🚩 Teknik Üniversiteler Devrimci Gençlik Derneği yetkili hesabıdır | İTÜ ve YTÜ’den Teknik Üniversiteler Devrimci Gençlik Derneği için yola çıktık! | DEV-TEK
Teknik Üniversitelerde Devrimci Gençlik var!
AKP iktidarı, teknik üniversiteleri yıllardır sadece kendi düzenine hizmet edecek “kalifiye elemanlar” yetiştiren birer fabrika olarak görüyor. Üniversiteler, iktidarın kayyum rektörler aracılığı ile uyguladığı politikalar, yandaş şirketlerle yapılan kariyer etkinlikleri ve işbirlikleri aracılığıyla bu anlayışın uygulama alanına dönüşüyor.
Bilim ve teknik halkın hizmetine sunulduğunda anlamlıdır. AKP ise mühendislik bilgisini Soma’da, İliç’te, 6 Şubat’ta, Bolu’da katliamlara ortak ediyor.
Biz baştan aşağı pislik üreten bu düzenden taraf değiliz. Teknik üniversitelerde devrimci gençlik olarak "Bu pisliği devrim temizler" şiarı ile düzenin pisliğine karşı insanca yaşanacak bir dünya için mücadele ediyoruz.
19 Mart’ta barikatları yıkan isyan teknik üniversitelerde de yankı buldu. İTÜ’de, Yıldız’da, ülkenin dört bir yanında özgürlük için ayağa kalktık. Şimdi ise bu isyanı kalıcı bir mücadeleye dönüştürmenin zamanıdır.
Bu noktada, İTÜ ve YTÜ’deki devrimci gençler olarak Teknik Üniversiteler Devrimci Gençlik Derneği’nin kuruluşu için yola çıkıyoruz. Tüm sıra arkadaşlarımıza çağrımızdır; gençlik mücadelesini devrimci bir çizgide birlikte büyütmek için gelin katılın, eleştirin, karar alın, bu derneği birlikte kuralım.
6. Filo’yu denize döken Vedat Demircioğlu’nun, Komer’in arabasını ateşe veren Ulaş Bardakçı’nın bıraktığı miras ile bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini büyütelim!
Teknik Üniversiteler Devrimci Gençlik Derneği (DEV-TEK)
📍 İTÜ Ayazağa
🚩 Kızıldere, emperyalizme ve faşizme karşı direnişin adıdır. ABD’ye ve NATO’ya secde eden işbirlikçileri bu memleketten göndereceğiz.
Sahiplendik, yaşattık, geleceğe taşıyoruz. Kızıldere son değil, savaş sürüyor!
#Açıklama | Emperyalist savaş için mühendislik yapmayacağız!
Ortadoğu’da bir kez daha ABD emperyalizminin bitmeyen savaş hırsıyla masumlar katlediliyor, dünya bir kez daha savaşa sürükleniyor.
Bu savaş ikliminin paralelinde ise ülkemizde yıllardır bir “Savunma” Sanayi propagandası sürdürülüyor. Egemenler, mühendislik ve teknik bilgi yalnızca emperyalistlerin kirli savaş politikalarına hizmet etsin istiyor, mühendislik öğrencilerini ise geleceksizlik ve savaş kıskacında bırakıyor. Cumhurbaşkanı, bakanlar, patronlar devamlı yerli ve milli söylemine yaslanarak meşru gözükmeye çalışıyor. Yeni nesile “Teknofest Kuşağı” denerek kendilerine savaş makineleri üretecek nesiller yetiştirmeyi hedefliyor, milliyetçi söylemlerle gençliğin hassasiyetlerine sığınıp emperyalist savaş politikalarına “milli güvenlik” kılıfı giydirilerek propaganda yapılmaya çalışılıyor.
İşin gerçek yüzünde ise AKP, ABD’nin bölgede emirlerini yerine getirmeye devam ediyor. İsrail ile ticaret kesilmiyor, Savunma Sanayi şirketleri İsrail bağlantılı şirketlerle anlaşma imzalıyor.
Her şeyden önce şu açıkça bilinmelidir ki; ABD emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileri düşmanımızdır. Sömürü, savaş ve yoksulluğun sebebi emperyalizmdir. Emperyalizmin özel yetkili partisi AKP’nin attığı her adım ABD’nin onayı iledir.
Türkiye’de Savaş Endüstri’nin bu denli parlatılması Türkiye’nin bağımsızlığı ve savunulması için değil aksine bölgedeki senaryolarında ABD’nin Türkiye’ye biçtiği rolün bir parçasıdır. Böyle bir endüstrinin gerçek işlevi olsa olsa ABD’yi ve onun bölgedeki çıkarlarını savunmak olabilir.
Devrimci teknik üniversiteliler olarak; emperyalistlerin kirli savaş politikalarının kıskacında mesleğimizi yapmayacak, halkın mühendisleri olacağız. Bilim ve teknik bilginin özgürce halk yararına, gerçekten memleketin bağımsızlığı için kullanılacağı; mesleğimizi emperyalistler için değil halk için yapacağımız yarınları birlikte kurabiliriz. Bu pisliği devrim temizler!
Bu düzeni birlikte değiştirmeye çağırıyoruz
“Dünya değişiyor bunu suda hissediyorum, toprakta hissediyorum. Kokusunu alıyorum. Eskilerden pek bir şey kalmadı, zira hatırlayanlardan yaşayan yok artık”
Şüphesiz, içinde yaşanılan her devir, o çağın insanı için, eğer ortada eleştirel bir akıl varsa, müthiş bir altüst oluş hissi uyandırmıştır.
Bugün dünyamız ve yaşadığımız coğrafya büyük bir altüst oluşun ve buna bağlı değişimin aşikar olduğu günlerden geçiyor.
Dünya ölçeğinde emperyalizmin içinde olduğu kriz derinleştikçe baskıcı iktidarlar kendilerine daha geniş alanlar bulurken, sosyal haklar ve en genel özgürlükler daralıyor. Kapitalizmin “nimetlerinden faydalanmaya hevesli” toplumsal kesimler bunun bir aldatmacadan ibaret olduğu gerçeği ile yüzleşiyor. Emeği ile geçinenler güvencesizlik ve derin yoksulluk altında eziliyor.
İnsanların dünyası, toplumsal olarak var olduklarından bu yana sınıf savaşımının çeşitli düzeylerde sahnesi olmuştur. Bu savaşın dehşet verici gürültüsünü duyanlar onun hayatlarını nasıl etkilediğini fark ederek, “aslolanın” onu değiştirmek olduğunu ortaya koymuş ve bunun için eylemde bulunmuşlardır.
İşte bu kimselerden Rosa, bir kuşak öncesindeki yol göstericisine atıf yaparken aynı zamanda bu akışın nasıl bükülmesi gerektiğine dair bir fikir belirtmek kaygısındaydı:
“Friedrich Engels bir keresinde şöyle demişti, ‘Burjuva toplumu bir ikilemle karşı karşıyadır: Sosyalizme yönelme ya da barbarlığa dönme.’ Bu ifadeyi, korkunç anlamını kavramadan düşüncesizce okuyup yineledik… Bugün Friedrich Engels’in bir kuşak öncesinde kehanette bulunduğu gibi, korkunç önermenin önünde duruyoruz: Ya emperyalizmin zaferi ve tüm medeniyetin antik Roma’da olduğu gibi çökmesi, nüfusun azalması, ıssızlaşma, yozlaşma – bir büyük mezarlık. Ya da sosyalizmin zaferi, yani sınıf bilinçli uluslararası proletaryanın emperyalizme ve onun yöntemi olan savaşa karşı mücadelesi.”
Karşı karşıya olduğumuz durum en belirgin şekilde budur: Emperyalizmin bir paradoks halinde zapturapta dayalı zaferi için saldırganlığı ile onun bu derece keskinleşen saldırganlığının bir sonucu olarak krizi. Bu tam sömürü ve tam teslim alma gayreti ile bu niteliğin yarattığı krizi bir arada yaşıyoruz.
Tüm dünyada baskıcı hükümetlerin ağırlığındaki artış; demokrasi, haklar ve özgürlükler üzerindeki büyük basınç gün geçtikçe daha kristalize bir şekilde yolumuzu kesiyor. Biz ise bunu görüyor ve buna karşı yol ve yordamın peşine düşüyoruz.
Kuşkusuz, Türkiye’nin ve dünyanın geleceği insanca bir yaşam için yeniden kurulacaksa bunda gençliğin yıkıcı ve yaratıcı gücü önemli bir yer tutacaktır. Bugün Devrimci Gençlik Dernekleri’nin tüm mücadelesi; “barbarlık içinde büyük bir çöküşe karşı” emekçiler lehine insanca yaşanabilir bir dünyanın kuruluşu için emperyalizmi ve Türkiye’de iz düşümü mahiyeti taşıyan işbirlikçi faşizmin yenilgiye uğratılması mücadelesidir.
Nihayet, başta yaşadığımız coğrafyada faşizmin yenilgiye uğratılması ve tüm dünyada emperyalizmin yenilmesi için somut adımların yolunu bulmak bir görev olarak önümüzde duruyor.
Biz bu görevi, bir erdem ve onur ilkesi olmasının yanı sıra yaşadığımız hayatın anlamlı şekilde değişmesi için de üstleniyoruz. Eğer barbarlıktan kurtuluşun bir yolu bulunacaksa bu aynı zamanda gündelik hayatımızın sahici bir değişimi için de çıkış hattına tekabül edecektir. Eğer bir kere yaşıyorsak o halde şimdi burada içinden geçtiğimiz günlerde istediğimiz ve hak ettiğimiz gibi insanca koşullarda yaşayacağız. Ve bunun, aynı sahicilik düzeyinde kendi eserimiz olacağını biliyoruz.
Tam da bu nedenlerle yaşadığımız sefalet ne kadar düzenin, emperyalizmin ve işbirlikçi gerici iktidarlarının eseriyse onu altüst edip yıkacak kudret ve onun yerine insanca yaşamı yaratacak irade de bizim kendi gücümüzle mümkün olacaktır.
Bu biçimiyle tarihsel bir atıfla söylersek “her şeyi kendimizden beklediğimiz” bir devrimci çabayla çıkışın yolunu bulacağız.
Gelin birlikte yürüyelim.
🚩 Bu Pisliği Devrim Temizler Buluşması’nda bir araya geliyoruz!
🟥 Neden “Bu Pisliği Devrim Temizler” diyoruz?
🟥 Neden “Köle Değiliz” diyoruz?
🗓️ 30 Kasım Pazar
🕔 17.00
📍 Önder Babat Kültür Merkezi
📝#Açıklama | Bir çocuk ilgi bekliyor, ona istediğini verelim
🔴 Maalesef ülkemizde bir kısım sol çevre yeniden çocukluk dönemine dönmüş; devrimci mücadelenin on yıllara yayılan birikim ve deneyimiyle bağını koparmış, tarihini unutmuş ve temel tezlerine yüz çevirmiştir
🔴 1923’e dönüş bir seçenek değildir; ama 1923’ten bu yana kazanılmış ilerici her adımın kaybedilmesine de sessiz kalmayacağız
🔴 Bir örgütten ziyade bir çocukla muhatap oluyor gibiyiz. İlgi çekmek ve alkış toplamak için muhatabına dair yalan söyleyen bir siyasal yapının devrimci ciddiyeti şüphelidir
🔴 Devrimci Gençlik’in ideolojik çizgisi Mahir’den Devrimci Yol’a uzanan 50 yıllık bir sürekliliktir; bugün bize ‘sosyal şoven’ diyenlerin bunu bilmemesi mümkün değildir
🔴 Bizim söylediğimiz nettir: 1923 ilerici bir uğraktır ama geri dönülecek bir sığınak değildir; çözüm devrimdedir
🔗 Yazının tamamını okumak için:
https://t.co/t7tVTekcI5
Elinizden geleni ardınıza koymayın, siz bizim faşizme karşı sesimizi kısamazsınız!
YÖK’ün kuruluşunun 44. yılında gençliğe yönelik baskılara karşı özerk demokratik üniversiteler için İTÜ Gümüşuyu’nda gerçekleştirdiğimiz eyleme polis saldırdı.
Üniversitelerde YÖK pisliğini devrim temizler!
YÖK’süz üniversite, AKP’siz Türkiye için Devrim!
Elinizden geleni ardınıza koymayın, siz bizim faşizme karşı sesimizi kısamazsınız!
Yüzlerce polisin saldırısında arkadaşlarımız haykırıyor: Faşizme karşı omuz omuza!
🚩 Bugün Devrimci Gençlik Dernekleri'nin yeniden kuruluşunun sekizinci yıl dönümü!
Yarın, bugünden daha güçlü olacağız: Devrim için ileri!
ABD destekli 12 Eylül 1980 darbesi ile Erzurum Sıkıyönetim Mahkemesi'nin kararıyla kapatılan ve bürokratik engelleme çabalarına karşın uzun emekler sonucu yeniden kurulan derneğimiz her geçen gün daha güçlü adımlarla yürüyüşünü sürdürüyor.
Emperyalizme ve faşizme karşı mücadelemizde tarihten aldığımız güçle, bugün hemen her cephede baskılara karşı mücadele ediyoruz.
Gençliğe rezil bir geleceğin köleliğini dayatanlara karşı yürüyoruz. Hiçbir şeyin böyle yaşamaktan daha kötü olmadığını bilen bir gençliğin devrimci iradesiyle eşit, özgür yarınlar mücadelesindeyiz.
Devrimci Gençlik Dernekleri olarak elli altı yılı geride bırakan bu tarihi mücadeleyi sahiplenme, yaşatma ve geleceğe taşıma konusunda önemli siyasal sorumluluk taşıyoruz.
Bu tarihin büyüklüğü omuzlarımıza sorumluluk yüklediği gibi önümüze çıkan zorluklar karşısında bir rehber niteliği de taşıyor; bize gençliğin gücüne, yaratıcılığına ve aklına güvenmemizi öğütlüyor.
Sınırlı sayıda gencin İstanbul Ankara İzmir ve Adanada bir araya gelerek kurduğu gençliğin devrimci örgütü sokak sokak büyüyerek bugün yüzlerce yoldaşla daha güçlü yürüyor. Binler ve milyonlar olup bizi yok sayanlara gençliğin devrimci gücünü göstereceğiz.
Durma arkadaş, beraber yürüyelim. Memleketin eşit ve özgür yarınlarını birlikte kazanalım. Sen yoksan bir kişi eksiğiz.
Bize güven çünkü biz sana güveniyoruz.
📍 İTÜ Ayazağa’dan sesleniyoruz:
Üniversitelerdeki YÖK pisliğini devrim temizler!
YÖK’ün kuruluş yıldönümünde gençliğe yönelik baskılara ve saldırılara karşı demokratik üniversiteler için İTÜ Gümüşsuyu’ndan Dolmabahçe’ye yürüyoruz.
🗓️ 6 Kasım
🕖 19.00
YÖK’süz Üniversite, AKP’siz Türkiye!
📍 İTÜ Ayazağa
6 Kasım’a giderken demokratik ülke - demokratik üniversite ve YÖK'ü konuşmak için panelde buluşuyoruz.
📅 2 Kasım 15.00
📍Önder Babat Kültür Merkezi
☎️ 0537 788 1968
YÖK'süz Üniversite AKP'siz Türkiye için Devrim!
YÖK'ün kuruluş yıldönümünde gençliğe yönelik baskılara karşı, özerk demokratik üniversiteler için Gümüşsuyu'ndan Dolmabahçe'ye yürüyoruz!
📍İTÜ Gümüşsuyu
🕖6 Kasım 19.00
YÖK'süz Üniversite AKP'siz Türkiye için Devrim!
YÖK'ün kuruluş yıldönümünde gençliğe yönelik baskılara karşı, özerk demokratik üniversiteler için Gümüşsuyu'ndan Dolmabahçe'ye yürüyoruz!
📍İTÜ Gümüşsuyu
🕖6 Kasım 19.00
NATO İTÜ’den defol!
İTÜ Tuzla Kampüsü, NATO’nun yeni bir savaş teknolojisinin deney süreci için ayrıldı. Rektörlük etkinlikle ilgili herhangi bir duyuru yapmadı, kampüse kimseye haber verilmeden adeta el kondu.
AKP ve kayyum rektörler, teknik bilgiyi savaş sanayisine pazarlıyor. ABD’nin Ortadoğu’da işleyeceği suçlara geleceğin mühendislerinin ortak olması isteniyor.
Daha geçtiğimiz hafta Filistin için panel düzenletip timsah gözyaşları döken İTÜ Kayyumu Hasan Mandal, bugün İTÜ’yü Filistin’deki soykırımın asıl sorumlusu ABD’nin gelecek savaş suçlarının deneyleri için kullandırtıyor. ABD’ye kampüslerde alan açanlar Filistin’i savunamaz.
NATO eli kanlı bir suç örgütüdür, dünya barışının bir numaralı düşmanıdır. AKP emperyalizmin özel yetkili partisidir. Kayyum rektörler AKP’nin üniversitelerdeki görevli memurlarıdır.
6. Filo’yu denize dökenler mücadeleye çağırıyor. Bizler emperyalizmin suçlarına ortak olmayacak, emperyalistleri ve işbirlikçileri memleketten de kampüslerden de göndermek için mücadelemizi yükselteceğiz. NATO’nun savaş suçları için değil halk için mühendislik yapacağız. Bağımsızlıktan yana olan tüm sıra arkadaşlarımızı bizimle beraber bu mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz!
#Açıklama | Faşist torbacının değil, 6. Filo’yu denize dökenlerin okulu!
İTÜ Kayyumluğu bir süredir üniversite kampüslerini dizi, film ve reklam çekimleri için kiralıyor. Son olarak Taşkışla Kampüsü, adı sıkça suç şebekeleriyle, uyuşturucu tüccarlarıyla beraber anılan Ülkü Ocakları denen faşist çetenin geçmiş liderlerinden Abdullah Çatlı’nın hayatını anlatan bir film için kiralandı.
Abdullah Çatlı’nın halka karşı sicili Maraş, Çorum, Beyazıt gibi katliamlarla, uyuşturucu tüccarlığı ile kabarıktır.
“Terörsüz Türkiye” söylemleri ile karşımıza çıkanlar geçmişte halka karşı onlarca suç işlemiş çete liderlerini parlatıyor. Terörsüz Türkiye sürecinize önce Ülkü Ocakları denen suç şebekesini kapatarak ve propagandasını keserek başlayın.
Filmi çekilen mevzubahis çete, gençliğin özgürlük mücadelesinden korkanların aparatı olarak üniversitelerde yeni dönemin başlaması ile İTÜ ve YTÜ dahil kampüslerde bazı provokasyonlara girişmiş, gerekli yanıtı almıştı.
Halk için bilim mücadelemizi ucuz provokasyon hesapları ile, pusu kurma girişimleri ile, kampüsleri uyuşturucu tüccarlarını öven filmlere peşkeş çekerek baltalayamazsınız. Kendinizi bu memleketin ve okulun sahibi sanmayın. Sadece birilerinin yapmak istemediği işleri üzerine yıktığı aparatlarsınız.
Sıra arkadaşlarımıza sesleniyoruz: Memleketin gençliğini uyuşturucu ile zehirleyenlerin vatan, bayrak edebiyatına kanmayın. Onlar bu halkın, eşitliğin, özgürlüğün, bağımsızlığın düşmanıdır.
Uyuşturucu tüccarlarının parlatıldığı bu düzeni ancak ve ancak devrim temizler.
Burası faşist torbacının değil, 6. Filo’yu denize dökenlerin okulu! İTÜ faşizme mezar olacak!
10 Ekim 2015’te IŞİD çetelerinin Ankara Garı’nda yaptığı katliamla hayatını kaybeden 103 yurttaşımızı ve İTÜ öğrencisi Güney Doğan’ı anmak için öğrencisi olduğu İnşaat Fakültesi’ndeydik.
🚩 Öfkemiz acımızdan büyük; 10 Ekim’i unutmadık!