hayat bazen dar bir kapı gibi. içeri girerken bir yanını mutlaka dışarıda bırakıyorsun. taşıdıkların ağır, vazgeçtiklerin sessiz, geride kalanlar kalbinde gürültülü. ilerliyorsun ama eksilerek. insan çoğu zaman yürür, ama hep biraz yarım varır.
Yaşamayı seviyorum. Bir şekilde içimde filizlenen bu hissi, bu coşkuyu, bu hevesi seviyorum. Uzun yürüyüşleri, gün batımlarını, havanın bahar kokuşunu, yağmur kokusunu, yaşamayı soluksuz içime çekmeyi…
Hayatı anlamlı kılan şeyler; psikolojik esneklik, sevdiğiniz iş, seyahat, yormayan sakin ilişki, gerçekten arkadaşlık etmeyi bilen, destekleyici bir dost ve çiçekler✨
Ingmar Bergman’ın şu benzetmesini çok seviyorum: “Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibi…Yorulursun, nefesin daralır ama manzaran genişler.”
Belki hayat bizi biraz nefes nefese bırakacak, evet…ama her adımda ufkumuz da büyüyecek. Ve bir gün, yukarıdan bakınca inşallah dilimizden dökülen de şu olsun: ‘Hiçbir yorgunluk boşuna değilmiş.’
bir sabah uyanıyorsun ve dünyan birden sadeleşiyor. her şeyin özü tek bir kelimede toplanıyor kabullenmek. öğrenecek çok şeyin var, ama yolun başlangıcı buymuş. hayatı, kusurları, kendini affederek kabullenmek.