Şok olacaksınız ama Öncü Burçlar (Koç, Yengeç, Terazi, Oğlak) için…
aylardır süren o iç ses karmaşası, hangi yöne gideceğini bilememe hali, haziran boyunca tuhaf bir enerjiyle dağılıyor. bir gece ansızın, belki uykunuzda, belki yıldızlara bakarken bir anda zihninizde her şey yerine oturuyor. o ana kadar bir sis perdesi arkasından bakıyormuşsunuz gibi. ne yapacağınız, kiminle yürüyeceğiniz, hangi kapının kapanıp hangi kapının açılacağı... hepsi belirginleşiyor.
bu bir uyanış gibi. yeterince görülmediğini düşünen o ruhlarınız, birden kendini evrenin en geniş sahnesinde buluyor. artık kimin ne düşündüğü umurunuzda değil, çünkü kendi gerçeğinizin ışığı öyle güçlü yanıyor ki, başkalarının gölgeleri sadece birer illüzyon. bu netlik size huzur veriyor, yıllardır aradığınız o ferahlığı getiriyor.
içinizdeki o cesur öncü ruh, şimdi ne yapması gerektiğini biliyor. tereddütler eriyor, kararsızlıklar birer toz bulutu gibi dağılıyor. bu sadece bir "aydınlanma" değil, aynı zamanda bir "kabul ediş". kendi gücünüz��, kendi yolunuzu kabul ediş. o içsel çatışma bitti.
artık gölgenizle dans etmek yerine, onunla barıştınız. bu yeni enerjiyle adım attığınız her yer, sizin için kutsal bir toprak. bu hissi kalbinizde taşıyın, ona sarılın.
Yengeç burcu denildiğinde çoğu kişinin aklına şefkat, empati ve koruyuculuk geliyor ancak bu burcun gölge yönü sanıldığından çok daha sert.
Genelde incindiğinde saldırmaz; geri çekilir. Ama bu bir kaçış değil bilinçli bir duygusal sürgündür. Karşısındakini sevgiden, ilgiden ve şefkatten mahrum bırakır. Çünkü Yengeç'in gölgesinde "acı vermek" duyguyu tamamen kesmekle olur. Verdiğini alır. Nereden vuracağını da çok iyi bilir.
Şunu da unutmamak gerek ki Yengeç’in hafızası güçlüdür. Yaşanan hiçbir şeyi gerçekten unutulmaz; sadece içsel bir arşive kaldırır. Ve onun sınırlarını ihlal ettiğinizde bu arşiv anında açılır.
Yengeç'in ışığı şifadır.
Ama gölgesi, sevgiyi geri çekerek verilen en ağır cezadır.
Ne olmasını bekliyorlar adım atmak için!
Gün geçmiyor ki bir evlat yitip gitmesin.
Ocaklarına düşüyor alev. Acıyı hissettiğini düşünen bizler bile hayatlarımıza dönüyoruz. Geriye ‘hane’nin acısı kalıyor.
Verilen sözler, geçen günler, aylar…
Bir evladı daha yitirdik dün.
Mattia Ahmet’e yönelen saldırının üzerinden ise neredeyse bir yıl geçti.
Samimiyetle, çok yönlü adımlar atılsa, inanın etkileri adım adım görülürdü.
“Saf kötülük”, evlatları katlediyor. Yetmiyor, zerre pişmanlık yaşamadan, hatta dün Hakan Çakır evladın duruşmasında olduğu gibi, katiller kahramanlaştırılarak kuşatıyorlar çevremizi.
İnanın, bu memleketin en büyük sıkıntılarından biri bu. Birkaç kuşağı, geleceğimizi yitiriyoruz.
günler, haftalar, aylar geçecek…iyi rüzgar alan bir balkon köşesinde, neyi başarıp başaramadığımı umursamayan insanlarla birlikte gülüp eğleneceğim. öyle ki, beni ilk defa görenler hayatımda hiç mutsuz olmadım sanacak.