Allah’ım, sen ona annesizliğin yokluğunu değil,annesinin sevgisini ömrü boyunca hissedeceği insanlar nasip et.
Allah’ım, sen o küçücük kalbin taşıyamayacağı acıları hafiflet.
Annesinin yokluğunu merhametinle sar.
Amin
oruç aruoba’nın da dediği gibi, “kişi kendini yapar, bozar, dağıtır, yıkar, kırar
sonra, yeniden kurar. önemli olan, kişinin kendini başlangıçtan kurmuş olması değil, baştan kurabilmesidir.” çok doğru.
Yoğun değersizlik hissine sahip olan insanlar, kendilerine değer ve sevgi vereni değil, onu bu histen kurtaracak düşmanı ararlar. Onlara gösterdiğiniz değer ve sevgi, onlar tarafından değersizliklerini hatırlatan rekabet davetiyesi gibi algılanır.
Tıpkı Dostoyevski’nin hapishanede herkesin tekmelediği köpeği sevdiğinde, köpek tarafından ısırılması gibi.
Bu durum, sevginin bile nasıl bir meydan okuma olarak görüleceğinin trajik kanıtıdır.
Sevgi ve değer görmek tek başına yeterli değildir, kişi bu duygulara layık olduğunu hissetmediği sürece kaos ve çatışma kaçınılmazdır.
Nietzsche'nin "zedelenmiş ruhlar" veya Adler'in "aşağılık kompleksi" kavramları da bu durumu anlatır.
Yasını tutamadığımız şey, bizi sessizce yönetmeye devam eder; yasını tutabildiğimiz şey ise yavaşça bizim olur, bir parçamıza dönüşür. Hayal kırıklığını göğüsleyebilen insan, dünyayı er ya da geç olduğu gibi kabul eder.
İlginç bir psikolojik terim okudum bugün: “reaktif değersizleştirme.” İnsanlar sizi kontrol edemediğinde sizi olduğunuzdan daha az mutlu, daha az başarılı ya da sorunlu taraf gibi resmedip insanları buna ikna etmeye çalışarak kırılan özdeğerlerini tamir yöntemi. Tanıdık değil mi?
Patolojik olarak hasta olan insanlar genelde kendi defolarını sizin üzerinize yükleyip burdan haklılık payı çıkarıp iyi hissederler. Zaten hayattaki derdi erkeklerle gezmek olan birinden fazlasını bekleyemezsiniz. En nihayetinde ibretlik bi hikaye olarak izleriz uzaktan :)
Korkaklık bazı insanların kimliği gibi. Hiçbir ilişkinin içinde var olamadıkları için kendi hayal dünyalarında voltadalar sürekli. Gerçeklikle bağı bu derece koparmanın en keskin yansıması, göz göze geldiğinizde orada artık ruh göremezsiniz ya da artık hiç göz göze gelemezsiniz.
bana gore sevdiginiz kisi onurunuzu ve gururunuzu ne derece dusunup hareket ediyorsa size duydugu sevgi de o derecededir. bu olcu birinin sevgisinden emin olmanız icin tek basına bile yeterli olabilir
son karşılaşma teorisine göre; biriyle yaşadığın olaydan gereken dersi aldıysan evren bir daha asla yollarınızın kesişmesine izin vermez. aynı binada olsanız bile
yürümenin felsefesi kitabını ilk okuduğumda yürümekle ilgili kafamda yekpare kristal bir top gibi bir düşünce belirmişti; yürümek aslında bir yere ulaşmak için değil, bir süreliğine hiçbir yere ulaşmak zorunda olmamak için yapılıyordu, evet, o gün bugündür yürüyorum