Sayın basınımız bu kadar imkan, olanak ve çalışanlarınız var. Zahmet edip aramıyor, Sütpak’ın 31 yıl 6 ay cezaevinde kaldığını öğrenmiyor, haftada kaç saat, nasıl eğitim verdiğini sormuyorsunuz bari kaynak belirtin.
Zira bu erişim engelli hesap üretim yapabildiğim tek alan…
Sinan Sütpak köyünde çobanlık yaparken tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı .
Cezaevine girdiğinde okuma yazması bile yoktu.
Hem kurmancî hem kirmanckî yazıyor. Bir ara da Sorani çalışıyordu.
31 yıl sonra çıktı ve şimdi Rıha’da çocuklara Kürtçe’yi öğretiyor.
“Yoldaşlar, bütün bunlar bir tesadüf olabilir mi? Hayır, hiçbiri tesadüf değildir.” sözü sanki bu röportaj için söylenmiş gibidir. Çünkü bu söyleşide kurulan hiçbir cümle rastlantısal değildir. Her biri belirli bir siyasal mesaj taşımaktadır.
Son 10 Yıldaki Çürüme ve Çürütmenin İtirafı
Bazı röportajlar vardır; haber değeri taşıdığı için değil, bir dönemin ruhunu, bir zihniyetin kendine bakışını ve geleceğe ilişkin iddiasını ele verdiği için tarihe not düşer.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya’nın birkaç gün önce CEGA Medya’da Ferit Aslan’a verdiği röportaj da tam olarak böyledir. Çünkü bu röportaj yalnızca bir dizi açıklamadan ibaret değildir. Bana göre, son yirmi yılda başta Amed olmak üzere Kürt halkının yoğun olduğu diğer illerde adım adım şekillenen yeni güç ilişkilerinin, yeni siyasal merkez arayışının ve yeni egemenlik anlayışının gizlenme, kılıflandırma gereğini duymaması, başka bir ifadeyle bu anlayışın açıkça ilan edilmesidir
Aslında röportajın tamamı tek bir cümlede özetlenebilir:
“Evet, bu yapıyı yönetiyoruz.”
Bu cümle yalnızca bir tespit değildir. Aynı zamanda bir iddia, bir meşruiyet arayışı ve yeni döneme ilişkin bir güç beyanı, Kürt siyasal hareketine hakim olunduğunun açık bir itirafıdır.
Ardından gelen “İş camiası olmasaydı Amedspor diye bir kulüp olmayacaktı.” sözü bu iddianın sınırlarını daha da genişletmektedir.
Devamında, “İş camiası Kürt kurumlarının hepsine sahip çıkıyor”, “İş camiası Kürtlere lazım olan bir iş camiasıdır”, “İlk defa Kürt siyasetiyle birlikte yürüyen bir iş camiası çıktı” ve “İş camiasının Kürdistani bir duruşu var.” ifadeleriyle belli güç odakları yalnızca ekonomik hayatın değil, Kürt siyasetinin ve toplumsal yaşamın merkezine yerleştiriliyor.
Verilen mesaj açıktır:
İsteseniz de istemeseniz de yeni merkez biziz.
“Biz belediye başkanlarıyla proje geliştiririz, onlarla yol alırız.” sözleri de bu iddianın belediyeler açısından nasıl kurulduğunu göstermektedir.
Stalin’in bir kongre konuşmasında söylediği, “Yoldaşlar, bütün bunlar bir tesadüf olabilir mi? Hayır, hiçbiri tesadüf değildir.” sözü sanki bu röportaj için söylenmiş gibidir. Çünkü bu söyleşide kurulan hiçbir cümle rastlantısal değildir. Her biri belirli bir siyasal mesaj taşımaktadır.
Bu nedenle bu röportajı yalnızca bu şahsın açıklamaları olarak okumak eksik olur. Asıl tartışılması gereken, bu cüretkar sözlerin ifade edilmesini hangi siyasal zeminin mümkün kıldığı ve son yirmi yılda Kürt siyasetinde nasıl bir dönüşüm ve sapma yaşandığıdır.
Röportajın yayımlandığı gün metni okudum. “Mutlaka birileri çıkar ve bu anlayışa itiraz eder.” diye düşündüm. Kentte son yıllarda yaşanan çürümeyi herkes biliyor. Bu çürümenin böylesine açık biçimde sahiplenilmesine ve geleceğe dönük bu siyasal iddiaya karşı en azından yurtseverlik iddiası taşıyan çevrelerden birilerinin çıkıp “Haddini bil” diyeceğini bekledim.
Ama beklediğim olmadı.
Paraya, aile ilişkilerine ve devletle kurulan bağlara dayanarak birçok alanda etkili olduğu düşünülen çevreler zaten konuşuyor. Asıl dikkat çekici olan ise konuşmayanlar. Görünen o ki kimileri sahip oldukları konumları kaybetme kaygısıyla susmayı, kimileri suç ortakları oldukları için mevcut düzeni korumayı tercih etti.
Bazıları da birkaç ismin görev yerini değiştirerek “değişim” görüntüsü vermeye çalışıyor. Oysa sorun birkaç kişinin görevden alınması değildir. Sorun, baştan sona değişmesi gereken bir zihniyet, bir işleyiş ve bir örgütlenme modelidir. Bu konu başka bir yazının konusudur.
Tekrar röportaja dönelim.
Asıl soru şudur:
Bu röportaj neden şimdi verildi?
Bana göre bu söyleşi geçmişi savunmak için değil, geleceği kuracak merkezin kim olacağını ilan etmek için verilmiştir.
Bilindiği gibi özgürlük hareketi uzun süredir eski ve tıkanmış siyasal yapıyı aşacak yeni bir toplumsal ve siyasal zemini tartışıyor. Tam da böyle bir dönemde verilen bu röportaj, kendisini ve birlikte hareket ettiği çevreleri siyasetin doğal merkezi olarak sunuyor; yeni dönemin kurucu gücü olmaya aday olduğunu ilan ediyor.
Bana göre bu söyleyişi, son on yılda yaşanan çürümenin yalnızca itirafı değil, aynı zamanda sahiplenilmesidir.
Her ne kadar “mecburiyetten” kaynaklandığı söylense de tartışmanın özü buradadır. (Devamı yorumda 👇)
@bozdemir56993 Niye dini bireysel sınırlarda tutmayıp herkese dayatıyorsunuz. Mescide giden ve gitmeyen diye fişlemek için mi böylesi bir dayatmayı savunuyorsunuz ?
not düşmek istiyorum.
Ben süreçte en kritik esik olarak çerçeve yasayı görüyorum. Evet şimdiye kadar süreç iki tarafa da yaradı. Fakat şuan iktidarın dayatması söz konusu. Kürt hareketi ve Önderliği tek taraflı dayatmayı kabul edecek mi?
Böylesi bir kabulün sonuçları ağır olur..
Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve kulislerde konuşulanlar doğruysa, çerçeve yasa taslağı İmralı'da varıldığı ifade edilen mutabakattan oldukça uzak görünüyor. Taslak, Sayın Öcalan'ın özgür çalışma koşullarının oluşturulması konusunda eksik kalıyor.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın şimdiye kadar sureci tek taraflı bu asamaya kadar getirdiği biliniyor. Silahlı mücadeleye son vererek siyasi mücadeleye yönelme önemli bir stratejik hamle, ancak iktidarın tek taraflı dayatmalarını kabul etmenin siyaseten tasfiyeye yol açacağını
Die Leitung der kurdischen Bewegung hat Zweifel geäußert, ob das geplante Rahmengesetz dem historischen Anspruch des Friedensprozesses gerecht wird. Ohne eine aktive Rolle Abdullah Öcalans lasse sich das Gesetz nicht umsetzen, heißt es in einer Erklärung. https://t.co/BonfApiz2L
İletişim başkanlığı aşağıdaki iki paylaşımım nedeniyle erişim yasağı getirmiş.
Düşünce özgürlüğüne yönelik bu saldırı yanıtsız kalmayacak.
Diktatörlüğe sıfır tolerans…
𝐑𝐨𝐣𝐡𝐢𝐥𝐚𝐭 𝐊ü𝐫𝐝𝐢𝐬𝐭𝐚𝐧ı’𝐧𝐝𝐚 𝐊ü𝐫𝐭 Ö𝐫𝐠ü𝐭𝐥𝐞𝐫𝐢𝐧𝐢𝐧 𝐃𝐮𝐫𝐮𝐦𝐮 (𝟐𝟎𝟐𝟑–𝟐𝟎𝟐𝟓)
13 Haziran 2025’de İsrail’in , İran’a yönelik hava saldırıları ve İran’ın misilleme girişimleri ile birlikte Orta Doğu’da yeni bir sayfa açıldı.
İsrail- İran savaşı ile birlikte en çok merak edilen konuların başında Rojhilat Kürtlerinin askeri ve siyasi durumu geliyor.
İran ve Rojhilat derin kökleri ve geçmişi olan bölgelerdir.
İ𝐫𝐚𝐧𝐥ı 𝐊ü𝐫𝐭 𝐩𝐚𝐫𝐭𝐢𝐥𝐞𝐫𝐢 – 𝐒𝐢𝐥𝐚𝐡𝐬ı𝐳𝐥𝐚𝐧𝐦𝐚 𝐯𝐞 𝐤𝐚𝐦𝐩𝐥𝐚𝐫:
Mart 2023’te İran , Irak (Bağdat) ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında imzalanan üçlü sınır güvenlik anlaşması gereği İran’a karşı silahlı faaliyet yürüten Kürt grupların Güney Kürdistan Bölgesi topraklarını sınır ihlalleri için kullanmasına izin verilmeyeceği taahhüt altına alındı.
Bu kapsamda peşmerge ve Irak istihbarat güçleri, İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP-İ) Göy (Koya) bölgesindeki ana kampını kontrol noktasına dönüştürdü . Aynı dönemde İran Kürdistanı’ndaki diğer örgütler (Komala’nın farklı kanatları, Hîzbî Demokrat Kurdistan/HDK, Hîzbî Khabat vb.) de Kürdistan Bölgesel Yönetimin kararlarıyla sınırdan uzaklaştırıldı veya silahsızlandırıldı.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi( PJAK) üçlü anlaşmaya uymayacağını açıklarken
𝐌𝐚𝐫𝐭 𝟐𝟎𝟐𝟑’𝐝𝐞 𝐛𝐚ş𝐥𝐚𝐲𝐚𝐧 𝐯𝐞 𝐛𝐢𝐫 𝐲ı𝐥 𝐬ü𝐫𝐞𝐧 𝐬ü𝐫𝐞𝐜𝐢𝐧 𝐬𝐨𝐧𝐮𝐧𝐝𝐚 𝐊𝐃𝐏-İ 𝐢𝐥𝐞 𝐊𝐨𝐦𝐚𝐥𝐚 ö𝐫𝐠ü𝐭𝐥𝐞𝐫𝐢 İ𝐫𝐚𝐧 𝐢𝐥𝐞 𝐲𝐚𝐩ı𝐥𝐚𝐧 𝐚𝐧𝐥𝐚ş𝐦𝐚𝐥𝐚𝐫 𝐝𝐨ğ𝐫𝐮𝐥𝐭𝐮𝐬𝐮𝐧𝐝𝐚 𝐤𝐚𝐦𝐩𝐥𝐚𝐫𝐚 ç𝐞𝐤𝐢𝐥𝐝𝐢 𝐯𝐞 𝐬𝐢𝐥𝐚𝐡𝐥ı 𝐠üç𝐥𝐞𝐫𝐢 𝐠𝐞𝐫𝐢𝐥𝐞𝐭𝐢𝐥𝐝𝐢; 𝐏𝐀𝐊, 𝐇𝐃𝐊, 𝐊𝐡𝐚𝐛𝐚𝐭 𝐠𝐢𝐛𝐢 𝐝𝐚𝐡𝐚 𝐤üçü𝐤 𝐠𝐫𝐮𝐩𝐥𝐚𝐫ı𝐧 𝐝𝐮𝐫𝐮𝐦𝐮 𝐝𝐚 𝐛𝐞𝐧𝐳𝐞𝐫 ç𝐞𝐫ç𝐞𝐯𝐞𝐝𝐞𝐤𝐢 𝐤ı𝐬𝐦𝐢 𝐲𝐞𝐫𝐥𝐞ş𝐢𝐦𝐥𝐞𝐫𝐥𝐞 𝐝ü𝐳𝐞𝐧𝐥𝐞𝐧𝐝𝐢.
𝐁ö𝐲𝐥𝐞𝐥𝐢𝐤𝐥𝐞 𝐈𝐫𝐚𝐤 𝐊ü𝐫𝐝𝐢𝐬𝐭𝐚𝐧 𝐁ö𝐥𝐠𝐞𝐬𝐢 𝐯𝐞 İ𝐫𝐚𝐧 𝐚𝐫𝐚𝐬ı𝐧𝐝𝐚𝐤𝐢 𝟐𝟓 𝐤𝐦’𝐥𝐢𝐤 𝐬ı𝐧ı𝐫 𝐛ö𝐥𝐠𝐞𝐬𝐢 𝐛𝐮 ö𝐫𝐠ü𝐭𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐭𝐞𝐦𝐢𝐳𝐥𝐞𝐧𝐝𝐢.
Bununla birlikte ismi geçen örgütlerin sınırlı düzeyde de olsa faaliyetleri devam etti.
𝐊ü𝐫𝐝𝐢𝐬𝐭𝐚𝐧 Ö𝐳𝐠ü𝐫 𝐘𝐚ş𝐚𝐦 𝐏𝐚𝐫𝐭𝐢𝐬𝐢 (𝐏𝐉𝐀𝐊)’𝐧𝐢𝐧 𝐝𝐮𝐫𝐮𝐦𝐮:
PJAK üçlü uzlaşı sonucunda varılan mutabakatı kabul etmedi. Silahsızlanmayı ve yer değiştirmeyi reddederek mevcut pozisyonunu korumaya devam etti.
PJAK hâl�� eski mevzilerindedir. PAK, HDK ve Khabat gibi gruplara dair açık bilgiler kısıtlıdır, ancak IKBY’ye yakın kaynaklar bu grupların da büyük ölçüde benzer süreçlerle sınırdan uzaklaştırıldığına işaret etmektedir.
𝐏𝐉𝐀𝐊’ı𝐧 𝐀𝐭𝐞ş𝐤𝐞𝐬 𝐡𝐚𝐥𝐢 𝐯𝐞 𝟕. 𝐊𝐨𝐧𝐠𝐫𝐞
29 Eylül 2011 tarihinde İran ile PJAK arasında bir ateşkes ilan edildiği duyuruldu. İran hükümeti, bu tarihi “PJAK sorunu sona erdi” olarak değerlendirirken; PJAK da Urmiye’den aşağı Goran bölgesine kadar aktif olduğu bölgeden çekilerek Kandil ve Zagros bölgesine yerleşti.
Bu süreçte PJAK’ın boşalttığı alanlara KDP-İ ve Komalanın bazı gruplarının yerleşmeye çalışması nedeniyle çatışmalar yaşandı.
PJAK bu bölgelerde küçük gruplar şeklinde kontrolü sağlamaya devam etti ancak gücünün önemli bir bölümünü Kandil ve Zagroslara çekti.
Bu anlaşma ve geri çekilme nedeniyle PJAK’ın ciddi anlamda zayıfladığı söyleyenebilir.
2011’den günümüze zaman zaman ateşkes ihlalleri yaşansa da genel olarak çatışmasızlık pozisyonu sürüyor.
𝐏𝐉𝐀𝐊 𝟕. 𝐊𝐨𝐧𝐠𝐫𝐞𝐬𝐢: PJAK yedinci kongresini 27 Nisan 2024’te özgür dağlarda savaş koşulları altında topladı . Kongre “Jin Jiyan Azadî felsefesiyle Kürdistan’ı özgürleştirelim, demokratik bir ulus inşa edelim” şiarıyla gerçekleştirildi. Bu kongrede Emîr Kerîmî (Emir Kerimi) ve Peyman Viyan, PJAK eşbaşkanları olarak seçildiler . Kongrede “üçüncü yol” ve “demokratik çözüm” öne çıkarıldı, mücadelede geçmişe ilişkin eksiklikler ele alındı ve Önder Abdullah Öcalan’a özgürlük hamlesine katılım vurgulandı.
PKK’nin fesih açıklaması sonrası PJAK yaptığı açıklamada Abdullah Öcalan'ı entelektüel lideri olarak gördüğünü ve silahlarını "meşru savunma" için saklayacağını söyledi.
Rojbaş Şarê Ma…
Son kertede olan bitenlere bakarsak , süreci tek başına zorla bir yıldır sürdüren Sn Öcalan yaşananları
-15 Şubat komplosunun tekrarlanması
HPG Komutanı Murat Karayılan
-Bedeli ne olursa olsun Rojava’yı yalnız bırakmayacağız,acele etmeyin kendinize güvenin
SDG Generali+
İlhami Işık’ı arayacağına Erdoğan’ı arasaydın ya 24 yılda ülkeyi getirdiğiniz durum bu. Saraydaki sultan ve çevresindeki soytarılar kamunun bütün imkanlarına çökünce ülke de tefecilere kaldı.
İlhami’yi aradım ve konuştum. Çok üzgündü. Bu dert umarım en kısa zamanda çözülür ve oğlu evine, ailesine döner.
Bu ülkenin en trajik meselesinde kalem oynatmış, kalbi iyilik için çarpan bir insanı, kimsenin çaresizliğe ve ümitsizliğe sürüklemeye hakkı olmamalıdır.
@BawerBersev Bu arada kritize etmeyi öncesinde sonlandırdık. twitin diger kısmını okuyup tekrar yazıyorsun. Kardeşim daha ne yazdığımızı tam okumadan karşılık veriyorsun.
Şimdi böyle olunca çok fikir alış verişi de olmuyor sen yoluna ben yoluma.
Selametle.
@BawerBersev Sen de çok alingansin. Sen bi yanlislik görmüyorsan ben peygamber degilim seni ikna edeyim.
Ben gazeteciyim gündemi Galionsfigur ediyorum. Sizin kampanya cagriniz ve aciklamaniz siritiyor.
Erê lo gere kes hun re tişt nebeje.
Şima vani wa ço şimara taye mevaç?