemi gerektiren bir gün olduğunu da sanmıyorum. Kendi ayaklarımla yüce Türk adaletine teslim olmuştum. Bu sebeple içim çok rahattı. Emniyet müdürlüğünde kendimden en iyi şekilde soruları yanıtlayarak ifademi verdim. Tutuksuz yargılanmamızı beklerken sonuç tutuklandım. Tutuklanma evrakına baktığımda ‘kaçma şüphesi’ yazıyordu. Soruyorum Sayın Başkanım. Yurt dışındayken gözaltı kararını öğrenip, uçağa binip Yüce Türk adaletine teslim olan, adresi, yeri, yurdu belli olan, hayatı boyunca hiç suç işlememiş bir kişi olarak ben nasıl kaçma şüphesiyle tutuklandım? Buna isyan edilmez mi…”
İçişleri Bakanlığı, Fatoş Pınar Türker’e yönelik çıplak arama iddiaları ile ilgili idari soruşturma başlattı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü iddiaları yalanlamıştı.
Bakanlık açıklaması şöyle:
“Bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın, gözaltı sürecinde kötü muamele ve usulsüz arama uygulamalarına maruz kaldığına yönelik kamuoyuna yansıyan iddialar üzerine İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin talimatlarıyla soruşturma başlatılmıştır.
Söz konusu iddiaların hukuki, idari ve teknik tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde araştırılması amacıyla Mülkiye Müfettişi ve Polis Müfettişi görevlendirilmiştir
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Utanç verici, bir o kadar da tüm İstanbullular için korkunç ve tehlikeli bir açıklama bu.
İstanbul emniyeti bu açıklamayla diyor ki ben canımın istediğine canımın istediğini yaparım, biri bir iddiada bulursa da yalan deyip geçerim.
Siz yaptığınız hukuksuzluklar duyulmasın diye milletvekillerini emniyet binasına almaktan bile korkan, onca insanın yanı sıra yakın zamanda Sevgili Mücella Yapıcı’ya karşı aynı suçu işlemekten mensupları mahkum olmuş bir kurumsunuz, çıkmış anlamadan, dinlemeden ve de utanmadan ne anlatıyorsunuz?
Ne zaman iddiaları araştırdınız da “mevzuata aykırı bir durum olmadığını” tespit ettiniz?
Şöyle bir durumda ortalama bir “devlet” kurumunun yapabileceği tek açıklama “duyduklarımız karşısında utanç içindeyiz, derhal araştırıp tüm sorumlular hakkında gereğini yapacağız” olabilirdi!
Ama kolluk kuvvetleri Anayasa’ya ya da hukuka ya da halka değil Saray’a bağlı çalıştığı için belli ki işkence yapmaktan da bir kadının işkence iddialarıyla ilgili şu dille açıklama yapmaktan da ne korkuyor ne de utanıyorlar.
Lakin kimse aklından çıkarmasın,
işkence zaman aşımı olmayan bir suçtur.
👉2022 ve 2024 yıllarında Diyarbakır ve Van’da TRT naklen yayın araçlarında uyuşturucu yakalanmıştı.
🖊️Resmi görevlendirme yazısının altında TRT Ulaştırma ve Şoförlerden Sorumlu Müdürü Hasan Göçer’in imzası vardı.
👉Bu kez TRT Genel Sekreteri Mesut Eker’in makam aracı Kahramankazan gişelerinde 7,5 kg uyuşturucu ile suçüstü yakalandı.
🚗Sevkiyat Ankara’dan İstanbul'a yapılıyordu.
🖊️Görevlendirme yazısındaki imza yine aynı isme ait.
🇹🇷Aziz Türk Milleti'nden toplanan vergilerle var olan, hepimize ait bu güzide kurumun düştüğü hale bakın.
👉Güzelim ülkede çürütmedik, dağıtmadık, talan etmedik bir tek kurum bırakmadılar.
☀️Konuyu Meclis gündemine taşıyoruz.
Kul hakkı yemedin ha ali kemal...
Gençlerin umuduyla oynayıp hayatlarının kararmasına işbirlikçi olmuşsun da biz görememişiz. Masken düşüp gerçek yüzün ortaya çıkınca, benim gibi milyonların duyduğu pişmanlık tarifsiz. İşte bu yüzden, tam bu yüzden yeni bir isim taktım sana...
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
KONDA’nın CHP’de “mutlak butlan” kararına ilişkin araştırması:
📌 Yüzde 52 kararı yanlış buluyor. Doğru bulanların oranı sadece yüzde 11
📌 Her 5 kişiden 3’ü CHP yeni kurultay toplamalı diyor
📌 Yüzde 51 gelişmelerin ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini düşünüyor
📌 Yüzde 45 ise CHP Kurultay Davası’nı hiç duymadığını belirtiyor
Araştırmaya göre, “mutlak butlan” kararı toplumda güçlü bir tartışma yaratırken, siyasi belirsizliğin ekonomiye etkisi de seçmenin başlıca kaygılarından biri haline geldi.
https://t.co/2GzWiOtYrg
Bu bayram için sevgili @BuketUzuner ile bir kutlama hazırladık sizin için. "Kız Neşesi" kitabı üzerine konuşmak için oturduk, laf lafı açtı, güzel bir bayram sohbeti oldu.
İzlemek için: https://t.co/xh71gTXITr
Dinlemek için: https://t.co/mOJvP9RqME
Kemal Kılıçdaroğlu, “hukuken” CHP’nin Genel Başkanı değildir. Görevsiz bir Mahkeme tarafından verilen Anayasa ve Kanunlara aykırı bir karara dayanarak partinin genel merkezinde “fiili durum” yaratılmıştır. Muhatap almak bir “meşruiyet zemini” yaratmak demektir. Bu sebeple kendisine hitaben “Kurultay Çağrısı” içeren mesajların hiçbirini “hukukçu olarak” uygun görmem ve benimsemem. Siyasetin yol haritası ise bu görüşümden ari bir konudur. #HukukDevleti