"And watered by the deeds of those
Who know and who are known
Well, knowledge is a deadly friend
When no one sets the rules
The fate of all mankind I fear
Is in the hands of fools"
Antalya'da bu çocuğu dövmüşler. Diyaframıni yirtmislar. 19 bin demiş klinik. Ve kliniğe getiremiyorlar. Günlerdir böyle acı çekiyormuş. Antalya'da yardım edecek kimler var? Yardım eden olursa bayanın telefon numarasıni verebilirim 😔🙏
#antalya#yardim#kedi
Tutuklu öğrencilerin sınavlara girme hakkına ilişkin olarak takip ettiğim kimi "hukukçu" değerlendirmelerinin OHAL döneminde üretilen eski içtihada (Erol Yüksel, B. No: 2017/21274, 28/11/2018) dayalı ve eksik olduğunu söyleyebilirim.
AYM'ye göre; tutukluların sınav hakkından mahrum bırakılmaları "terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar" bağlamında haklı çıkarılabilir olsa bile (E. 2018/78, K.2022/114), böylesi nitelik arz etmeyen diğer hâllerde, "hükümlü"ler için dahi eğitim hakkından kategorik biçimde mahrum bırakma Anayasa'ya aykırıdır (E. 2017/17, K. 2021/59).
AYM'nin son dönemlerde verdiği iki karar (Bedretin Çiçek, B. No: 2019/25687, 2/5/2024; Mehmet Aslan, B. No: 2021/47336, 21/5/2024) hâlihazırda uygulanagelen sınav yasakları açısından yeni bir ihlal kararının habercisidir.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, hukuk ve demokrasi açısından ağır bir skandal.
Gözaltına alınışı ve yöntemi Anayasa’ya aykırıydı, bu da öyle. İhlaller zincirine yeni bir halka eklendi.
Hukuki mücadele kararlılıkla sürdürülmeli; çünkü bu dava, insan hakları ve demokrasinin turnusol testi olacak. Bu değerler, Cumhuriyetimizin temel taşlarıdır.
Türkiye’nin bir küme daha düşmesine izin veremeyiz.
20 senedir hukuk ve iktisat ilişkisi anlatıyorum. Özgürlükle ilgili prensiplerin için temel hak ve hürriyetlere sahip çıkmayacaksan bari masandaki ekmek için sahip çık, diyorum. Şuradaki müdahalenin topluma bedeli yok mu? Hukuka güvensizlik, iktisaden dindirilemez bir kanamadır.
Israrla beni arayan basın mensuplarına: Sayın Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alındığı haberiyle ilgili olarak kimseye verebilecek bir hukuki değerlendirmem yahut beyanım yok. Gözaltı sebebini bilmiyorum. Kendisi hakkında açık bulunan dosyalarla ilgili bir fikrim yok. Hiçbir konusunu bilmediğim dosyalarla ilgili olarak derinlikli ve içerikli hukuki analiz pozlarına giremem. Kaldı ki, çıplak gözün gördüğünü akılla bulandırmaya hizmet etmek de tabiatıma aykırı olur. Bu noktada mikroskop altında hukuki analiz mercekleri kullanmanın getireceği körlükle malul olmaktansa, konuya daha üst seviyeden genel akıl ve mantıkla bakabilen milyonlar arasında yer almayı tercih ederim.
23 senedir aynı iktidar tarafından yönetilen bir ülkede bulunan dünyanın en büyük şehirlerinden birinin milyonlar tarafından seçilmiş muhalif belediye başkanı olan kişinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklamasından itibaren yaklaşık bir ay içerisinde üniversite diplomasının diploma veriliş tarihinden 35 yıl sonra üniversitesi tarafından iptal edildiğini ve ondan bir gün sonra, kendisinin yeri yurdu belliyken, ifadeye gitmekle ilgili bilinen bir mukavemeti yokken, ekibiyle beraber ve bunca polis eşliğinde gözaltına alındığını öğrenen her vatandaş ne düşünecekse, ben de onu düşünüyorum.
Aklını ve mantığını kullanabilen kimsenin bu işlemlerin hukuki perspektiften analizinin yürütülmesine muhtaç olacağını tahmin etmem. Sayın belediye başkanının dosyasında savunma görevi olan kişiler kimlerse onlar hariç olmak üzere, bu konuyu salt hukuki analiz enstrümanlarıyla tartışma konusunda iştahlı olanlar, genel akıl ve basit mantık kullanımının berraklığını tercih etmeyenlerdir. O kişilerin sahte münazara enstrümanına dönüşmek istemem.
Biz hukukçulara mikrofon uzatırsanız size hukuk yollarını anlatırız, amenna. Fakat muhalefet partileri birer "hukuk bürosu" değildir. Sözüne güvenilen siyasetçilerin sadece hukuk yollarına işaret etmekten vazgeçmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye’de özellikle böyle vakalarda yargının siyasetten bağımsız olduğu yanılsaması, en iyi ihtimalle bir hayal, en kötü ihtimalle bir teslimiyettir.
Eğer bir karar siyasi ise, siyaseti hukuka indirgemek demokratik değil, teknokratik bir tutumdur. Sıradan insanı olan bitenden uzaklaştırır, süreci soyut ve ulaşılmaz hâle getirir.
Siyaset, imkânsızı mümkün kılma sanatıysa, muhalefetin de ortalama bir hukukçunun ya da yurttaşın vereceği tepkilerin ötesine geçmesi, yaratıcı ve dinamik olması gerekiyor.
Son iki gündür yaşananlar, hukuken tam bir skandal ama siyaseten Ekrem İmamoğlu’nu çok daha güçlendirdi. Bundan sonrası, muhalefetin siyaseti nasıl şekillendireceğine bağlı. Hukuk, iyi ya da kötü, olsa olsa onu takip eder.
Unutulmasın: Umutsuz durumlar yoktur, yalnızca umutsuz insanlar vardır.
Örgü örmek istiyorum. Şu ağaçların etrafını örenler gibi her şeyi öresim geliyor. Bir çeşit trikotaj virüsü tarafından ele geçirildim.
-Ben sana bunun aynısını örerim. (En azından denedi.)
Öğrenemediğimiz her ders farklı zamanlarda, farklı suretlerde karşımıza çıkıyor. Öyle ya da böyle arada sırada kutunun dışına çıkıp tekrarlanıp duran olayların bir desen oluşturduğunu görmek gerekiyor. Farkındalık canımızı sıksa bile hem de.
Tanıdığınız her kadın daha uzun bir yol seçti.
Geldiği yoldan geri döndü
Bir vitrinin önünde oyalandı
Anahtarlarını elinde sımsıkı tuttu
Sahte bir telefon görüşmesi yaptı
Köşeyi dönüp koşmaya başladı
Tanıdığınız her kadın, eve korkarak yürüdü.
Tanıdığınız her kadın
Ah be #Narin
Öldürüp çuvala koymuşlar.
Hepsi sustu, gizledi. 20 hanelik köy! Amcası, kuzeni, abisi farketmez! Gerekirse tüm köy ahalisi tutuklanmalı!
ALLAH BELANIZI VERSİN!