İftira atarken, eleştirirken ne devlet kurumu ne cemaat ne hayır kurumu bırakanların, namuslu insanları zan altında bırakanların kurduğu tek organizasyon güm diye patlamış. Trajikomik.
Yardımı biz yaptık ama onlar başkaları yaptı sandı sandıktan onu anladık deyip 1şişe suyu bile başa kakanların 5kuruş haram paralarının bile halkın boğazından geçmemiş olması ibretlik
#SONDAKİKA Gözaltına alınan Haluk Levent'in son 6 yılda 990 milyon liralık bahis oynadığı tespit edildi. (Burak Doğan)
• Oynadığı bahislerde 390.000.000 TL kaybettiği bildirildi.
• AHBAP hesabından asistanının hesabına 120.000.000 TL para aktardığı belirtildi.
2. Korkunç PR teklifleri: Bazı pr videolarında dans etmeleri için mikro influencerların bir kısmına davet gidiyor ve video başına ayrılan bütçe neredeyse bir asgari ücret. Bana gelen son reklam teklifi tam 800 influencera birden yapılmıştı. Şimdi bunu bir düşünelim.+
1. Yayın açmıyorum: Uygulama devamlı olarak insanları, özellikle de kadın kullanıcıları canlı yayın açmaya yönlendiriyor evli barklı insanların niye bütün gün evlerinde canlı yayın açtığını anlayın.+
Sistemin gençleri nasıl satın aldığı üzerine bahsetmek istiyorum biraz. Biliyorsunuz ki bir süredir TikTok’ta genç kızların içini ısıtacak İslami içerikler paylaşıyorum, her gün DM'den onlarca mesaj alıyorum. Ve para kazanma özelliğim açık olmasına rağmen para kazanmıyorum neden?
@ahmetunluysafak@NureddinNebati bey döneminde bu iş olacaktı, bürokratımsı tipler engel oldular, şimdi bakın bakalım o dönemki maliye bürokratımsıları hangi koltukları kaptı.
@ahmetunluysafak@memetsimsek te bu işte samimi olmadı, müfettişleri aptal saptal bürokratlara yem etti, bu bürokratımsılar da müfettişleri asgari ücret emekli vs diyerek sosyal medya şaklabanlarına linç ettirdiler, itibar suikastı yaptırdılar..
@ahmetunluysafak Abdülhamit Güler denen tip o makamda olduğu sürece zor bu işler.. Herkes olur verse bile bu çok möhim (!) şahıs onay vermiyor, sistem tıkanıyor. Hükümet düzenleme yapmak isteyince yapıyor, ama müfettişler olunca ortaya 40 tane baş (!) çıkıyor, herkesin onaylanması isteniyor..
Şerefli Türk milletinin canıyla, kanıyla durdurduğu FETÖ’nün 15 temmuz darbe girişimine her kim “tiyatro” diyorsa;
-Namussuzdur
-Şerefsizdir
-Alçaktır
-Vatan hainidir
-FETÖ’cüdür…
-FETÖ işbirlikçisidir
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Burada bu eyleme imza atan öğrenci, öğretim üyesi ve yönetici kadronun tamamı suç işledi.
Normal şartlarda, bu ırkçı ve islamofobik tavrın sicillerine kadar işlenmesi gerekir. Meslek hayatlarına kadar etkilemesi ve onları takip etmesi doğal olandır.
Ancak Türkiye’de henüz bu demokratik kültür oluşmadı. Uzun yıllar devlet düzeyinde Müslümanlara dönük hak gaspı o kadar yıpratıcı boyuttaydı ki toplumsal zemindeki arızalar regüle edilemedi. Sıra gelmedi.
Burada Yeditepe Üniversitesi Rektörlüğü ve YÖK tavır almalı. Hem ilkesel hem hukuki pozisyonunu açıklamalı. Bu toplumsal meseledir. Siyasetten irade beklentisi kolaycılıktır. Risk almamaktır. Sorumluluktan kaçmaktır.
@YeditepeUni@YuksekogretimK@erolozvar
Bazı sınıf arkadaşlarımız özelden yazdılar şimdi. Mezuniyet sahnesinde ayetli pankartımın önünün kapatılmasından haberleri olmadığını, hocalar tarafından “fotoğraf çekimi bahanesiyle” sahnenin önüne çağrıldıklarını, kalabalıktan dolayı böyle bir kortej oluşturulmaya çalışıldığının farkına varamadıklarını ifade ediyorlar.
Özetle; dekan ve diğer hocaların çağrısıyla taşıdığım ayet pankartının önünün kapatıldığını ve bu rezillik için kendilerinin de rızaları olmaksızın kullanıldıklarını anlatıyorlar.
Bazı öğrencilerin, dekan ve diğer hocalarla işbirliği yaparak kastılı şekilde bu korteji oluştururken, bazı öğrencilerin ise rızaları alınmaksızın bu edepsizliğe alet edildiği ortaya çıktı.
Takdir kamuoyunun…
Bu şaşkınlara sormak gerekir;
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ayet mealinin nasıl bir sakıncası vardı ki, etten ibaret olan varlıklarınızla gizlemeye çalıştınız?
Şaşkın, azgın ve zavallılar. Allah sizlere öyle bir iman nasip etsin ki, bu aymazlığınız için her gün pişman olasınız
🔴 İstanbul Yeditepe Üniversitesi mezuniyet töreninde Kur'an-ı Kerim ayeti yazılı pankart açmak isteyen öğrenci, rektörlüğün de yönlendirmesiyle bazı öğrenciler tarafından engellendi.
Pankartın önüne geçen bir grup öğrenci, pankartın görünmesini engelledi.