Parti üyemiz Elif Önder derhal serbest bırakılsın!
NATO’ya karşı çıkmak suç değildir, Trump ve benzerlerinin ülkemize gelmesini istememek en doğal yurttaşlık hakkıdır. Anayasal haklarını kullanan yurttaşlara dönük keyfi ve gayrimeşru uygulamalara derhal son verilmelidir.
Kabe'de Hacılar ne diyor bilmiyorum ama araştırmalar Türkiye'de üç çocuktan biri okula aç gidiyor diyor.
Bir de Google bu bakanın çocuğu Charles de Gaulle Fransız Lisesi’nde okuyor diyor!
Bu haftalardır paylaşılan distopik manzaranın sahibi ucu bucağı olmayan bir servetin sahibi, AKP'den aldığı ihaleler sınırsız, şimdilerde pek hatırlanmasa da zamanında "beşli çete"den biri olarak anılan Makyol inşaat. İhale milyar dolara alındı 10 yılda yapıldı, 3 yıl bile kullanılamadı. Görsel güzel, kullanışlı ama kamu zararının kaç milyon emekli maaşına tekabül ettiğini soran yok, bilen de yok.
Bugün chp'nin yanında durmak sizi partili yapmaz; manifest kızlarını savunmak sizi grubun fanı yapmaz, gözaltılara karşı gelmek sizi devlet düşmanı yapmaz; bunlar sizi gören göz, konuşan dil, susmayan vicdan yapar. Hak, hukuk, adalet istemek suç değildir.
Depremden iki ay sonra, isimsiz bir mezarı güçlükle açtırıp ablamın kendi kıyafetleriyle, kefensiz gömüldüğünü öğrendiğimde sevinç çığlıklarıyla ağladım. çünkü bir beden bulmak, yitirilenlerin en azından bir izine tutunmaktı.
Biz, Adıyaman’ın küçük bir mahallesinde, sokak aralarında büyüdük. Aramızda bir yaş vardı. Yemekler yerde, yataklar kömür sobasının başında. İkimiz de hayat mücadelesinin her türlüsüne dâhil olduk: ben halı yıkamadan kayısı işçiliğine kadar onlarca işte, o ise call center’dan giyim mağazasına uzanan bir zincirde çalıştı durdu.
Bilime ve aydınlığa ulaşmak için ödenebilecek bedellerin çoğunu ödedik; o ise bir kadın olarak, benim ödediklerimin kat kat fazlasını.
Ama onun bedeni, bir çöp torbasına bile konulmadan bir çukura bırakıldı. DNA’sı alınmadı, adı bir taşın yüzeyine bile kazınmadı. Bu, bir istisna değil, sınıfsaldır.
Üzülerek söylemeliyim, ir kişi bile istifa etmedi. Ya da biz ettiremedik.
Ama Ayşegül unutulmayacak. Onun mücadelesi ve hikâyesi, hayallerine ulaşması engellenen bütün kız çocuklarına, bütün kadınlara akacak.
Avusturya Bilimler Akademisi IQOQI'den aldığım 2024 yılı en iyi doktora tezi ödülü dediğim gibi Ayşegül adına depremzede bir kadın öğrenciye burs olarak verilecek.
Her sene bu bursu bir şekilde devam ettireceğim, umarım öyle ya da böyle ama bir şekilde.
Biz onunla her zaman her şeyin yarısını paylaşırdık. Ben ise iki buçuk yıldır, her gün onun payını çalıyormuşum gibi hissediyorum.
Ablam, babam, nenem, amcalarım, halalarım…
Benim yedi ceset torbası alacağım var.
“En azından sevdiklerimizin cesedini bulduk” dediğinizde, politikanın ve kültürün sınırlarının dışına çıkarsınız. Hayatta kalmış gibi görünürsünüz ama aslında araftasınızdır. Çünkü artık yaşam, ölümün içinde kıvrılan bir çizgiden başka bir şey değildir.
Not: ismini vermek istemek bir hocamızdan 10bin TL destek geldi. burs 60 bin TL oldu.
Ayşegül Karlı, 6 Şubat 2023 depreminde enkaz altında kaldı. Çevredekiler tarafından enkazdan çıkarılıp yaralı hâlde ambulansa verilen Ayşegül Karlı'nın cesedi kayboldu ve yaklaşık iki ay sonra, Adıyaman mezarlığında DNA’sı alınmadan, isimsiz bir mezarda gömülmüş olarak bulundu.
Ayşegül'ün hayali bir akademisyen olmaktı. Ölmeden birkaç hafta önce yüksek lisans tezini bitirmişti ve kısa bir süre sonra savunmaya girecekti. Onun eğitimi yarım kaldı.
Hayallerine ulaşmaya çalışırken zorluk çeken başka Ayşegül’lerin eğitimlerine destek olunması amacıyla, Avusturya Bilimler Akademisi IQOQI tarafından Yusuf Karlı’ya 2024 yılı “Kuantum Fiziği Üzerine En İyi Doktora Tezi” ödülü olarak verilen bu para, ablası Ayşegül’ün anısına, depremzede bir kadın öğrenciye bağışlanacaktır.
Ayşegül anısına.
Başvuru: https://t.co/hJrlImcUJq
Ali Yıldırım, BTK yöneticisi adına, kendi fotoğrafını içeren sahte kimlik düzenleyip e-imza çıkardı.
Aytül Çiçekli Dursun, Atatürk Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği’nden sahte mezun oldu.
Ahmet Dalan, aynı bölümden sahte mezuniyet işlemi yaptırdı, e-imza kullanımı tespit edildi.
Ahmet Ruşen Uçar, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde not ortalamasını 1.29’dan 3.29’a sahte e-imzayla çıkardı.
Ali Öpöz, sahte e-imza için EFT ödemesi yaptığı dekontla belgelendi.
İşte isim isim sahte diplomalılar:
Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu (Padişah Abdülhamit'in torunu. İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu gibi gösterildi.
Adnan Taşdemir, Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden sahte mezuniyet aldı, sahte e-imza kullandı.
Saraçhane’de gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 13 arkadaşımız hakkında yapılan tutukluluğa itiraz başvurusu reddedilmiş; ayrıca dosyaların içeriğinde tutuklamayı gerektirecek somut delil bulunmamasına rağmen, tensip zaptı uyarınca resen tahliye de uygulanmamıştır.
Arkadaşlarımızdan birinin okul bursu yanmak üzere, sınavlarını veremediği için sene tekrarı yapmak durumunda kalacak. Bursuyla ilgili tarafıma kimse ulaşmadı, ödeme sağlayamadık.
Miktar: 65.278₺
Bizden çaldığınız her bir dakikanın hesabını soracağız. #13GenceÖzgürlük
Aile egitimi görmemiş okulda öğretmenini dinlememiş iki tane eğitimsiz serseri bugün parkta oyun oynayan 6,5 yaşındaki bir çocuğu defalarca yerden yere vurarak beyin kanaması geçirip ölümüne sebep oldular. Bu çocuklara mahkeme tarafından verilen ceza yurt dışına çıkış yasagı ve adli kontrol şartıyla serbest kalması oldu…
Şişli'de bulunan evime gitmeye çalışırken polis tarafından gözaltına alınıyordum, fotoğrafta köşede bulunan kebapçıya zorla sokmaya çalıştılar. "Burası emniyet değil kamu binası değil beni niye buraya sokuyorsunuz" itirazım üzerine ve direnmemle tehdit ederek serbest bıraktılar.
Erdoğan'ın Pınarhisar Cezaevi'ndeki "iletişim ağı"
Erdoğan hakkında karar kesinleşince 4 ay 10 gün süreyle Pınarhisar Cezaevi'nde kaldı.
Hasan Yeşildağ önceden gidip cezaevini gezer. Kendilerine tahsis edilen koğuşu bir güzel temizletir. Duvarları kağıt kaplatır, zemine, boydan boya halı döşetir. Elektrik ve sıhhi tesisatı yeniler. Sıcak su temini için şofben taktırır. Koğuşun bahçeye ve koridora açılan kapılarını boyatıp yalnızca içeriden açılabilen ilave sürgüler yaptırır. Çatıya manyetik bariyerler, bahçeye elektronik sensörler yerleştirir. Gerekli gördüğü kör noktalara kamera sistemi kurdurur.
Derin donduruculu büyük boy bir buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, toplantı ve çalışma masaları, deri koltuklar, oturma grupları ve büyük ekran bir televizyonla, kalacakları koğuşu ve cezaevi kütüphanesini bir çalışma alanına dönüştürürler.
Yakınlarına göre Erdoğan burada tam 30 bin kişiyle görüşür.
Bahsettikleri "vesayet düzeni"nde bir tutuklu bile değil, hükümlünün infaz koşulları bunlar.
Şimdi kendi düzenlerinde yok "iletişim kurmuşlar", yok "avukatları aracılığıyla haberleşmişler" diye insanların temel haklarını engellemeye çalışıyorlar.
bir göçmen işçiyi diri diri yakarak öldüren maden ocağı sahipleri 3 ay sonra tahliye olacak. sorun yetişkin olarak yargılanmaksa yetişkin olarak yargılandılar.