Bu #haftaninbilimkadini : Dr. Fatma Gözde Çilingir (@didicikit), doğa korumacı moleküler biyolog. İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Böl.’nden mezun olmuştur. ODTÜ Biyolojik Bilimler Böl.'den yüksek lisans ve Singapur Ulusal Üniversitesi’den doktora derecelerini almıştır.
Kolektifimizden arkadaşlarımız gözaltında.
Her dönem bu saldırılar oldu, hiçbir zaman bir adım geri atmadı baskıya, sömürüye, doğa talanına direnenler.
Yine öyle olacak, baskılar bizi yıldıramaz. Arkadaşlarımızı alacağız.
Günlerdir anlatmaya çalışıyoruz. Kaybedecek bir zamanımız kalmadı!
Müvekkilim Mahir Polat için cezaevinde geçirdiği her dakika risk içeriyor.
Sevgili Barış Terkoğlu cezaevi şartlarının Mahir bey için tehlikeli olduğunu bütün gerçekliğiyle ortaya koymuş.
Dün acil şekilde toplanan İl Sağlık Kurulu üyelerinin raporu da Mahir beyin cezaevi şartlarında kalamayacağını doğruluyor.
Dün detayını paylaştığım itirazımız doğrultusunda Mahir beyin ivedi şekilde tahliyesini talep ediyoruz. Hiç vakit kaybetmeden.
Başarmak zorundayız, madem ki bu toprakların evladıyız, madem her gün yoksul avuçlarını sıka sıka, kendi hayatından harcayıp bize ömrünü vermiş bu annelerin evlatlarıyız, hangi kimlikten, zümreden olursak olalım hep birlikte biz bunu başarmak zorundayız.
📌 Saray Rejiminin halkın iradesini yok sayan darbe girişimine karşı #zürich ‘dan ses veriyoruz.
Halk iradesini darbecilerin insafına bırakmayacağız.
Saraylar onlarınsa sokaklar bizim!
#SesVerTürkiye@Chpisvicre
İstanbul Üniversitesi öğrencileri şahane bir mektup yazmış:
“Bizler AKP iktidarı döneminde doğanlarız. Öfkemiz tam 23 yıllık bir öfke. Basın açıklaması yapmak için aştığımız barikatla, insanların zihinlerindeki duvarı da yıktığımızın farkında değildik.” https://t.co/JsY3yVptQ7
İmamoğlu'nun tutuklanmasına hala 'bağımsız yargı işini yapıyor' diyenler, siz alemi embesil mi sanıyorsunuz?
Bu adam İBB'yi ilk kazandığında uydurma itirazlarla mazbatasını aldınız, seçim tekrarlattınız. Tüm gerekçeler uyduruk çıktı. Bağımsız yargı mıydı?
İBB'ye AKP döneminde 100 teftiş yapılırken İmamoğlu döneminde 1030 teftiş yapıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Pandemi dönemi İBB'nin zor durumdakiler için topladığı bağış kampanyasına yasak geldi, banka hesabına bloke koyuldu. Bağımsız yargı mıydı?
Galata Kulesi, Gülhane Parkı'nın arka bahçesi, Gezi parkı, daha bir sürü yer İBB'den alınıp bakanlıklara ve vakıflara verildi. Bağımsız yargı mıydı?
Her şeyi hazır metro projeleri senelerce imzada bekletildi. Bağımsız yargı mıydı?
Tüm kamu kurumları Hamidiye Su alırken, İBB muhalefete geçince ambargo uygulandı. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu ikinci kez aday olduğunda 17 bakan işini gücünü tamamen bırakıp İstanbul'da yatmaya başladı. Tüm kamu kaynakları rakibinin kampanyasına kullanıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Kent lokantasını beğendi diye gurmeye bile inceleme başlatıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Sahillerdeki kaçak kafeler yıkılırken kolluk kuvvetleri önüne siper edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Bir 'ahmak' lafı yüzünden siyasi yasak istendi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'nun 35 yıl önce aldığı, daha önce de şikayet edilen ve üniversiteden 'usule uygundur' kararı çıkmış diploması baskıyla iptal edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Yıllardır hiç akıllara gelmeyen 'SGK borçları' belediyelerin neredeyse hepsini muhalefet alınca akla geldi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'na açılan her soruşturmada 8 bin bilirkişi arasından ne hikmetse hep aynı ismin atandığı ortaya çıktı. İmamoğlu bunu söyledi diye bir dava daha açıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Gelin "İmamoğlu oy oranı sürekli arttığı için, kimle ittifak yaparsak yapalım yenmemiz zor göründüğü için, iktidarımızın devamına büyük tehdit olarak gördüğümüz için tutuklandı" deyin. Bağımsız yargı masalı anlatarak komik duruma düşmekten de her gün ne uydursak diye düşünmekten de kurtulun. Yaptığınız darbeye sahip çıkın.
Myanmar'daki 7.7'lik deprem, en büyük ikinci şehir olan Mandalay'dan sadece 17 kilometre uzakta, yerin sadece 10 kilometre altında yaşandı.
Deprem öylesine şiddetliydi ki 1000 kilometre ötedeki Bangkok'ta bir inşaatı yıktı.
Şimdilik 700 kişi öldü, sayının artması bekleniyor.
bugün Beyazıt’ta gözaltına alınmak üzere ablukaya alınan öğrenciler, Özgür Çelik’in gelip ablukanın içine girerek Valiyi aramasıyla tahliye edildi. Milletvekillerine ve partilere düşen görev nedir diye sıkça tartışılıyor, tam da budur. siz öğrenciye siper olmak zorundasınız.
Yahu senin tv kanalı olarak yayın politikan varsa, benim de izleyici olarak izleme politikam var, tüketici olarak tüketim politikam var. Boykot zor kullanma değil, tercihlerini şekillendirmek demek. Bunun tartışılması bile kitlelerin ne düzeyde apolitikleştirildiğinin göstergesi.
Hükümet meseleye tamamen kitabi yaklaşıyor. Propaganda kendi kontrollerinde “bizlik bir şey yok birbirlerini ihbar etmişler”le başladı, tutmadı, üstlenmek zorunda kaldılar, dosyada “neler neler var” dediler, ifadeleri sızdırdılar dosyaların boş olduğu ortaya çıktı, kitle büyümez iki-üç güne dağılır diye düşündüler, daha da büyüdü. Şimdi sert müdahale, şafak operasyonuyla toplu gözaltı ve tutuklama yapılırsa sinerler gibi bir teze güveniyorlar ama kitapta yazanla gerçekte yaşananın aynı olduğu pek az görülmüştür.
Bu yöntemler Gezi gibi insanların hala sistemle kısmi duygusal bağ yaşamaya devam ettikleri dönemlerde belki işe yarayabilir. Ama insanlara tek siyaset yapma yolu olarak sandığı gösterip geri kalan siyaset yapma biçimlerini yasakladıktan sonra sandığı da ellerinden alırsanız insanlar mevcut sistemden radikal bir kopuş yaşarlar. Dolayısıyla bu yöntemlerin böylesi dönemlerde işe yaramaması gayet olası. Geri adım atmaktan imtina ettikçe bi bakmışsınız ülkede yaşayan insanların yarısını açıkça düşman ilan etmek zorunda kalmışsınız.