kadın olmak başlı başına bir ihtilaldir. her gün bir zihni fethedip varlığını olduğu gibi kabul ettirmekle geçen, seni etten oluşmuş bir dekolte olarak görme eğilimindeki ahmaklara sınırlarını bildirmekle devam eden, gündelik ama sonsuza kadar süren bir ihtilal. bir nevi direniş.
Kadınların toplumda en ön sıralarda söz sahibi olması aşırı pozitif geliyor bana. Başsavcımızı tebrik eder devlet yapısında ağırlıklarının ve sayılarının daha fazla olmasını görmek isteriz
"Cinsel ilişkiyi reddetmek erkekte elem ve öfke" yaratır diyerek cinsel ilişkiye gitmemeyi haksız tahrik sayıp katil erkeğe ceza indirimi verilmesi Yargıtay tarafından onanmış. Kadınların bedenleri, iradeleri sadece kadınlara aittir, Yargıtay açıkça tecavüzü normalleştirmiştir.
Korkunç bir karar,ülkenin bütün kadınlarının ayağa kalkması lazım,ilk defa karşılaştığı bir adamla cinsel ilişkiyi reddettiği için öldürülen gencecik bir kızın katiline gururu kırıldığı için ceza indirimi verilmiş.Bu karara imza atanların tümü yargılanmalı,artık dayanamıyoruz.
“Cinayetin cinsiyeti mi olur” diye düşünenler için, İtalya’da şu an son onay bekleyen bu kanunda “Kadın cinayeti” şöyle tanımlanmış:
“Bir kadının ölümüne neden olan kişi, bu eylemi kadın olduğu için ayrımcılık veya nefret eylemi olarak işlendiğinde veya kadın duygusal bir ilişki kurmayı veya sürdürmeyi reddetmesi sebebiyle veya kadın konumu nedeniyle dayatılan ya da talep edilen bir boyun eğdirmeye veya başka bir şekilde bireysel özgürlüklerinin sınırlandırılmasına boyun eğdirilmesine karşı koyduğu için işlenirse ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılır”
Özetle “Kadın konumu sebebiyle maruz kalması” temel alınmış. “Irkçılık” ve “Nefret” nasıl ayrı bir motivasyon olarak değerlendiriliyorsa, cinsiyeti sebebiyle istifade edilmek amacıyla yapılan zorbalığa karşı koyduğu takdirde göreceği zarar, bu kanun kapsamında değerlendirilecek.
https://t.co/tNcguF3G6h
https://t.co/6FtUo4IXIk
@enesydiz Bazı polislerin numaraları yok ve halkın polisi olmaktan çok uzaklar. Kendi adamlarını polis üniforması ile meydanlara saldıklarını düşünüyorum artık.
Türkiye'nin bu sene en çok dinlenilen şarkısı Cıstak olmuş. ''Aldım marka, bakmıyo'm faturasına, Adı Katarina, verdim tam arasına'' gibi sözleriyle ve de ''Tanıştım Bebek'te, adı Natasha, Dedim, "Uzatma bebek, yat aşa'" gibi söylemleriyle kalpleri fethetmiş bu şarkı:)
Kadın bedenin aşağılandığı, para, marka ve birşeyler tüttürmenin en fiyakalı ve havalı şey olarak gösterildiği bu şarkılar çok dinleniyorlar evet. Nakaratında ''Hadi cıstak, cıstak, cıstak, Manitalar ıslak, ıslak, ıslak...'' diye eşlik ediyor herkes. Kabul etmeliyiz ki bu bizim kültürümüzün bir parçası oldu evet. Gittikçe materyalistleşen ve kadını içine girip çıkılacak bir aparattan ibaret gören bir yanımız var. Ama yılmak yok.
Bu şarkıların alıcısı ne kadar çok olsa da, biz de bunun ataerkil ayrımcılığın, maddeye tapınma dürtüsünün bir yansıması ve pekiştiricisi olduğunu anlatmaya ve eleştirme hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz. Elbette ki bir gün dinleyiciler, ben gerçekten ne dinliyorum ve bu şekilde neye alet oluyorum diye düşünecekler. Müzik ruhun gıdasıdır. Ama bazen gıda zehirlenmesi de olur.
1- Güney Kore’de kadınlar ve çocuklar günlerdir sesini farklı ülkelerde duyurmak istiyorlar. Çünkü kendilerinin başına gelen şeyi başka kadınlar yaşamasın istiyorlar. Çünkü kendilerinin başına gelenlere yerel medya ve hükümet sessiz.
Hep uyardığımız konu artık gündemde! 🔽🔽
güney korede radikal feminizmin yükselişi a thread:
radikal feminizmden önce korede kadının değeri hakkında birkaç şeye değinip aslında oldukça uzun bir flood yapacağım.
koredeki feminizmin tarihi elbette çok daha önceye dayanıyor. güney korede kadınlara oy kullanma hakkı
#ArtificialIntelligence her geçen gün bir yenilikle karşımıza çıkıyor. Artık bir sohbet arkadaşı da olacak belli ki, duygusal tepkiler vererek konuşması ise çarpıcı bir yenilik. Bir robotla konuşuyor gibi hissetmeyeceğiz anlaşılan. Peki ya bu hızlı gelişmelere ayak uydurabilecek miyiz? Biliyoruzki hâli hazırda ki eğitim sistemimiz istihdam ile uyumlu değil, bunun sonucunda bir sürü eğitimli insan alanları dışında çalışıyor. Peki ya devreye robotlar ve yapay zeka da girince ne olacak? Eğitim sistemi ve kamu politikalarımız bu gelişmelerin getireceği yeniliklere hazır mı? Bugün ilk okula başlayan çocuklarımız için 10 yıl sonra liseye başladığında, üniversiteye gittiğinde yapay zeka ile uyumlu meslek alanlarında eğitim almış olacaklar mı? Peki ya işsizlik oranları baş edemeyecek boyutlara gelirse ne olacak. Mutfakta yemek yapan, hamur yoğuran robotlar bile var, robot garsonlar çoktan piyasaya çıktı yavaş yavaş hayata adapte ediliyorlar. Dünya savaşları vs yaşanır mı bilmiyoruz ama dünyada büyük bir teknolojik devrim geliyor ve bu sandığımızdan daha hızlı gelecek. Sanayi devrimi yavaş gelismesine rağmen dünya sisteminde büyük değişim ve krizler yarattı. Teknoloji devrimi ise çok daha hızlı yaşanıyor. Acil aksiyon alınması ve uzun vadeli planlamalar yapılması gerekiyor ki eminim bu planlar bile yeterli olmayacaktır. Kusursuz bir plan koymak mümkün değil ama mümkün olabileceğince en iyisini yapmak için herkes taşın altına elini koyması gerekir.