Değişimi hissettirmemek. Gerekli olduğuna inandırmak. Hatta istemenizi sağlamak.
Çocuklarınız, o korktuğunuz geleceğin gerçekleşmesi için eylem yapacak.
Ani değişim tarihleri pompala. Şimdilik 2030. Doğal olarak gerçekleşmesin. Reset işinin komplo teorisi olduğuna inandır. Dikkatleri yavaş değişimden çek.
Win.
dunyadaki herkes derdini yazip bir kutuya atsa, baskasinin derdini cekme riskini alir miydiniz diye bi soru cikti karsima asiri iyi soru bir sure bunu dusunecegim
SubhanAllah… today the Ustadh asked a question that made the entire class freeze:
“Who are you in the story of Musa and Khidr?”
Naturally, we all thought the answer was Musa. It wasn’t. What he said next completely shattered my perspective on surah kahf
Ben bir erkeğim ama her sabah metroda kadınların ne yaşadığını görüyorum ve sessiz kalmak istemiyorum. 07.30-09.30 arası metro öyle kalabalık ki kadınlar istemedikleri temaslara maruz kalıyor. Eşim, kız kardeşim, iş arkadaşlarım her gün aynı rahatsızlığı yaşıyor. Bu konfor değil güvenlik meselesi. Dünyada çözümü olan bir konu bu: Japonya, Hindistan, Mısır, İran, Brezilya, Meksika, Endonezya, Filipinler, Malezya ve BAE gibi ülkelerde kadın vagonu uygulaması var ve Japonya'da bu uygulama taciz vakaları artınca başlatıldı. Hatta Kazakistan 1 Ekim'den itibaren Almatı-Taşkent hattında da başlatıyor. Türkiye'de de Bursa'da pembe yolculuk, Malatya'da pembe trambüs denendi. İstanbul'da da pilot olarak denenebilir. Gerekirse adı ayrımcılık densin, ama kadınlar güvenli yolculuk etsin. İBB'den acil adım bekliyoruz. Kimse kimsenin nefesini çekmek zorunda kalmamalı… —Emre Valez
Modern hisler, Liberosis:
“Her şeyi bu kadar derinlemesine önemsemekten yorulup hayatı daha hafif yaşama arzusu. Her ayrıntıyı zihinde taşımayı bırakma isteği”
“Tanrım, beni düşüncelerimden kurtar” Wittgenstein
Yazılanların ortak bir noktası var. Hepsi ‘olmamış’ şeyler üzerine. Ai yeni bir şey üretmesi istendiğinde sahip olduğu bilginin tersini oluşturmaktan ileriye gidemiyor. Yani aslında yeni bir şey üretemiyor.
‘Hepsi bir araya gelseler bile bir sinek dahi yaratamazlar’
İnsanın otobüste önünde oturan no joke dünyanın en herhangi taş çatlasa 4/10 bir bayanın 5 6 dm arasında döndüğünü görünce, sadece gülümseyesi geliyo. Biz zoraki yalnız öleceğiz gibi.
📢 İlyas Salman:
🔸 "Ertesi gün defnetmeye gittik Kemal Sunal'ı."
🔸 "Gazetecinin bir tanesi sordu bana, dedi ki: 'Ne düşünüyorsun?' dedi."
🔸 "'Ne diyebilirim ki, çocuklarımızın oyuncağı kırıldı' dedim."
🔸 "Suratı kıyamet görmüş şeytanın suratına döndü."
🔸 "Dedi ki: 'Sen dedi koskoca Kemal Sunal'ı oyuncak gibi mi görüyorsun?' dedi."
🔸 "'Sen hiç evlat sahibi oldun mu?' dedim gazeteciye, 'Yok' dedi."
🔸 "'Evlat sahibi olsaydın' dedim, 'benim söylediğimi anlardın.'"
🔸 "'Bazen çocukların gözünde oyuncaklar annesinden babasından daha kıymetlidir.'"
🔸 "'Yoksa ben Kemal Sunal'ı oyuncak gibi görecek kadar alçak mıyım?'"
a
İsmet özel’in sözü belki en güzel söz değildir. Ama onun dediğini reddedenler bize daha iyi bir teklif getirmedi.
Yaptıkları itirazların modern dünyada bizi köle edecek, hak ambalajına bürünmüş batıllar olduğunu farketmeyen herkes ona düşman
İsmet Özel meselesi, bizim camianın yediği goldür diye düşünüyorum.
İsmet Özel, normal şartlarda felsefe yapan, aklı merkeze alan ve ırkçılığını “Türk kelimesini sizin anladığınızdan farklı bir mânada kullanıyorum” sözünün arkasına saklayan bir şairdir. Bu arkadaşın bizim camiamızdan görülmesini gerektiren aslında hiçbir şey yoktur. “Türk eşittir İslam” demesi ise ırkçılığına yalnızca daha estetik bir kılıf oluşturmuştur.
Bu adamın Türk-Kürt meselesine bakışı bizimki gibi değildir. Suriye ve Esed politikası bizimki gibi değildir. Üst çatı olarak İslâm ve Müslümanlık anlayışı da bizimki gibi değildir.
Yahudilerin kendilerine gelen mesajı İsrailoğullarının üstünlüğü anlayışına indirgeyip dini bu merkeze oturtanların yaptığı gibi, İsmet Özel de dini Türk kavramı etrafında şekillendirmiş; bunu yaparken sergilediği demagoji ustalığı sebebiyle, söylediği saçmalıklar dahi “ne kadar zeki” övgüleriyle karşılanmıştır.
İşin daha acı tarafı ise şudur: Her yanı ve her hâliyle şeriata muhalif olan sözlerine, anlayışına ve usulüne rağmen, her meseleye dinî duygularının merkezinden bakan kardeşlerimiz bu meseleye de aynı şekilde yaklaştılar.
Böylece anlamayan biz olduk; kendileri “çok üstün bir akıl” sahibi oldukları için anlayan ve fehme varan da onlar oldular.(!)
.. programda hikaye anlatılırken kelime seçimindeki ekstra dikkat ve yandaki kadının ‘ben de korkardım’ diyerek onlardan daha çok musevi olduğunu belli etme çabasından da medyanın nasıl bir şey olduğunu..
Tek bir hikayede millet, devlet ve medya üçlüsünün muhteviyatını anlayabilirsiniz;
Yahudi kadının önce polisi değil kendi hahambaşını araması nasıl bir millet içerisinde yaşadığımızı,
polisin che gördüğüne sevinmesi nasıl bir devlete sahip olduğumuzu..
Gelmiş geçmiş çekilmiş en iyi zikir sahnesi. 🎬Takva
Bu sahnenin provalarının yapıldığı eve ihbar üzerine polis gelir, kapıyı Güven Kıraç açar.
Arkada Che posteri vardır, polis der ki: “Hayatımda İlk defa Che’yi gördüğüme sevindim”