Daha bir deprem bitmeden bir diğeri başlıyor o da bitmeden bir sonraki konuşuluyor!
Yeter!!
İstanbul depremi!
İnsan, 1 kere ölür. Biz 1000 kere ölüyoruz, şu bitik psikolojide,şu çaresizlikte.
Ne olacak?5 günde 3 milyon bina depreme dayanıklı hale mi gelecek?
Anladık!
Öleceğiz
Ne yapalım? Yatağımızın yanına düdük, su, şeker koymaktan başka ne yapabiliriz? Sokakta mı yatalım mesela? Evleri terk mi edelim? Topluca göç mü edelim? Corona zamanında bizler virüs de virüs derken insanlar neler hissetmiş daha iyi anladım! Bir sonraki pandemide susarım arkadaş!
Yine tabağınızdaki yemeğin yağına ekmek banarak yersiniz ama o yağın bir damlası bile elbisenizin üzerine damlasa o yağ artık bir pislik olur sizin için."
"Ve hayatın her alanında
bir kimse bulunmaması gereken bir yerde bulunuyorsa eğer, unutmayın ki o da bir pisliktir.
Alıntı
Sadece sana yapılan kötülükler değil;
yapılmayan iyilikler,
Varken verilmeyen imkanlar da acı verir ve kendini değersiz hissetmene neden olur.
“Zarar vermedim” yeterli bir cümle değil.
Sorumluluğunun olduğu yer
Faydan yoksa da zarar vermiş sayılırsın.
Sıkıntı çıkmasın diye alttan almalar, aman kırılmasın diye kendini hırpalamalar, kaybetmemek uğruna içine atmalar, nasıl olsa anlamaz diyerek susmalar..
..kaçtığımız her çatışma, yapamadığımız her konuşma, veremediğimiz her tepki bize hastalık olarak geri döner.
Hayal eder ve inanırsanız mutlaka gerçekleştirirsiniz, zorluklar sizi asla yolunuzdan döndüremez. Moliere'nin dediği gibi "Güçlükler başarının değerini arttıran süslerdir."
Geçmişle hesabı kapatmak,
Değişmeyeni kabullenip,
Zarar verene mesafeyi koymak,
Haksız eleştiriyi duymamak ve gerçek sevenleri asla bırakmamak.
Olgunlaşmak işte.