"Devrimci Yol saflarından beni ancak ve ancak ölüm ayırabilirdi. Ki bu da geride mücadelemizi kurtuluşa kadar sürdürecek yoldaşlar olduğu müddetçe, şerefli bir nöbet teslimi olarak, beni hiçbir şekilde korkutacak bir olay değildir."
Mustafa Özenç yaşıyor!
#Perspektif | Kapitalist çürümenin anatomisi
🚩 Eski dünya çözülürken yenisi doğamaz; ortaya çıkan boşluk ise dinselleşme, mafyatikleşme, otoriterleşme, toplumsal şiddet ve kitlesel yabancılaşma biçimleriyle dolar.
🚩 Organize suç yapıları artık kapitalist birikim süreçlerinin organik parçaları haline gelmiştir. Uyuşturucu ticareti, yasa dışı bahis, kara para aklama ağları, inşaat rantı ve siyasal ilişkiler arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşmaktadır.
https://t.co/y84Zjj4ACt
Yıldızlar SSS Holding tarafından gasp edilen hakları için direnen Eti Gümüş ve Doruk Maden işçileri dün akşamdan bu yana gözaltında.
Maden işçileri derhal serbest bırakılsın!
Direnen maden işçileri kazanacak!
#Dosya | Venezuela aynasında dünyaya bakma
🚩 Bugün dünya kapitalizmi eski dengelerini kaybediyor. ABD hâlâ dünyanın en güçlü askerî ve ekonomik güçlerinden biri. Ancak Çin'in yükselişi, Rusya'nın yeniden güç kazanması ve başka ülkelerin daha bağımsız ekonomik ve siyasî ilişkiler kurmaya çalışması, ABD'nin Soğuk Savaş sonrası elde ettiği tartışmasız üstünlüğü zorluyor.
🚩 Bu değişim, emperyalizmin sona erdiğini değil, emperyalist rekabetin yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor. Dünya, yeniden paylaşılırken yalnızca topraklar değil; enerji kaynakları, ticaret yolları, teknoloji, madenler, finans ve stratejik bölgeler üzerinde mücadele yürütülüyor. Bu mücadele giderek daha fazla askerî güçle iç içe geçiyor.
https://t.co/Ds3UplV9z1
#Açıklama | Bugün “kral çıplak” demek olmazsa olmaz önemdedir
🚩 Sürecin başından beri atılan hemen her adıma, gündeme getirilen zorlama adlandırmalara ve beklentilere dair yaptığımız açıklamalarda da belirttiğimiz gibi ortada barış da çözüm de demokratikleşme de yok; birikimi de kazanımları da tutarlılığı da tasfiye etme süreci yaşanıyor.
🚩 Bahçeli de Erdoğan da Öcalan da Kandil de rolünü oynadı ve elbirliğiyle süreç bu noktaya getirildi. Sürecin başında olduğu gibi bu aşamada da “eleştireceksek biz eleştiririz, size ne oluyor” tutumu ile karşı karşıyayız.
🚩 "Bize ne oluyor" diye sormak anlamsızdır. Bu sorun ve süreç etrafında atılan her adım ve bunlar hakkında bir yaklaşım ve tartışma geliştirmek siyasetin ABC'sine dair bir konudur. Bu ülkede her konu olduğu gibi Kürt sorununun nasıl çözüleceği de nasıl çözülmeyeceği de mevcut sermaye iktidarını hangi adımın zayıflatacağı ve güçlendireceği de bizi doğrudan ilgilendiriyor.
🚩 Sürecin başından beri mevcut devlet yapısıyla entegrasyondan, o devlete güç katmaktan ve bölgede daha büyük bir güç haline getirilmesi amacından söz edilirken ve bu hedef, solun devrimci tarihinin birikimiyle meşrulaştırılırken, “yaşananlar bizi ilgilendirmez” diyebilmemiz imkansızdır.
🚩 Kaldı ki aslında “tamamen nötr kalın” da denilmiyor; “ne yaparsak yapalım destek olun, alkışlayın, arkamızda durun” deniliyor. “Bir irade, siyasal özne değil aparat olun” deniliyor. “Onlarca yıllık kavram setinizi, anlam setinizi, ezilenler ve sol adına üretilmiş doğruları, doğruluğu kanıtlanmış önermeleri unutun” deniliyor.
🚩 İşin daha vahim tarafı şu ki başından beri, “bu bizim çözüm anlayışımız değil, bu sınıf uzlaşmacı bir duruşun kendini tasfiye etmesidir” demesi gereken devrimci, sol yapılardan da büyük oranda net bir tutum gelmiyor.
🚩 “SDG ve özerk yönetimi ben kurdum ben feshederim; Irak Kürdistanı'ndaki kamp alanları da mağara sığınakları da silah da benim; boşaltırım da teslim de ederim” denilebilir. Ancak tüm bu yaşananların bir adı, tarihsel bir anlamı ve tüm ezilenleri ilgilendirecek sonuçları vardır. Ve gerçekte bunları tartışmak değil tartışmamak sorunlu bir duruştur.
https://t.co/K0JA54Cc4C
#Açıklama | Bugün “kral çıplak” demek olmazsa olmaz önemdedir
🚩 Sürecin başından beri atılan hemen her adıma, gündeme getirilen zorlama adlandırmalara ve beklentilere dair yaptığımız açıklamalarda da belirttiğimiz gibi ortada barış da çözüm de demokratikleşme de yok; birikimi de kazanımları da tutarlılığı da tasfiye etme süreci yaşanıyor.
🚩 Bahçeli de Erdoğan da Öcalan da Kandil de rolünü oynadı ve elbirliğiyle süreç bu noktaya getirildi. Sürecin başında olduğu gibi bu aşamada da “eleştireceksek biz eleştiririz, size ne oluyor” tutumu ile karşı karşıyayız.
🚩 "Bize ne oluyor" diye sormak anlamsızdır. Bu sorun ve süreç etrafında atılan her adım ve bunlar hakkında bir yaklaşım ve tartışma geliştirmek siyasetin ABC'sine dair bir konudur. Bu ülkede her konu olduğu gibi Kürt sorununun nasıl çözüleceği de nasıl çözülmeyeceği de mevcut sermaye iktidarını hangi adımın zayıflatacağı ve güçlendireceği de bizi doğrudan ilgilendiriyor.
🚩 Sürecin başından beri mevcut devlet yapısıyla entegrasyondan, o devlete güç katmaktan ve bölgede daha büyük bir güç haline getirilmesi amacından söz edilirken ve bu hedef, solun devrimci tarihinin birikimiyle meşrulaştırılırken, “yaşananlar bizi ilgilendirmez” diyebilmemiz imkansızdır.
🚩 Kaldı ki aslında “tamamen nötr kalın” da denilmiyor; “ne yaparsak yapalım destek olun, alkışlayın, arkamızda durun” deniliyor. “Bir irade, siyasal özne değil aparat olun” deniliyor. “Onlarca yıllık kavram setinizi, anlam setinizi, ezilenler ve sol adına üretilmiş doğruları, doğruluğu kanıtlanmış önermeleri unutun” deniliyor.
🚩 İşin daha vahim tarafı şu ki başından beri, “bu bizim çözüm anlayışımız değil, bu sınıf uzlaşmacı bir duruşun kendini tasfiye etmesidir” demesi gereken devrimci, sol yapılardan da büyük oranda net bir tutum gelmiyor.
🚩 “SDG ve özerk yönetimi ben kurdum ben feshederim; Irak Kürdistanı'ndaki kamp alanları da mağara sığınakları da silah da benim; boşaltırım da teslim de ederim” denilebilir. Ancak tüm bu yaşananların bir adı, tarihsel bir anlamı ve tüm ezilenleri ilgilendirecek sonuçları vardır. Ve gerçekte bunları tartışmak değil tartışmamak sorunlu bir duruştur.
https://t.co/K0JA54Cc4C
İşçi sınıfının öğretmeni Friedrich Engels sınıflar mücadelesi neye ihtiyaç duyuyorsa oydu: Teorisyen, filozof ve militandı, üretirken de savaşırken de devrimciydi.
Anısı ve mücadelesi bizimle yaşayacak!
#Perspektif | NATO’dan Kızıldeniz’e yeni savaş düzeni
🚩 Ortadoğu’daki gelişmeler bu nedenle birbirinden kopuk krizler olarak değerlendirilemez. Yemen’deki çatışmalar, İsrail-İran gerilimi, Körfez ülkelerinin güvenlik arayışları ve Kızıldeniz’deki askeri yapılanmalar, bölgenin gelecekteki güç dengeleri üzerinde yürütülen mücadelenin parçalarıdır.
🚩 ABD’nin amacı, Ortadoğu’daki etkisini korurken Çin ve Rusya ile yürüttüğü küresel rekabette kaynaklarını daha etkin kullanmaktır. Bu nedenle Washington bir yandan askeri varlığını sürdürürken, diğer yandan müttefiklerinin daha fazla askeri ve ekonomik sorumluluk üstlenmesini teşvik etmektedir.
🚩 Bu süreçte bölgesel aktörler sadece dışarıdan belirlenen politikaların uygulayıcıları değildir. Suudi Arabistan’ın bölgesel güç arayışı, Mısır’ın jeopolitik konumu, Pakistan’ın askeri kapasitesi ve Türkiye’nin savunma sanayisi alanındaki gelişimi, bu yeni güvenlik düzeninin oluşumunda etkili unsurlardır.
https://t.co/b8FNVLwdaY
#Perspektif | NATO zirvesinin ardından
🚩 Her büyük ekonomik kriz aynı zamanda yeni paylaşım mücadelelerini beraberinde getirir. 1873 Uzun Bunalımı, kapitalist devletler arasındaki sömürge ve pazar rekabetini hızlandırdı. 1929 Büyük Bunalımı dünyanın yeniden paylaşılması kavgasını keskinleştirdi ve sonunda insanlık II. Dünya Savaşı'yla karşı karşıya kaldı. 2008 küresel finans krizi ise bugün hâlâ devam eden yeni hegemonya krizini derinleştirdi.
🚩 Bugün otomobil fabrikaları gerektiğinde zırhlı araç üretmeye hazırlanıyor. Yapay zekâ şirketleri, savaş teknolojilerinin parçası haline getiriliyor. Üniversiteler, askeri araştırmaların merkezleri olarak yeniden yapılandırılıyor. Sivil sanayi ile askeri sanayi arasındaki sınırlar giderek ortadan kaldırılıyor. Dolayısıyla da kapitalizm, yalnızca ordularını değil, bütün ekonomisini savaşa hazırlıyor.
🚩 Özetle savaş, olağanüstü bir durum olmaktan çıkarılmakta; ekonominin, siyasetin ve teknolojinin temel örgütlenme ekseni haline getirilmektedir. İşte Ankara Zirvesi'nin gerçek anlamı burada yatmaktadır. Bu zirve yalnızca yeni askeri planların konuşulduğu bir toplantı değildir. Kapitalizmin yeni birikim modelinin, yani savaş ekonomisinin kurumsallaştırıldığı yeni dönemin ilanıdır.
https://t.co/GwCHOA4OME
#Perspektif | Yeni parti tartışması ve solun sınıfsal pusula sorunu
🚩 Bugün bazı sosyalist çevrelerde yeni siyasal oluşumlara yönelik yoğun ilginin arkasında yalnızca güncel siyasal hesaplar bulunmamaktadır. Bunun daha derininde, sosyalist hareketin kendi tarihsel kapasitesine ilişkin yaşadığı güven sorunu da görülebilir. Kendi toplumsal programına, sınıfsal perspektifine ve tarihsel iddiasına yeterince güvenmeyen bir siyasal hareket, çözümü çoğu zaman başka aktörlerin açtığı alanlarda aramaya başlayabilir.
https://t.co/xTWTWxjSSm
#Perspektif | Dünya, ülke ve mücadele
🚩 Birleşik mücadele denildiğinde çoğu zaman yalnızca seçim ittifakları ya da siyasal partiler arası anlaşmalar akla gelmektedir. Oysa tarihsel anlamda birleşik mücadele bundan çok daha geniştir. Bu; işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların, demokratik hak savunucularının, farklı inanç ve kimliklerden insanların, meslek örgütlerinin ve toplumun bütün özgürlük arayışlarının ortak bir mücadele zemini oluşturabilmesidir.
🚩 Ancak burada önemli bir sorun bulunmaktadır. Birleşik mücadele fikri bile zaman zaman dar grup çıkarlarının aracı haline getirilebilmektedir. Her siyasal yapı, kendi çevresinin genişlemesini birleşiklik olarak gördüğünde, aslında ortak bir mücadele zemini değil, kendi merkezine yeni katılımlar aramaktadır. Oysa birleşiklik, herkesin kendisini merkeze koymasıyla değil; ortak bir merkezin birlikte oluşturulmasıyla mümkündür.
🚩 Birleşiklik ya da "yan yana" durmak, kendi başına doğru bir siyasal hattın güvencesi değildir. Asıl belirleyici olan, kimlerle, hangi tarihsel amaç doğrultusunda ve hangi sınıfsal zeminde bir araya gelindiğidir. Devrimci siyaset, ortak bir tepkinin ötesinde, ortak sınıfsal çıkarlar ve ortak bir toplumsal dönüşüm perspektifi üzerine kurulur. Bu nedenle mücadelenin amacını ve yol arkadaşlarını doğru tayin edebilmek, devrimci siyasetin en temel ilkelerinden biridir.
https://t.co/RUOmeIqPCg
Bundan 11 yıl önce Suruç’ta IŞİD çetesinin gerçekleştirdiği saldırıyla katledilen 33 düş yolcusunu unutmadık.
Hiçbir düş yarım kalmayacak, Suruç’un hesabını soracağız.
Suruç için adalet, herkes için adalet!
NATO zirvesi öncesi devrimcilere yönelik operasyonlara dair https://t.co/0WlX3SKjJD'a konuştuk:
"NATO zirvesi öncesinde yoğunlaşan operasyonlar, yalnızca güncel siyasal hesaplarla açıklanamaz. Bu koşullarda sermaye sınıfı açısından temel mesele, toplumun rızasını üretmekten çok, toplumsal hareketliliği denetim altında tutmaktır. Deniz Göktaş’tan TEMA’cılara kadar tutuklama furyasının bu denli geniş çaplı tutulmasının ardındaki temel sebep de budur. Bu rejim “bu kadarını da yapamazlar” denilen ne varsa onları yapmanın rejimidir. Rejimin adını da net biçimde koymak gerekir: Açık faşizm."
https://t.co/06BLDIe9fs
Devrimci Hareket Dergisi YK üyesi Akmaz ile NATO operasyonlarına dair: "Bir komplo kurulmaya çalışılmış fakat oldukça üstünkörü"
https://t.co/nBRRRXcCRP
Şiirleriyle umudun, direnişin ve bir kuşağın yeniden ayağa kalkışının şairi Ahmet Telli yaşamını yitirdi.
Ardında bize bıraktığı mirasa saygıyla…
Not: Telli’nin cenazesi yarın 12 Temmuz Pazar saat 11.00'de Ankara İnşaat Mühendisleri Odası’nda düzenlenecek tören sonrası ikindi namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecektir.
Ankara’da “NATO defol” diyen arkadaşlarımızı aldık!
Tüm tutuklu arkadaşlarımızı da alacak, bağımsızlık ve demokrasi mücadelemize birlikte devam edeceğiz!
NATO zinciri kırılacak, halk iktidarı kurulacak!
Bu utanç sizin eseriniz!
İki gündür başkent Ankara’da devam eden NATO zirvesi öncesi gerçekleşen ev baskınlarıyla yüzü aşkın arkadaşımız gözaltına alınmıştı. Bugün başta İstanbul olmak üzere farklı kentlerde adliyeye sevk edilen arkadaşlarımızın 35’i tutuklandı, diğer arkadaşlarımız adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Adeta bir kuş sütünün eksik olduğu ziyafetle başlayan zirvenin rahatça gerçekleşmesi için verilen bu utanç verici tutuklama kararları, NATO’ya ‘hayır’ diyenlere karşı Haziran ayından bu yana yapılan baskıların devamıdır. Bu kanlı zirveye karşı çıktığı için ülke çapında yüzlerce kişi tutuklu ya da gözaltındadır.
Yayımlanan NATO zirvesi sonuç metni malumun ilanı olmuştur. Metinde dünya halkları lehine hiçbir hayırlı sonuç çıkmamıştır. İlan edilen kararlar daha fazla silahlanma, savunma sanayii adı altında silah endüstrisine daha fazla bütçe ve batı emperyalizminin çıkarlarına karşı duran unsurlara tehdit ve gözdağıdır.
Özellikle Orta Doğu coğrafyasında ABD saldırganlığı ve müdahaleciliğinin arttığı bu ortamda AKP iktidarı da ülkede yarattığı baskı ve zorla emperyalizmle uyumlu bir politika izlemektedir. NATO zirvesi hasebiyle yapılan tutuklamalar tekil bir vaka değil, kayyum uygulamasıyla, yargı eliyle gerçekleştirilen operasyonlarla, seçme ve seçilme hakkına yapılan saldırılarla bir bütünün parçasıdır.
Dünyanın içinde bulunduğu krizi daha da derinleştirilecek kararların duyurulduğu bu zirveye karşı çıktığımız için tutuklanıyoruz. Bu memleketin demokratik ve tam bağımsız olması için kavga veriyoruz. Yaşadığımız toprakların yarınlarını ülkeyi emperyalist güçlere açanlar değil, şu an hapishaneye götürülmek için ring aracı bekleyen arkadaşlarımız dert edinmektedir.
Baskı ve zorbalığa karşı durmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızı alacak, bağımsızlık ve demokrasi mücadelesine birlikte devam edeceğiz!
NATO tutuklamaları derhal serbest bırakılsın!
Yaşasın devrimci mücadelemiz!
Bugün adliyeye götürülen arkadaşlarımızdan 10’u adli kontrolle serbest bırakıldı. Diğer arkadaşlarımız için mahkeme kararı bekleniyor.
NATO zirvesi nedeniyle tutuklanan ve gözaltına alınan herkes serbest bırakılmalıdır!
Emperyalist haydutluğa karşı çıkmak suç değil, onurdur!
Ankara’daki NATO zirvesi öncesi gözaltına alınan arkadaşlarımız için Çağlayan Adliyesi’ndeyiz.
Emperyalist barbarlığa ve NATO’ya karşı çıkmak suç değil, bir vazifedir! Tüm NATO gözaltı ve tutuklamaları derhal serbest bırakılsın!
NATO zincirini kıralım, halk iktidarını kuralım!
#Çağrı | ABD ve NATO’ya karşı çıkmak suç değildir, arkadaşlarımızı alacağız!
Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi öncesi 5 Temmuz Pazar günü, başta İstanbul olmak üzere pek çok kentte polis tarafından yapılan ev baskınlarında onlarca arkadaşımız, işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındı.
Zirve öncesi bu kirli savaş örgütünün liderlerine hoş görünmek için her türlü hazırlığı yapan AKP-Saray rejimi, bugün ABD Başkanı Trump’tan beklediği ‘aferini’ almıştır. Kendisine hazırlanan uçak pistini öven Trump, yaptığı vaatlerle AKP’ye ihtiyacı olan meşruiyeti vereceğini ilan etmiştir.
Utanç verici bu tablo karşısında kimse bu memleketin anti-emperyalistlerinden, devrimcilerinden, ilerici ve yurtseverlerinden eli kolu bağlı oturmasını beklemesin. AKP faşizmi bölgenin Amerikancı dizaynı için ne kadar üstümüze gelirse gelsin biz de en güçlü yanıtı vermek için çalışmaya devam edeceğiz.
Yarın Çağlayan Adliyesine sevk edilecek olan gözaltındaki arkadaşlarımızı alacak; anti-emperyalist mücadelemizi büyüteceğiz!
Yüreği ABD haydutluğu ve AKP faşizmine karşı olan herkesi yanımızda olmaya davet ediyoruz.
📅8 Temmuz Çarşamba
🕗Saat: 11.00
📌Çağlayan Adliyesi Önü