İnsanın yaş aldıkça kalitesizliğe, sığlığa, omurgasızlığa, sahteliğe, arsızlığa, küstahlığa tahammülü kalmıyor.
3-5 kişi dışında kimse ile muhatap olmak durumunda kalmak istemiyor.
Az olsun, doğru olsun, gerçek olsun yeter diyor. ++
Sanat apolitik olsun derdiyle ülkede ne gerçek sanat kaldı ne de gerçek sanatçı.
Dik duran, apolitikliği reddeden azınlık oldu, ötekileştirildi, “sen işine bak” diye kakıldı.
#DenizGöktaş da, omurgalı nadide diğer sanatçılar da ülkenin parlak değerleridir ve yalnız değillerdir.
“size emanet” diyerek yayınladığı gösteriyi milyonlar izledi. tehditler savrulurken en oyuncaklı bölümü tekrar paylaştı. “kaçtı” dediler “yoo tatildeyim yanıma kıyafet almadım fazla, döneceğim” dedi. döndü. tertemiz iş. çok basit bir şey söyleyeceğim: seni seviyorum deniz.
Deniz Göktaş öyle bir çizgi çekti ki, daha düne kadar komedyen diye adam yerine konulanların hemen tamamı bir anda insanların nezdinde şaklabana dönüştü. Bundan sonra hayatları çok zor, yaptıkları her cıvık şaka güldürmek yerine tiksinti yaratacak. Deniz Göktaş oyun bozdu.
Deniz’in yaptığını sıradan stand-up olarak görmüyorum. Bilinçli bir eylemdi. İfade özgürlüğünü kullanarak iktidar eleştirisi yaptı.. bu eleştiriyi milyonlar izlesin diye ücretsiz yayınladı. Tepkilere rağmen özellikle en riskli şakasının videosunu tekrar paylaştı ve gözaltına+
Bakın arada bir jenerasyon var, Z kuşağının içerisinde saklı bir yerlerdeler. Aşağı yukarı 19-27 yaşlarındalar.
Bu jenerasyon bence bozuk. Sahiden bozuk.
Daha doğru bir kelime bulamıyorum tarif etmek için. Bozuk işte.
Kapatıp açmaya değmeyecek kadar bozuk. Delirtici bozuk.
az önce üst üste denk geldiğim makyaj videolarının şokunu atlatamıyorum.
öncesi ile sonrası arasındaki değişim cidden dolandırıcılık.
ayıp vallahi.
ayrıca kullanılan malzemelerin %90 ını ilk defa gördüm ve çoğunun ne amaçla kullanıldığını kesinlikle anlayamadım.
acayip olay.
Yürürken önümdeki adamın topuğuna bastım. Ben tekrar tekrar özür dilerim derken o üzülme, senin gibi birinin bana bir sebeple dokunmuş olması ve benim seninle bundan öteye gidebilecek şansım olmadığını bilmemden dolayı bu ufak dokunuş bana çok iyi geldi dedi.
Böyle. Bu kadar…
ay herkes her şeyi ne çok biliyor?!
o kadar çok biliyorlar ki sahiden bileni, bastırıp, bildigini söylemeye mecal bırakmaz hale getiriyorlar.
öyle bir şuursuzluk, öyle bir hadsizlik, öyle bir hastalık…
bir ufak noktadan, son damladan sonra da insan bayıyor, sıkılıyor, pes edip, tadı kaçtı deyip, öylece bırakıveriyor.
puf diye.
bir anda öyle.
ve esas kabulleniyor.
Kemal Kılıçdaroğlu: "Bana 'hain' diye bağıranları duydum.
Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun'a çıkarken isminin üstünde de hain ilanı vardı."
Ülkede abartılması gereken tepki abartılmıyor. Abartılmaması gereken tepki abartılıyor…
Özellikle bir kesim tepkilerini şova döndürmeye bayılıyor.
Sonuç, esas amaç filan arka planda unutuluyor hatta.
Ama hayati durumlar ve gerektirdikleri tepkiler fos…
tuhaf bir karmaşa…
kahveye biraz laktozsuz süt varsa ekler misiniz dedim.
Laktozsuz yok ama yulaf sütü var dedi.
Tamam, o da olur dedim.
Kahveyi hazırlayıp üzerine 1 parmak süt ekledi, verdi.
O süt için ekstra 160tl aldılar…
Vallahi afedersiniz etmezsiniz ama her şeyin boku çıktı…
Cumhuriyet tarihini bırakın, dünya tarihinde bile emsali zor görülecek bir vakaya tanık oluyoruz. Eski bir genel başkan, kaybettiği kongrenin ardından iktidar yargısından medet umarak yanında kalan birkaç milletvekili ve eski ilçe başkanıyla partiyi ele geçirmeye çalışıyor. Yaklaşık 500 kişilik bir grup, neredeyse 18 milyon seçmeni olan bir partiye adeta çökmeye kalkışıyor. Bunu parti içi bir mücadele olarak görmek ve bu rejimin koşullarında bile meşrulaştırmak mümkün değil.
Mutlak butlan kararı sonrası @kilicdarogluk kendisine parti içinden destek geleceğini, örgütten fireler olacağını düşünüyordu. Bu olmayınca süreci uzatmak yerine doğrudan müdahale yoluna gidilmiş görünüyor. Hiçbir organik destekleri olmadığı için bir avuç mafyavari tip ve milletvekili genel merkezi ablukaya almış durumda.
Önümüzdeki süreçte 500 kişilik bir grubun, neredeyse 18 milyon seçmenin oyunu almış bir partiye zorla çöküp çökemeyeceğini göreceğiz. Bu nedenle kamuoyunda tartışılan “ayrı parti” önerilerini şu noktada çok yanlış buluyorum. Böyle dehşet verici bir sonuç geri çevrilemezse, demokratik mücadele çok ağır bir darbe alır. Demokrasiye inanan herkesin seçilmiş, meşru CHP yönetimine destek vermesi gerekir.