📍Bugün İBB Davası’nda 15,5 milyon insanın oyuyla Cumhurbaşkanı adayı seçilen Ekrem İmamoğlu, ciddi bir hukuksuzluğa maruz kaldı. Sizler için özetliyorum. NATO Ankara Zirvesi’nden dolayı araya kaynamasın:
— Hakim, Ekrem İmamoğlu’ndan savunmasına başlayıp kısa bir süre içerisinde (yarın) bitirmesini istedi.
— İmamoğlu da “aylarca bekledim, 2000 küsür yıl cezayla yargılanıyorum, neden savunmamı kısıtlıyorsunuz” dedi.
— Hakim ısrar etti, Ekrem İmamoğlu da savunmasını 1 günde bitiremeyeceğini söyledi.
— Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “o zaman susma hakkımı kullanıyorum yazacağım, çıkın dışarı” diyerek İmamoğlu’nu salondan çıkarttı.
Bakın bir Ceza Avukatı olarak söyleyeyim: Bu savunma hakkına açıkça bir müdahaledir. 1 hafta da savunma yapsa siz sanığı bölemezsiniz.
Özellikle böylesi büyük bir davada kimseden apar topar savunma yapmasını bekleyemezsiniz. İmamoğlu’nun kısılan sesini herkese duyuralım!
This morning at 08:10, in my prison cell, I was notified of the court’s arbitrary decision: I am barred from attending my own trial.
The indictment bears my name. The case was built around me. Yet the court blocks me and restricts the defense of those facing the gravest charges, and their lawyers.
This is not a trial. It is a severe violation of the most basic right of defense, the pinnacle of what jurists call “enemy criminal law.”
A panel redesigned after the case was filed, in open defiance of the principle of the natural judge, can claim neither independence nor impartiality. As of today, it has abandoned even the appearance of judicial process. The “lawlessness of the century” has collapsed into a pile of extrajudicial execution.
And all this happens while Türkiye hosts the leaders of the democratic world in Ankara. The elected Mayor of Istanbul and the Presidential candidate of the democratic opposition is silenced in a courtroom he is not allowed to enter.
I am exposing this lawlessness.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Okul müdüründen tokat yedığı için şikayetçi olması sebebiyle cezalandırılan ve 180 km uzakta bir yere sürülen her gün 3000 TL taksi parası veren, ve sonunda intihara sürüklenen annesinin tek başına büyüttüğü bir yetimin hakkını savunmak zorundayız #Irmaköğretmeniçinadalet
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Çok öfkeliyim
Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulundu. Fatmanur hanım ile 2023 yılında bir kafede görüştük, yaklaşık iki saat yaşadıklarını belgeleriyle anlattı.
Birçok haber yaptık ama seslerini duyan olmadı süreci belgeleriyle anlatıyorum. Çünkü Fatmanur Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti.
Sorumlunun kimler, hangi "makamlar" olduğuna siz karar verin +
TARİKAT KUŞATMASI CAN ALDI
Kuran’a Hizmet Vakfı sorumlusu Ayhan Şengüler'in öz kızına cinsel istismarına karşı yıllardır mücadele veren, adliye önünde nöbet tutan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızının cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu. 5 Mayıs'ta duruşma görülecekti
⚠️İstanbul Beylikdüzü’nde 22 Kasım 2024’te epilepsi hastası Uğur Yıldırım, kaldığı bakımevinde fenalaştı, hastaneye sevk edilemeden hayatını kaybetti.
• Anne Dilek Barut’un şikayeti üzerine Uğur Yıldırım’a otopsi yapıldı.
• Adli Tıp raporunda Yıldırım’ın vücudunda morluklar ile el ve ayaklarında bağlanma izleri tespit edildi.
• Raporda ölüm nedeninin, olması gerekenden 30 kat fazla ilaç verilmesi olduğuna işaret edildi.
• 21 yaşındaki otizmli Uğur Yıldırım’ın ölümüyle ilgili olarak engelli bakım merkezi sorumlu tutuldu.
• Güvenlik kamerası kayıtlarında çalışanların Uğur Yıldırım’a ve diğer hastalara yönelik tutumu ortaya çıktı.
• Anne Dilek Barut, bakımevinde çocukların çıplak gezdirildiğini, dışkılarını yiyecek pozisyonda aç ve susuz bırakıldığını söyledi.
• Barut, “Darp edilmeler, istismarlar; her türlü işkence var.” dedi.
• Davaya ilişkin ilk duruşma, 27 Şubat’ta Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
9 tutuksuz sanık hâkim karşısına çıkacak. (NTV)
Ben Özge Bora.
1982 yılında Almanya’da doğdum, 14 yaşıma kadar orada yaşadım.
Çocukluğumda, yaşımı dahi hatırlamadığım bir dönemde komşumuzun oğlu tarafından istismar edildim. Uzun süre sustum. Bir gün cesaretimi toplayıp anneme anlattım. Doktora götürüldüm. Ama o gün benim yaşadığım travmadan çok "kızlığımı kaybedip kaybetmediğim" önemsendi.
"Bir daha konuşulmayacak" denilerek üzeri kapatıldı.
Ben susturuldum !!!!!
Bugün daha ağır bir gerçekle karşı karşıyayım. Kızım, öz babası tarafından istismara maruz kaldı. İşte o gün, annem gibi susmayacağıma, bunu yapanın en ağır cezayı alması için sonuna kadar mücadele edeceğime yemin ettim.
Bu süreçte; bir yıldır el bebek gül bebek baktığım, yatalak kanser hastası annem bile, sesimi duyurmaya çalıştığım için bana
"Bizi Ünye’ye rezil ettin" dedi.
Kızıma sahip çıktığım için, en çok ihtiyacım olan annem tarafından bile "rezil" ilan edildim.
Evet, onların gözünde rezil olabilirim.
Ama ben biliyorum ki asıl rezalet, bilip SUSMAKTIR.
İçimde fırtınalar kopuyor. Yalnız kalıyorum. En yakınımdan destek yerine itibar düşünülüyor!
Ben bu yoldan asla dönmeyeceğim.
Tek isteğim; bu yolda manevi desteğiniz. Çünkü bir çocuk için susmamak, rezillik değil, onurdur.
20 Ay 17 gündür devam eden
3.Duruşmaya 6 gün kaldı…
🗓 27 Şubat 2026 Cuma
⏰ 10.55
📍 Ünye Ağır Ceza Mahkemesi
Lütfen bu 6 gün boyunca bizden desteklerinizi esirgemeyin 🙏
#ÇocuğunBeyanıEsastır
#ÇocukİstismarıAffedilemez
🔴El Salvador’da Devlet Başkanı Nayib Bukele, çocuklara ücretsiz dizüstü bilgisayar, kırtasiye ve okul üniforması dağıttı.
Nayib Bukele, “Kimse çalmadığında para yetiyor” diyerek yolsuzluğa gönderme yaptı.
Fatih yoğun bakımda, ölümle yaşam arasında mücadele ederken annemle aramızda geçen bir anı anlatmak istiyorum.
Fatih ölmeden iki gün önce annemin ayağı kırılmıştı; alçıdaydı ve yürüyemiyordu. İlk haberi alınca babamla hastaneye koştuk, annem evde kaldı. Hastanede sabahladık. Doktorun umutsuz konuşması üzerine sabah annemin yanına döndüm. Ona bu haberi nasıl anlatacağımı bilmiyordum.
Eve girdiğimde annemin Fatih’in kıyafetlerini yıkadığını gördüm.
“Fatih eve gelince giysin,” dedi.
Dayanamadım,
“Anne, yaşayacağını mı düşünüyorsun?” dedim.
“Tabii ki yaşayacak,” dedi. “Gelecek, bunları giyip yatağında yatacak.”
Doktorun söylediklerini anlatamadım. Atar damarının kesildiğini, organlarının ağır hasar aldığını 12 kere bıçaklandığını söyleyemedim. Gittim, ağlaya ağlaya Fatih’in çamaşırlarını astım. Akşamına Fatih’i kaybettik.
Şimdi sizden ricam: Lütfen paylaşımlarımı sadece okuyup geçmeyin. Paylaşın, beğenin, yorum yapın. Bu davada kamuoyunun desteğine ihtiyacım var.
2. Duruşma:
📍 28 Ocak – 14.30
📍 Ankara Adliyesi, Söğütözü Ek Hizmet Binası
Lütfen ses olun. 🙏🏻
#Fatihacaciicinadalet #FatihEmsalOlsun
#şöyleki #KarneGünü #KademeArtıkŞart
Değerli dostlar Lütfen paylaşalım görevi ihmal eden yurt ve üniversite gürevlileri hakkında başvurduğumuz soruşturma izni reddedildi Valilik tarafından #RojinİçinAdalet
Benim en büyük travmalarımdan biriydi bu acı. Kendimi babanın yerine bile koyamadım. Bunlar nasıl unutuldu? Nasıl hiçbir şey olmamış gibi akıyor, olağanlaşıyor her şey? Şimdi bu depremde ölümlere sebebiyet veren müteahhitleri af kapsamına almak istiyorlar. O kadar öfkeliyim ki.
İzmir'de boşanma aşamasındaki eşini arayıp iki çocuğunun boğazına böyle bıçak dayayan insansı tutuklanma talebiyle sevk edildiği mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış.
Bu çocuklara ömür boyu atlatamayacakları dehşeti yaşatmanın bir bedeli olması gerekmez mi?
Böyle adalet, böyle refah ve vicdan olur mu?
Birilerini öldürmeden bu adamı durdurun
Soldaki 1 kişinin ölümüne 3 kişinin yaralanmasına sebep olmaktan yargılandı. 1 gün bile tutuklu kalmadı.
Sağdaki gazeteci Fatih Altaylı. Türkiyenin en çok izlenen gazetecisi. Bir açıklamasından dolayı tutuklandı.
Yazık.
Çok yazık.