Bilgi Üniversitesi tekrar açıldığına göre bize de anı olarak koskoca ülkenin Erdoğan’ın elinde oyuncak haline geldiği, tek bir imzayla her şeyin bir anda değişebileceği gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmiş olmak kaldı.
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
Zafer Açıkgözoğlu Çapa Tıp Fakültesinde taşeron işçisiydi.
asıl işi olmamasına rağmen zorla lağım temizlettirildi, buna bağlı gelişen enfeksiyon ve karaciğer yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. “biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. hayatınıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz. benden önce her sene ölen 1500 işçi gibi.” demişti. unutmuyoruz, hatırlatıyoruz.
Trabzon'un Of ilçesinde 17 yıl önce kaybolan 9 yaşındaki Yusuf Kazdal’ın babası:
▪︎ Oğlum Yusuf, 2009 yılında saat 10.00 sıralarında annesine dışarı çıkacağını söylemiş. Annesi de ondan çöpü atmasını istemiş. O da çöpü almış çıkmış, ben de inşaatta çalışıyordum. Öğle yemeğine eve geldim. Eşim Yusuf’un eve gelmediğini söyledi. Ben de 'Çocuktur, gelir' dedim. İşe geri döndüm keşke dönmeseydim.
▪︎ Akşam eve geldiğimde Yusuf hala yoktu. Yusuf’u aramaya başladık. Nerelere gittiğini arkadaşlarına sorduk. Onlar da saat 14.30’da Yusuf’un eve gitmek için yanlarından ayrıldığını söyledi. Saat 19.00’larda marketin önünde bir arkadaşım onu görmüş. Belediyeye ilan verdim.
▪︎ O zamanlar bir subay vardı. Sabah olunca beni yanına çağırdı. Dere kenarında bir pantolon bulduğunu söyledi. Pantolon çok büyüktü, Yusuf’a uygun değildi ve zaten onun da değildi. Yusuf’u benden daha çok görüyordu. Neyi kapatmaya çalıştı bilinmez.
▪︎ Evimizin köşesinde manav vardı. Manavın kamerası bir gün öncesinde çalışıyor ama Yusuf’un kaybolduğu gün çalışmıyor. Hesapta araştırmışlar, öyleymiş. O gün kameranın çöktüğünü söylediler.
▪︎ Bunlar aklımızda bir soru işareti oldu. Dosyamız kapanmış değil, savcımız araştırmalarına devam ediyor. İnşallah bir sonuç çıkar
▪︎ Tunceli Valisi bizim eski kaymakamımızdı. O zaman bizimle çok ilgilendi. Şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başbakandı. Milletvekili Abdulkadir Kart bizi telefonla Cumhurbaşkanımızla görüştürdü. Cumhurbaşkanımızla telefonda 10 dakikadan fazla görüşmemiz oldu. O soru sordu ben de cevapladım.
▪︎ Telefon görüşmemiz bittikten sonra kapımız çaldı. Bir de baktım ki, o zamanın kaymakamı Tuncay Sonel geldi. ‘Aferin, sen balığı baştan yakaladın’ dedi. Biz de onu içeri davet ettik.
▪︎ ‘Balığı baştan yakaladın’ demesinin ne anlama geldiğini bilemiyorum. Bize o dönem ne derlerse inanıyoruz. Başımıza böyle acı bir olay geldi. O dönem bizimle ilgilendi.
▪︎ Eşimin kafası dağılsın diye iyilikleri de olmuştu. Ancak iyilik miydi yoksa bir şeylerin üzerini kapatmak için miydi; onu da bilemiyoruz. Şu ana kadar şüphem yoktu. Tuncay Sonel ile babası vefat ettiğinde konuşmuş, mesajlaşmıştık.
▪︎ Şimdiki olayları duyunca benim de canım sıkıldı. Acaba diyorum öyle midir? Yine de inanamıyorum. Benim bir ümidim var. O da bana pantolonu gösteren subayın ifadesidir. 'Onun ifadesi alındı' dediler ama alınmadı. Subay olduğu için çekimser kaldık. Herhangi bir olay olur diye sesimiz çıkmadı ama Allah bilir.
▪︎ Bizim dosyaya el atılırsa memnun oluruz. Belki yurt dışına kaçmıştır, 18 yaşından sonra gelir ama yok. 18 yaşında, eve oğlum için seçmen kağıdı bile geldi ama o gelmedi."
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş:
-Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana “senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok” dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
-Benim kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar araştıracağım. Canıma da mal olsa mücadele edeceğim.
-En son büyük bir delil çıktı; 2 erkek DNA’sı tespit edildi Rojin’in vücudunda. Onda da 1 sene bizi oyaladılar, bu “bulaş olabilir” dediler. Taşıyan kişiler, doktorlar vs. En son 195 kişiye bakmışlar, DNA’lar kimseninkiyle eşleşmedi. Akrabalar, bizim çocuklar, bizimkilerin de hepsine baktık kimseyle eşleşmedi. Bu ne anlama geliyor? Bu bir cinayettir, belli. Katiller bu DNA’ların sahibi.
-Her iki köy ve üniversite içindeki DNA’lara, hatta rektör ve akrabalarına da baksınlar dedik. Düşünün ki bir iple makarası orada, ucunu aramıyorlar makarayı komple çöpe atıyorlar, diyorlar ucu bulamadık.
-Avukatlarla ricada bulunduk, Rojin’in telefonunu bıraktığı yerde o gece saat 7’yi beş geçe kim o gece oradaymış, kimin telefonu sinyal vermişse orada da bir ipucu elde edebilirler. Onu da yapmamışlar.
-Hem ben hem Gülistan’ın ailesi, ikimiz de fakir aileyiz. Ben amelelik yapıyorum. 21 yaşına kadar o çocuğu ne eziyetle büyüttüm.
-T24