Insanların kendini - kendi zevkine göre - süslemesi, neşeyle ve gönlünce dans etmesi, eğlenmesi sizi neden rahatsız ediyor bir düşünün.
Çünkü mesele çoğu zaman estetik veya beğeni değil, öyle olsa içinizden 'meh' der geçersiniz.
Mesele bazen başkasının kendine verdiği izne, kendini bırakmasına tahammül edememek. Kendini fazla ciddiye almadan, 'elalem ne der'e takılmadan haz alabilen birini izlemek, bazen kendi hayatında ne kadar çok şeyi yasakladığını, bastırdığını, ketlediğini hatırlatır insana.
Başkasının neşesini küçümsemek, kendi içsel mahrumiyetinin yarattığı imrenmeyi, ahlâk, zevk, estetik diyerek meşru kılmanın bir yolu bazen.
instada bir mekani ovmek icin ‘istanbulda gibi hissettirmeyen bir yer’ captionu ile paylasilmasi cok garip tam olarak ist’da gibi hissettirmesi icin bu sehirdeyim
bi insanın hissedebileceği en güzel hissin görülmek olduğunu düşünüyorum sevip sevilebilirsin ama görülmek o kadar farklı bir hiss ki nefes alıyormuşsun gibi hissettiriyor
shshahahaja hicbir bilgisinin olmadigi insanlarla ilgili sunu dusunmekle ugrasmak hayattan keyif alma ile ilgili daha buyuk soru isareti olusturuyor mlsf ki..
Dün markette alışverişe gittim. Bazen olur ya bir insanla benzer zamanlarda markete girmişsinizdir ve her reyonda karşılaşırsınız. Öyle oldu. Otuzlu yaşların sonunda bir kadınla böyle denk düştük.
Spordan çıkmış. Kafasında kocaman bir kulaklık. Etrafta olup bitene bakmıyor. Kendi kabuğunda. Sessiz biri. Belli ki müzik dinliyor. Yüzünden mutsuzluğunu okuyabiliyorsunuz. Bir Edward Hopper karakteri kadar yalnız.
Bu modern zamanların yalnızlık özgürlüktür diye pazarladığı şey.
Bana uymuyor.
İnsanlık da neden bunu kabul etti. Anlamıyorum.
Yemek yapmanın beslemek, vermek, üretmek ile bağlantılı ve hatta erotik anlamları olduğu fikrine katılıyorum. Insan sevdiği birini doyurmaktan haz alabilir elbette. Ama bir işin libidinal yatırım taşıması, onun emek olmaktan çıktığı anlamına gelmemeli.
Tarih boyunca bakım emeğini görünmez kılmanın en etkili yollarından biri onu sevginin doğal tezahürü saymak ve bu emeği toptan biçimde kadınlara yıkmak oldu çünkü. Yemek yapmanın sevgiye indirgendiği noktada, yemekle kaç saat uğraşılıyor, ardından kim masayı topluyor, yemeğin bulaşığını kim yıkıyor, alışverişini kim düşünüyor, ertesi gün ne pişeceğini kim planlıyor, yiyeceklerin envanterini kim tutuyor gibi oldukça önemli ve çok büyük bir fiziksel/zihinsel emek yekunu tutan bir alan kolayca gözden kaçabilir.
'Arzu/sevgi varsa yemek yapmak angarya gelmez' hem fazla romantik hem de görünmez emeğin görünmez kalmasını garantileyecek bir yorum. Arzu angaryayı hazla donatabilir ama angarya oluşunu ortadan kaldırmaz. Psikolojik anlamı kabul edip politik/sosyolojik anlamı görmezden gelmemek gerek.
Sevgi emeği anlamlandırabilir fakat emeğin eşitsiz dağılımını ve görünmezliğini meşrulaştırmamalıdır.